Çocuk işçiliği denildiğinde; çocukların gelişimini, eğitimini ve sağlığını engelleyen, onları çocukluklarından koparan ve yaşlarına uygun olmayan işlerde çalıştırılmaları akla gelir.
Bu durum yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda temel bir insan ve çocuk hakları ihlalidir.
2005 yılında SHÇEK bünyesinde yürütülen çalışmalar, 2012’de bakanlık yapısına dönüşmüş ve bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısı altında devam etmektedir. Bu sürecin Mersin ayağında yaklaşık 22 yıl boyunca çocuk işçiliğiyle mücadele alanında idareci olarak görev yaptım. Aynı görevi aynı yerde çeyrek asra yakın sürdüren az sayıdaki yöneticiden biri oldum.
1 Haziran 2026 tarihinde yaş haddinden emekli oldum. Ancak emeklilik, toplumsal sorumluluklarımızın sona erdiği anlamına gelmez. Aksine, bireysel duyarlılığımız ve vatandaşlık görevimiz devam eder. Bu nedenle çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda katkı sunmayı sürdüreceğiz.
Unutulmamalıdır ki çocuk işçiliğiyle mücadele yalnızca kamu kurumlarının görevi değildir. Sivil toplum kuruluşları, aileler ve toplumun tüm bireyleri bu mücadelenin doğal paydaşıdır. Çocuklarımızın 18 yaşına kadar evinde, okulunda ve güvenli sosyal alanlarda sağlıklı bireyler olarak yetişmesi hepimizin ortak hedefidir.
Mersin, bu alanda önemli bir mesafe kat etmiş illerimizden biridir. 2000’li yılların başında sokakta çalışan çocuk sayısı binlerle ifade edilirken, bugün bu sayı üç haneli rakamlara kadar gerilemiştir. Bu başarı, yıllardır sürdürülen çocuk odaklı projelerin ve kararlı mücadelenin bir sonucudur. Yazılı ve görsel medya aracılığıyla farkındalık oluşturulmuş, aile eğitimlerine ağırlık verilmiş ve mevzuatın etkin uygulanması sağlanmıştır.
Ulusal ve uluslararası düzenlemelere göre, 18 yaş altındaki çocukların tarımda, sanayide ve sokakta çalıştırılmaması esastır. Özellikle çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyen tehlikeli işlerde çalıştırılmaları açıkça suçtur.
Elbette bu sorunun bir günde tamamen ortadan kalkması beklenemez.
Ancak Mersin’de yürütülen çalışmalar, hem yurt içinde hem de uluslararası alanda dikkatle izlenmektedir. Nitekim 2017 yılında yurt içi ve yurt dışından gelen uzmanlar, Mersin’de bu sorunun nasıl minimize edildiğine dair kapsamlı incelemelerde bulunmuş ve yapılan çalışmaları takdirle karşılamıştır. Aynı dönemde Mersin’de yürütülen projeler, sosyal bilgiler ders kitaplarında örnek uygulama olarak yer almıştır.
Çocukları sokaktan korumak için en büyük sorumluluk ailelere düşmektedir.
Çünkü sokakta çalışmaya başlayan çocuklar zamanla sokağa bağımlı hale gelmekte, aile bağları zayıflamakta ve çeşitli risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu süreç, eğitimden kopuşu beraberinde getirirken, çocuk suçluluğu ve madde bağımlılığı gibi ciddi sorunlara da zemin hazırlayabilmektedir.
Bu nedenle çocukların yeri; sokağın riskli ortamları değil, evleri, okulları ve güvenli oyun alanlarıdır. Mersin’de bugüne kadar hayata geçirilen çok sayıda çocuk odaklı proje, bu anlayışın somut bir göstergesidir.
Toplum olarak hepimize görev düşmektedir.
Duyarlı vatandaşlar, çocuk istismarı ve benzeri durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak ihbarda bulunabilir.
Sessiz kalmamak, bu mücadelenin en önemli adımlarından biridir.
Hedefimiz; çocuk işçiliğinin, çocuk istismarının ve çocuk suçluluğunun olmadığı bir Mersin, bir Türkiye ve bir dünya inşa etmektir. Çocuklarımızın çocukluklarını özgürce yaşayabildiği bir gelecek için toplumsal duyarlılığı büyütmek zorundayız.
Saygıyla…

