Bu yazı da odaların seçimleriyle ilgili başka bir yaklaşım…
Sizin de bildiğiniz sorunlara başka bir yaklaşım…
Seçimler yaklaşıyor.
Adaylar hazırlanıyor.
Ziyaretler başladı.
Vaatler sıralanıyor.
Fotoğraflar çekildi.
Ben bir şey sormak istiyorum.
Seçeceğiniz başkan, odanın alt katlarına da hükmedebilecek mi?
Görünen ve görünmeyen iktidar
Bir odanın gerçek gücü başkanda değildir. Başkanın altındaki kadrodadır.
Yıllarca aynı masada oturan idari müdür. Karar vermeden önce “bizim geleneğimiz böyledir” diyen danışman. Diğer kurumların personeliyle yan yana gelmek istemeyen alt kadro yöneticisi.
Bu isimler seçilmiyor. Ama şehri yönetiyor.
Mersin’de bugün yaşanan kurumlar arası iletişimsizliğin, ortak projelerin başlamadan bitmesinin, şehrin kalbine hitap edecek işlerin bireysel kaprisler yüzünden olumsuzlanmasının arkasında çoğunlukla seçilmiş başkanlar değil, bu görünmez kadro var.
Sun Tzu der ki: “Komutanın emirleri açık olduğu halde askerler uymuyorsa, suç subaylardadır.”
Peki ya subayları denetlemeyen komutan?
Odaklanmak: Bir lüks değil, zafer şartı
Bruce Lee der ki: “On bin farklı tekniği bir kez uygulayan adamdan korkmam. Tek bir tekniği on bin kez uygulayan adamdan korkarım.”
Uzmanlık budur. Derinliktir. Tek şeyi mükemmel yapmaktır.
Bir kurum hem sanayiciye hem tüccara aynı anda tam hizmet verdiğini iddia ediyorsa — ikisine de yarım hizmet veriyordur. Bu bir eleştiri değil, matematiğin gereğidir.
Gaziantep bu ayrımı yaptı — dünya devi bir üretim merkezi oldu. İzmir bu ayrımı yaptı — hem sanayisi hem ticareti güçlendi. Kayseri bu ayrımı yaptı — sanayici bürokratik yükten kurtuldu, tüccar kendi pazarına odaklandı.
Ayrışma güç kaybı değildir. Odaklanma kazancıdır.
Kendi işletmesinde uzmanlaşmanın değerini bilen bir yöneticinin, kurumunda bu uzmanlaşmaya direnmesi derin bir çelişkidir. Sanayicinin sorunları ile tüccarın ihtiyaçları aynı değildir. İkisine birden yetişmeye çalışmak, aslında ikisine de tam hizmet verememektir.
Ölçülmeyen şey yönetilemez
Şimdi şunu soralım: Bu kurumlar dış paydaşlarına anket yapıyor mu? Üyenin memnuniyetini ölçüyor mu? Diğer odalarla iş birliği kalitesini değerlendiriyor mu?
Cevap çoğunlukla hayırdır.
Ölçüm yoksa kriter yoktur. Kriter yoksa performans yoktur. Performans yoksa tek şey kalır: Kim ne kadar süredir orada oturuyor.
İşte o noktada kurum, hizmet üreten bir yapı olmaktan çıkar. Koltukları korunan bir yapıya dönüşür. Buna başka bir kelimeyle söyleyelim: Atalet.
Atalet kötü niyetten değil, ölçüsüzlükten doğar. Ve ölçüsüzlüğe en iyi zemin, kimsenin hesap sormadığı yerdir.
Adaylardan beklentimiz net
Seçime giren her aday kamuoyu önünde şu sorulara yanıt vermelidir:
İdari kadronuzu ve danışmanlarınızı neye göre seçeceksiniz — yakınlığa mı, liyakate mi?
Üyelerinizin memnuniyetini, dış paydaşlarınızın görüşünü, kurumlar arası iş birliği kalitesini hangi yöntemle ölçeceksiniz? “Değerlendiririz” yetmez — yöntem, tarih ve kriter istiyoruz.
Diğer odalarla ortak proje üretmek için kurumunuzun alt kadrolarına nasıl bir zorunluluk getireceksiniz?
Sanayi ve Ticaret Odası ayrımına bakışınız nedir — kentin kazanımı mı, yoksa gelir dengesi mi önceliğiniz?
Bu sorulara “şartlara göre değerlendiririz” diyen aday, zaten cevabını vermiş demektir.
Son söz
Sun Tzu der ki: “Şehri kurtaracaksan ve bunun bedeli birkaç kişiyi feda etmekten geçiyorsa — yaparsın. Bunu yapamayanlar şehri değil, çevrelerini koruyordur.”
Eski bir asker olarak şunu biliyorum: Gerçek liderlik, dostu da düşmanı da aynı teraziyle tartmaktır. “Bu benim adamım” diyerek liyakatsizi koltuğa oturtmak, şehre ihanet etmektir. Bunu en insani şekliyle, ama en kararlı biçimiyle yapmak — işte bu cesaret ister.
Seçmen de bu cesaretten payını almalıdır. Sandığa giden eli uzatan kişi, sadece bir isim seçmiyordur. O odanın dört yıllık karakterini, alt kadrosunu, danışmanını, iş birliği kapasitesini ve şehre katkısını seçiyordur.
Hemşericilik, dostluk, ticari yakınlık — bunlar o sandıkta bırakılmalıdır. Çünkü bedeli herkese kesilecektir.
Ölçemeyen yönetemez. Yönetemeyen sadece oturur. Sormayan seçmen ise oturmasına izin vermeye devam eder.
Mersin bu cesareti hem liderinden hem seçmeninden bekliyor.

