Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Onay Tiyatrosu Değil, Yetkinlik Devrimi – Güç Seçendedir

Türkiye’de sivil toplumdan siyasete uzanan geniş alanda ortak bir yapı
Türkiye’de sivil toplumdan siyasete uzanan geniş alanda ortak bir yapı sorunu var: Kurumlar değil, görünmez bir statüko düzeni yönetiyor. Bu düzeni kişilere indirgemek kolaydır ama eksiktir. Çünkü mesele kişiler değil; tekrar eden bir sistemin ürettiği davranış biçimidir. Bugün işleyen yapı, liyakatin ölçüldüğü bir alan olmaktan çıkmış; sadakatin test edildiği bir “onay mekanizmasına” dönüşmüştür. Sahnede isimler değişir, ancak senaryo büyük ölçüde aynıdır.
TBMM Gerçeği: Değişim Var, Dönüşüm Yok
Türkiye Büyük Millet Meclisi verileri bu durumu açıkça gösterir. Her genel seçimde milletvekillerinin yaklaşık yüzde 45–55’i değişmektedir. Bu oran ilk bakışta yüksek bir yenilenme gibi görünür. Ancak sonuç değişmez: sistem kendini yeniden üretir. Değişen kişiler çoğu zaman farklı bir zihniyet değil, aynı siyasal ağların içinde yer değiştiren aktörlerdir.
İktidar ve Muhalefet: Simetrik Statüko
Türkiye’de iktidar yaklaşık 24 yıldır kesintisiz bir yönetim gücü üretmektedir. Bu süreklilik, güçlü bir iktidar pratiğini ifade eder. Öte yanda muhalefet, uzun yıllar boyunca değişmeyen liderlik ve kadro çekirdekleriyle varlığını sürdürmüştür.
Ortaya çıkan tablo şudur:
•     İktidar: Süreklilik üzerinden güç üretir
•     Muhalefet: Süreklilik üzerinden alternatif üretmekte zorlanır
Bu yapı, rekabetten çok “karşılıklı korunmuş roller düzeni” üretir. Herkes kendi alanını korur, sistem ise değişmez.
Asıl Yanılgı: Güç Seçilende Değil, Seçendedir
Sistemi yanlış okuyan temel hata, gücü sadece seçilmişlerde aramaktır.
Oysa belirleyici olan seçme davranışıdır.
Seçen;
neyi talep ediyor,
•     neyi sorguluyor,
•     neyi sessizce kabul ediyor?
Bu sorular değişmeden, seçilenlerin değişmesi tek başına sonuç üretmez.
Çünkü sistem, seçenin standardına göre kendini yeniden üretir.
Onay Tiyatrosu
Bugünkü yapı hem siyasette hem sivil alanda büyük ölçüde bir “onay tiyatrosu” gibi işlemektedir. Adaylar sınırlı bir çerçevede belirlenir. Seçen ise çoğu zaman hazır seçenekleri onaylayan bir pozisyona çekilir. Böylece seçim, gerçek bir tercih olmaktan çıkar; mevcut düzenin tesciline dönüşür.
Liyakat İçin Dört Temel Soru
Bir aday ya da yönetici için sistemin sağlıklı işlemesi adına dört soru belirleyicidir:
•     Geçmiş: Ne üretmiş, neyi dönüştürmüş?
•     Yetkinlik: Kriz anında karar üretebiliyor mu?
•     Proje: Somut, ölçülebilir bir planı var mı?
•     İcraat: Başladığını bitirebiliyor mu?
Bu sorular sorulmadığında sistem doğal olarak sadakate yönelir.
Sistemin değişmemesi ne tek başına iktidarın başarısıdır, ne de muhalefetin eksikliğidir.
Bu durum, seçme davranışının dönüşmemiş olmasının sonucudur. Gerçek değişim seçim günü değil, seçimden önce başlar. Seçen soru sormaya başladığında tiyatro kapanır. Sormadığımız her gün aynı oyunu farklı yüzlerle izleriz.
Güç seçilende değil, seçendedir. Ve seçen değişmedikçe, hiçbir sistem gerçekten değişmez
Selami Uzun – Yaşam Tasarım Uzmanı