Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘GELECEK İÇİN ÇEVRE POLİTİKALARI HAYATA GEÇMELİ’

Birleşmiş Milletler’in 1972 yılında düzenlenen Stockholm Konferansı sonrasında ilan ettiği

Birleşmiş Milletler’in 1972 yılında düzenlenen Stockholm Konferansı sonrasında ilan ettiği 5 Haziran Dünya Çevre Günü, çevre sorunlarına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla dünya genelinde kutlanıyor. TMMOB Jeoloji Müh. Odası Mersin İl Temsilcisi Erkan Demir 5 Haziran Çevre Günü dolayısıyla açıklamada bulundu. Demir, günümüzde iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı, su kaynaklarının tükenmesi ve ekosistemlerin giderek artan baskı altında kalması nedeniyle bugün, bir kutlamadan çok insanlığın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi gereken önemli bir muhasebe gününe dönüştüğünü söyledi.

Demir, “Doğal sistemler üzerindeki baskının her geçen gün arttığı günümüzde, yerkürenin dengesini ve yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit eden uygulamalara karşı bilimsel verileri esas alan, kamu yararını gözeten ve doğal kaynakların korunmasını önceleyen politikaların hayata geçirilmesi her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.” dedi.

“DOĞAL VARLIKLAR KAMU YARARI GÖZETİLEREK KORUNMALIDIR”
 
Jeoloji mühendisleri olarak, yerkürenin milyonlarca yıllık süreçler sonucunda şekillendiğini, doğal kaynakların ise insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir değer taşıdığını bildiklerini söyleyen Demir, “Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının korunması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, jeolojik risklerin belirlenmesi ve çevresel etkilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi süreçlerinde önemli sorumluluklar üstleniyoruz. Ancak son yıllarda ülkemizde uygulanan plansız ve bilimsel esaslardan uzak politikalar; doğal alanların hızla yapılaşmaya açılmasına, kontrolsüz madencilik faaliyetlerine, su havzalarının baskı altına alınmasına ve çevresel denetim mekanizmalarının zayıflamasına neden olmaktadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçlerinin etkisizleştirilmesi, ekosistemlerin taşıma kapasitesinin göz ardı edilmesi ve kısa vadeli ekonomik hedeflerin kamu yararının önüne geçirilmesi, doğa ile toplum arasındaki hassas dengeyi giderek daha kırılgan hâle getirmektedir. Yakın geçmişte İliç`te yaşanan maden faciası, Marmara Denizi`nde ortaya çıkan müsilaj sorunu, orman ve su varlıkları üzerinde yoğun baskı oluşturan projeler ile Akbelen, İkizdere ve Kaz Dağları gibi birçok bölgede yaşanan çevresel tahribatlar; bilimsel uyarıların dikkate alınmamasının ve doğal sistemlerin sınırlarının zorlanmasının ağır sonuçlarını gözler önüne sermiştir. Doğal varlıkların korunması yalnızca çevresel bir tercih değil; kamu yararının, toplumsal adaletin ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzun gereğidir.” şeklinde konuştu.
“ÇEVRE HAKKI, TÜM CANLILARIN YAŞAM HAKKIDIR”
 
Demir şöyle devam etti;
Anayasamızın 56. maddesi herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı tanırken, bu hakkı korumayı hem devlete hem de yurttaşlara bir ödev olarak yükler. “Kirleten öder” anlayışının ötesine geçilerek, kirlenmeyi ortaya çıkmadan önleyen politikalar geliştirilmeli; denetim mekanizmaları güçlendirilmeli ve toplumsal çevre bilinci günlük söylemlerin ötesine taşınarak örgütlü bir toplumsal sorumluluğa dönüştürülmelidir. Doğal kaynaklı afetleri, çevre felaketlerini ve ekolojik krizleri kadere bağlayan anlayışa karşı; bilimi, kamu yararını ve gezegenimizin sınırlarını merkeze alan yeni bir çevre politikasına ihtiyaç vardır. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak; toprağımıza, suyumuza, denizlerimize, ormanlarımıza ve tüm yaşam alanlarımıza sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için bilimsel bilgi ışığında, kamu yararını esas alan çevre politikalarının hayata geçirilmesi çağrımızı yineliyoruz.”