Bugün ilk kez bu sayfada köşe yazısına başladım.
Şimdiden, sabırla okuyacağınız için teşekkür ederim. Öncelikle ilk gün, ilk kez bu sayfada yazdığım için kim olduğum merak edilmem doğal.
Ben kimimin cevabı ben sokaktaki adam Mustafa Sarı.
Çocukluğumu ve 41 yıllık memuriyetimin 22 yılını Mersin sokaklarında geçiren renkli kişiliği olan sokaklardan rezidanslara kadar toplumun tüm kesimleriyle özdeşleşen, belki arkadaşınız, belki kardeşimiz, belki abimiz olan biriyim.
Öncelikle ilkeli ve doğru insanlar bir şekilde birbirini bulur ve ortak hedeflerde buluşur.
Benimkisi de tıpkı bunun aynısı. Sn. Selahiddin Akkuş beyle belki bir çay içip sohbet bile etmedik. Ama kişilerin çalışma azimleri, ortak kaygılarda toplumun ortak dertlerin de ortak hassasiyetlerde farkına varmadan bir araya gelebiliyor olması çok değerli.
Benimkisi de tam işte bu…
Bir Mersin sevdalısı olarak doğum büyüdüğüm bu kentin kültürel değerlerini, insanların beklentilerini farklı bir bakışla, yapıcı yumuşak dil ve katkı verici eleştirilerle, Anamur’dan Çamlıyayla’ya kadar zaman zaman gündeme taşıyacağım.
Hep, kırıcı değil, yapıcı ve teşvik edici cümlelerimizi
özenle seçeceğim.
Ata sözünde de önemli bir yer tutan, “amacımız üzüm yemek…” sözü gibi.
1974-1984’lü yıllarda çocukluğumun geçtiği bu kentin yanımda manevi bir değeri vardır.
Memuriyetimin idareci olarak aynı işte 22 yıllık kısmını çocuk ve yaşlı alanında üç işi birlikte yürütme başarısıyla yapmış olmak ayrı bir duygu.
Bu kamusal görevlerimi yaş haddinden 1 Haziran itibarıyla tamamladım.
Bundan böyle, gönüllü olarak “sokaktaki adam”
olarak sizlere zaman zaman rehberlik yapabilir isem ne mutlu bana.
Saygıyla…

