İnşaatı tüm hızıyla devam eden Faras Tisania Projesi hakkında Danıştay, ihtilafın çözümünde adres olarak AYM’yi gösterdi.
Araştırmacı-Yazar Abdullah Ayan, Faras Tisania Projesi hakkında bilgiler verdi. Ayan, Danıştay 6. Dairesi’nin Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. idari Dava Dairesi’nde açtığı davada verilen kararın temyiz talebini yerinde bulduğunu söyledi.
Ayan. “Dosyayı gereği için yerel mahkemeye iade ederken tarihi bir karara imza attı ve yerel mahkemenin ‘anayasaya aykırılık’ gerekçesiyle sorunun giderilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasını önerdi ve AYM kararına kadar inşaat durdurulmalı görüşüne yer verdi. Böylece Faras Tisania Projesi’ni imar uyuşmazlıkları kapsamında değerlendiren Danıştay Altıncı Dairesi (Esas No: 2024/8229, Karar No: 2025/7082), Türk hukuk tarihi ve çevre mücadelesi açısından milat niteliğinde bir bozma kararı vermiş oldu.” dedi.
“NE KARAR ÇIKACAĞI DİKKATLE TAKİP EDİLMELİ’
Danıştayın Kıyı Kanunu’nun, eski imar haklarını koruyan geçici maddesinin Anayasa’nın 43. maddesine (Kıyılardan yararlanmada kamu yararı gözetilmesi ilkesi) açıkça aykırı olduğu kanaatine vardığını belirten Ayan, “Yüksek mahkeme, geçmişteki planların sonsuza değin kalıcı bir yapılaşma hakkı doğuramayacağını, aksi durumun kıyıların halk tarafından kullanımını tamamen engelleyeceğini belirterek dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıma kararı aldı. Bu tarihi karardan sonra idare mahkemesinin AYM’ye başvurup vurmayacağı ve AYM’nin vereceği kararın ne yönde olacağı kamuoyunca dikkatle izlenmeli.” şeklinde konuştu.
“DANIŞTAY KARARINA GÖRE RUHSAT İŞLEMLERİ ASKIYA ALINMALI”
Ayan sözlerini şöyle tamamladı;
“Danıştay’ın kararı doğrultusunda Kıyı Kanunu’nun ilgili maddesinin iptali için AYM’ye başvurulduğu takdirde sahil şeridine ilişkin bu ve benzeri davalarda AYM kararı “bekletici mesele” yapılacaktır. Bu durumda geri dönülmesi imkansız çevre zararlarının engellenmesi adına, AYM kararı netleşene kadar sahil şeridinde bu maddeye dayanarak yükselen projelerin ruhsat işlemleri idari olarak askıya alınmalıdır. Bütüncül Koruma Planlaması amacıyla Belediyeler, geçmiş on yıllardan kalan parsel bazlı imar haklarını modern çevre normlarına göre revize etmeli; şahıs mülkiyetlerini imar hakkı aktarımı veya takas yöntemleriyle kıyı arkasına taşıyarak sahilleri tamamen halka açmalıdır.”

