Kaçan insan ile kovalayan insanın ortak bir noktası vardır: İkisi de kurtulmak ister.
Biri yakalayarak, diğeri kaçarak kurtulmayı umar. Yöntemleri farklıdır ama niyetleri aynıdır.
Hayat, kaçanla kovalayanın bitmeyen bir valsi gibidir. Bir yanda peşinden koşulan hayaller, diğer yanda onlardan uzaklaşan gerçekler. Biri özgürlüğe doğru koşar, diğeri zincirlerinden kurtulma umuduyla takip eder. Peki sonunda kim kazanır?
Her kovalamacanın bir sonu vardır. Bazen yakalayan kazanır, bazen kaçan. Ama asıl kazanç sonuçta değil, süreçte saklıdır. Sabırda, dönüşümde ve insanın kendini tanımasında.
Bugün sokakta yürürken insanlara kulak verin. Herkes bir şeyden kurtulmak istiyor.
Borçtan, yalnızlıktan, geçim sıkıntısından, sorumluluktan…
Bir köpek tasmasından, bir çiftçi kuraklıktan, bir memur ay sonundan kurtulmak istiyor. Ortak kelime hep aynı: kurtulmak.
Ormanda avcı ile avı düşünün. Avcı açlıktan, av can korkusundan kurtulmak ister. İkisi de kaçışın ve kovalamacanın içindedir. Hayat da böyledir. Çok istediğimiz bir şeye hazır değilsek, o bizden kaçar. Belki de bizi yanlış bir yükten korumak için.
Bir aşkı ele alalım. Eğer duygusal olarak olgun değilseniz, o aşk elinizden kayar. Ne kadar kovalarsanız kovalayın uzaklaşır. Çünkü hazır değilsinizdir. Bazen kaçan şey, aslında sizi kurtarandır.
Tarih de bunu söyler. Nice imparatorluklar yıkıldı, nice görkemli yapılar yerle bir oldu. Hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmedi. Hiçbir güç ebedi olmadı.
“Batırılamaz” denilen Bismarck bile battı. Sonunda gemi, düşmana teslim olmamak için kendi mürettebatı tarafından sulara gömüldü. İngilizler bir tehditten kurtuldu, mürettebat ise onurunu kurtardı. Kimi zaman yenilgi bile bir kurtuluştur.
Hayatın her alanında bu döngü var. Terfiyi kovalayan yönetici, şampiyonluğu kovalayan sporcu, mutluluğu arayan insan… Eğer gerekli hazırlık yoksa, hedef uzaklaşır. Ama o uzaklaşma boşuna değildir. İnsanı büyütür. Sabretmeyi öğretir. Güçlendirir.
Zaman en adil yargıçtır.
Acılar sürmez.
Zulümler kalıcı değildir.
Hiçbir fırtına sonsuza kadar devam etmez.
Bitecek mi?
Evet, bitecek.
Ama mesele sadece bitmesini beklemek değil. O süreci anlayarak yaşamak. Kaçanın da kovalayanın da aslında aynı şeyin peşinde olduğunu görmek.
Sabır insana şunu öğretir:
Et ve kemikten ibaret sandığımız bedenimiz, yaşadıkça sertleşir.
Mutsuzluk arttıkça kaçma isteği büyür ama insan kaldıkça dayanmayı da öğrenir.
Her kaybedişin içinde küçük bir kazanç vardır.
Hayatın oyunundan korkmuyorum.
Elimde olanı görüyor, artırıyorum. Ruhumu da koyuyorum ortaya.
Kaybettikçe anlıyorum ki bazı yenilgiler kurtuluşa açılan kapıdır.
Bu dansı izleyin.
Kaçanı da, kovalayanı da.
Çünkü eninde sonunda ikisi de kurtulur.
Zaman geldiğinde.
Gelecekte yeniden görüşmek üzere.
O zamana kadar, dansı izlemeye devam edin.
Sizlere Gelecekte Görüşmek Üzerine Meydan Okuyorum.
O Arada Görüşelim…

