Toroslar’ın sessiz tanıklarıdır sedirler… Yüzlerce yıl ayakta kalabilen, kökleriyle toprağa, gövdesiyle tarihe tutunan bu kadim ağaçlar, sadece bir orman unsuru değil; aynı zamanda bir medeniyet hafızasıdır.
Katran ağacı olarak da bilinen sedir, dayanıklılığıyla çağlar boyunca sarayların, gemilerin ve önemli yapıların vazgeçilmez malzemesi olmuştur. 40 metreyi bulan boyu, bin yılı aşan ömrüyle doğanın insana sunduğu en görkemli miraslardan biridir. Öyle ki, bir ülkenin kimliğine dahi sembol olmuştur; Lübnan bayrağındaki sedir bunun en çarpıcı örneğidir.
Bugün Türkiye’de, özellikle Orta Toroslar’da kümeler halinde varlığını sürdüren sedir ormanları, yeniden çoğaltılmak için önemli bir çabanın konusu. Orman işletmeleri bu alanda ciddi bir seferberlik yürütüyor. Gülnar’da yaklaşık 15 bin hektara ulaşan sedir varlığı, hem doğal zenginlik hem de geleceğe bırakılacak bir emanet olarak dikkat çekiyor.
Yıllar önce Gülnar’ın Katran mevkiinde toprakla buluşan fidanların bugün gür ve heybetli ormanlara dönüşmesi, doğaya yapılan yatırımın en somut kanıtıdır. Üstelik sedir, çam ağaçlarının aksine tırtıl ve benzeri zararlılara karşı daha dirençli. Bu özelliğiyle hem sürdürülebilir orman yapısı sunuyor hem de bakım maliyetlerini azaltıyor.
Hoş kokusu, dayanıklılığı ve estetik yapısıyla mobilya sektörünün de gözdesi olan sedir, Toroslar’ın bin metre üzerindeki kuşağında yetişerek bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Ancak mesele sadece ekonomik değil. Uzmanlara göre sedir ormanlarının yaygınlaşması, bölgenin yağış rejimini de olumlu etkileyebilir. Yani daha çok sedir, daha çok bereket demek.
Bugün yapılması gereken açık: Sedir ormanlarını korumakla yetinmeyip çoğaltmak. Her fidan, geleceğe dikilen bir umut; her sedir, Toroslar’ın yarınlarına bırakılan bir mirastır. Doğaya sırtını dönen değil, onunla birlikte büyüyen bir anlayışla hareket edilirse, sedirler yeniden bu coğrafyanın hâkim ağacı olabilir.


