Değerli okuyucularım,
Belki sorabilirsiniz, niye kendini ön plana çıkarıyorsun diye.
“Türk, öğün, çalış, güven” sözü aklıma geldi. Elbette çalışmış iseniz öğüneceğiz…
1985’lerde memuriyete Maliye’de ilk başladığım yıllarda, 2022 sayılı yasa olarak bilinen, kamuoyundaki “65 yaş maaşı”, o zamanki adıyla 65 yaş maaşlarını Maliye bağlardı. O yıllarda 65 yaş maaşı için çok sayıda ek belge, fotokopi, evraklar isteniyordu. Yaşlılar için de yorucuydu.
Sanki bu günleri çağrıştırıp Çocuk ve Yaşlı Merkezi’nin Müdürlüğünden emekli olacağımı çağrışımını yaparcasına, o zamanlardan belli gibiydi sanki kendimin de dahil olduğu yaşlı insanlarımıza hizmet aşkı.
İşte o günlerde asli görevim icra/vergi memuru olmama karşılık, gönüllü olarak 65 yaş maaşına başvuran yaşlı vatandaşlara kibirlenmeden rehberlik ve başvurularına yardım ediyordum. Yapılan iyilikleri söylemek belki hoş değil ancak bazen hatırlanması da gerekiyor…
1996 yılında Selçuk Üniversitesi Kulu Meslek Yüksekokulu’na yüksekokul sekreteri olarak yatay geçiş yaptım. O zaman ilk Kulu’ya vardığımda, yüksekokul binası diye büyük bir iş hanına girdim. Vardığımda buranın yüksekokul olduğunu öğrendim.
İlk aşamada odaları birleştirerek sınıf yaptık. İş hanı yüksekokula çevrilmişti. Ancak bir üniversite görüntüsünün farklı olması gerekiyordu. Duyarsız kalmazdım. Hemen yeni yüksekokul binası için harekete geçtim.
Daha o yıllarda çözüm odaklı çalışmayı seviyordum. İmece kültürü içinde bir an önce okul yapmak için boş durmamıştım.
Kulu-Konya çıkışında yaklaşık 10 dönüm alanın üniversiteye bağış yaptırılmasına vesile oldum. Elbette müteahhit, inşaatçı değiliz ama çözümsüz asla değiliz.
İlerleyen süreçte imeceyle okul yapımı başladı. Netice itibarıyla Kulu’nun Konya girişine devasa yüksekokul kampüsü yapılmasına bir nebze de olsa vesile oldum. İnşaat aşamasında ayağıma çivi batıp tetanoz aşısı olduğumu da bilirim…
2000 senesinde, ilçemiz Gülnar’a yakın olduğu için Ermenek Meslek Yüksekokulu’na sekreter oldum. Şansımdan orası da eski ortaokul binası, eski bina idi.
Orada da el ele vererek 30 dönümlük alana yüksekokul yapılması için en azından katkım oldu. Şimdilerde devasa bir yüksekokul kampüsüne kavuştu…
2004 yılında SHÇEK Mersin ÇOGEM, Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürlüğü’ne yatay geçişle müdür olarak görevlendirildim.
Mersin’de sokakta çalışan çocuklar sorununun çözülmesine yönelik 22 yılda 22 sosyal projenin hayata geçirilmesine vesile oldum. Bu süreçte yüzlerce çocuk sokaktan kurtarılıp okullaştırıldı.
Mersin, çocuk hakları alanında örnek il oldu.
Yürütülen projeler, 2016 yılından bu yana Sosyal Bilgiler ders kitabında hâlen 81 ilde okutuluyor.
Çocuk alanında başarılı çalışmaların ardından, 2024 yılında üçüncü görev olarak, 60 yaş üstü yetişkinlere hizmet veren Mersin Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezi Müdürlüğü’nü başarı ile yürüttüm.
2024 yılında Tazelenme Üniversitesi, Mersin Üniversitesi’nde faaliyete geçti. 60 yaş üstü bireylerin yaş almalarını sağlayan bu üniversitenin kuruluş ve öğrenci sağlanması aşamalarında Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezi olarak büyük desteğimiz oldu. Çünkü aynı amaca hizmet ediyorduk.
Her işin ve memuriyetin sonu olduğu gibi, 1 Haziran 2026’da kendim 65 yaştan zorunlu emekli oldum. Akran yetişkinlerimizin yoğun isteği ve onlardan kopmamak için kendim de Tazelenme Üniversitesi’ne 16 Eylül’de başvurdum. Benim de öğleden önce çağırıp bilgilerimi almalarına rağmen maalesef başvurum kabul edilmemiştir.
Elbette müteahhit değilim, elimde sihirli değneğim de yok. Ancak yılların verdiği imece kültürü, girişimcilik, müteşebbislik gücümü bir nebze de olsa bir eğitim kurumunun gelişimi için harcardım.
Halbuki Tazelenme Üniversitesi yeni olmasıyla bina ve kadro sorunu yaşıyor. Müteşebbislere, benim gibilere kapısını açmasından doğal bir şey olmazdı. Tazelenme Üniversitesi maalesef işin hamurunda olan beni kabul etmedi.
Sağlık olsun…
İşte bunun için yazımın başında belirttiğim gibi, Mustafa Sarı “kazanılmaz, kaybedilir” diye.
Bunun için böyle makale yazma gereğini duydum.
Hoşça kalın.


