Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BAZEN KARAMSARLIK SEVİNCE DÖNER

Değerli okuyucularım, Özellikle ormanların ve orman köylerinin yoğun olduğu yerleşimlerde,

Değerli okuyucularım,

Özellikle ormanların ve orman köylerinin yoğun olduğu yerleşimlerde, geçmiş yıllarda orman idaresi ile vatandaşlar arasında zaman zaman tatsızlıklar yaşanmıştır. Akdeniz Bölgesi’nin, özellikle de Taşeli yöresinin orman köylerinde bu tür sorunlar, tapulama işlemleri tamamlanıncaya kadar devam edegelmiştir.

Bizim de böyle bir hikâyemiz oldu.

Gülnar merkeze 3-4 kilometre mesafedeki Irgat mevkiinde, etrafı ormanlarla çevrili yaklaşık 15 dönümlük bir tarlamız vardı. Tarlanın geçmişe dayanan kayıtları Özel İdare ve benzeri resmi kayıtlarda 100 yılı aşkın bir geçmişe sahipti. Ancak o yıllarda şehir dışında görev yapmamız ve tapulama bilirkişi tespitleri ile itiraz sürelerini takip edemememiz nedeniyle, yaklaşık 2012 yılında tarlamız orman adına tapulandı.

Bir süre sonra orman idaresinin araziyi tel örgüyle çevirdiğini gördük. Yıllardır ekip biçtiğimiz tarlamız artık orman idaresinin mülkiyetindeydi.

Elbette insanın yıllarca emek verdiği toprağı kaybetmesi kolay değildi. Geriye buruk bir üzüntü kaldı.

Fakat hayat bazen hiç beklemediğiniz bir anda yaşadığınız karamsarlığı sevince dönüştürebiliyor.

2011-2012 yıllarında Türkiye genelinde Gönül Elçileri Projesi başlatılmıştı. Ben de Mersin il koordinatörü olarak bu projede görev aldım ve 2026 yılına kadar yaklaşık 15 yıl bu görevi sürdürdüm. Proje kapsamında ulaşılan hedef kitle bakımından Türkiye birinciliği elde ettiğimiz dönemler de oldu.

İşte hikâyenin ormanla bağlantısı da burada başladı.

Gönül Elçileri Projesi’nin tanıtımı kapsamında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “Gönül Elçileri Hatıra Ormanları” oluşturuluyordu. O dönemde Gülnar Orman İşletmesi, yıllar önce elimizden çıkan yaklaşık 15 dönümlük tarlanın bulunduğu alana “Gönül Elçileri Hatıra Ormanı” adını verdi.

Bir bakıma hayatın güzel bir cilvesiydi.

Toprağımız artık bizim değildi. Ancak üzerinde bizim için anlamlı, kalıcı bir isim vardı.

Daha da önemlisi, yıllar sonra o araziyi yeniden gördüğümde karşıma bambaşka bir manzara çıktı. Bir zamanlar tarla olarak kullandığımız alan, çeşitli orman ağaçlarının yetiştiği yemyeşil bir ormana dönüşmüştü.

İşte o manzarayı görünce yıllar önce yaşadığım burukluk, yerini sevince bıraktı.

Çünkü ben ağacı ve ormanı seven bir insanım. Kişisel bir kaybın, ülkemiz adına güzel bir kazanıma dönüşmüş olması beni mutlu etti.

Bugün geriye baktığımda, “Gülnar’da bir Gönül Elçileri Hatıra Ormanı” var diyebiliyorum.

İyi de oldu.

Önemli olan, güzel ülkemizin her köşesinin yeşil kalması, ormanlarımızın korunması ve gelecek kuşaklara bırakılmasıdır.

Adı ne olursa olsun; yeter ki ormanlarımız çoğalsın, ağaçlarımız yaşasın, ülkemizin her yanı yeşile bürünsün.

Bazen insanın yaşadığı bir karamsarlık, yıllar sonra büyük bir sevince dönüşebiliyor.

Benim hikâyem de bunun küçük bir örneği oldu.

Yeşil kalsın Türkiye… Ormanlarımız hep var olsun.

Saygılarımla.