Değerli okuyucularım,
İyilik, yardımlaşma, merhamet ve imece için samimiyet testi yapacak değiliz elbette. Bu konuda hepimizin olumlu sayabileceğimiz güzel yanları mutlaka vardır.
Önemli olan, imece kültürünü toplumun tüm kesimlerini içine alacak şekilde yaygınlaştırmak, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygularımızı güçlendirmek, ekip çalışmasını geliştirmektir.
Çok geç olmadan, yalnızca sosyal yardımlarda değil; sel, yağmur ve fırtına gibi doğal afetlerde de yardımlaşmak için kendimizi yardım ekiplerinde göstermemiz gerekir.
Küresel iklim krizi ve seller, çağımızın önemli doğal afetleri arasındadır. Doğal felaketler, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” anlayışını çoktan aşmış durumdadır. Çünkü yaşadığımız olumsuzluklar ve doğal felaketler, bir şekilde hepimizi etkiliyor.
Bu nedenle özel sektör ve kamu kurumları başta olmak üzere tüm kesimler güç birliği yaparak duyarlı davranmalı, zamanında tedbir almalı ve birçok doğal felaketin önüne geçmek için çaba göstermelidir. Hepimiz öncelikle sosyal sorumluluk sahibi yurttaşlar olmalıyız.
Hani diyoruz ya, komşusu açken tok yatanlardan ya da komşusu açıkta kalırken uyuyanlardan olmayalım.
Unutmayalım! Yaşadığımız her olumsuz olay, aslında biz insanlar için bir derstir.
Acaba hiç düşünüyor muyuz? Caddelerdeki logarlar neden tıkanır? Sokaklara gelişigüzel attığımız atıkların sel sularıyla logarları tıkayabileceğini hiç aklımıza getiriyor muyuz?
Dere yataklarına yapılan binaların bir gün mutlaka doğa ve sel tarafından geri alınabileceğini düşünüyor muyuz?
Özetle, dünyada ve ülkemizde yaşadığımız birçok olay bizlere ders olmalı. Ders almasını bilmeliyiz.
Toplum olarak yaşananlardan ders alıp doğru olanı yaptığımız, çevremizi koruduğumuz gün, doğru yolda olduğumuzu söyleyebiliriz.
Unutmayalım ki geleceğe bırakacağımız en değerli miras, çevremizi ve doğamızı temiz tutarak korumaktır. Bu, geleceğe ve çocuklarımıza armağan edeceğimiz en güzel çiçektir.
Saygıyla…

