26 Nisan Çernobil Nükleer Santral felaketinin 40.yıldönümünde Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) ve Mersin Çevre Platformu açıklama yaptı.
Çernobil kazasının tarihin en büyük nükleer santral kazası olduğu söylenen açıklamada, ”Kaza sonucunda atmosfere salınan radyasyonun, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının 200 katı olduğu kanıtlanmıştır. Dünya tarihinin en büyük nükleer santral kazası olan Çernobil faciasının zararlarını, dünya 40 yıldır hala çok ağır ödüyor. Bütün dünya ülkelerinde yaşayan, milyonlarca insan kazadan sonra yayılan radyasyondan çok olumsuz etkilendi, Çocuklar sakat ve lösemili doğdu. Kazanın ardından geçen 40 yıllık süre içinde bölgede yaşayan insanların vücutlarında bağışıklık sisteminde yetersizlikler ve genetik yapının bozulması ile kanser oluşumunun hızlandığı, ölümlerin arttığı ve o bölgede radyasyon kirliliği yüzünden tarımın, hayvancılığın çok olumsuz etkilendiği araştırma sonuçları olarak dünya kamuoyuna yansıdı. Çernobil’den ve Fukişima’dan yayılan radyasyon hepimizin yaşamını tehdit ediyor. Çernobil’in radyasyonundan kaynaklı dünyada 1 milyon insanın öldüğü ve 1.milyon insanın daha da ölmesi bekleniyor,” denildi.
Açıklma şöyle sürdü;
”Fukuşima radyasyonundan öleceklerin sayısı henüz belli değil. Çernobil ve Fukişimanın yaratmış olduğu ekonomik ve sosyal kayıplar hesap bile edilemiyor.Bu kazaların sonuçları dünya kamuoyundan gizleniyor. Çernobil kazasından sonra Avrupa’daki komşu ülkelerde meydana gelen ekonomik zararlara karşın Rusya’da ve Ukrayna’da açılan davaların hiç birinden somut bir karar çıkmamıştır. Üstelik Çernobil felaketi sonrası çevresel zararın kontrolü ve büyümemesi için şu ana kadar Avrupa Birliği’nin Ukrayna’da, 1.000.000.000 milyar euro’nun üstünde para harcadığı AB belgelerinde yer almaktadır. Ülkemizde Çernobil kazasından sonra o dönemin yetkilileri gerekli önlemleri aldırmayarak ve bilimsel çalışmaların yapılmasını engelleyerek tonlarca radyasyonlu çay, fındık ve benzeri ürünün tüketilmesine göz yummuştur. Bugünde Çernobil zihniyetiyle davranan hükümet nükleer santraller konusunda inadını sürdürerek halkı yanlış bilgilendirmeye devam etmektedir. Nükleer santrali evdeki tüp gaza indirgeyen, zihniyet Sinop’a, Mersin’e ve İğneada’ya, halkın iradesine rağmen kapalı kapılar ardından nükleer santral anlaşmaları ve bilimsel olmayan, göstermelik ÇED raporları ile Trakya’yı, Karadeniz’i ve Akdeniz’i nükleer atık çöplüğüne dönüştürecek nükleer santral projelerini devam ettirmektedir.”
”Çernobil’in sanığı olan Rusya Akkuyu”da ve Sinop’ta ülkemizi felakete sürükleyecek nükleer santraller kurmak için çalışmaktadır. Çernobil nükleer santral felaketi, dünyaya Nükleer santrallerin çok pahalı, güvensiz, kaza riskinin çok yüksek ,çevre ve insan sağlığına verdiği zararlarının telafisinin mümkün olmadığını ve bu zararların kuşaklar boyu binlerce yıl devam ettiğini ,en son teknolojinin kullanıldığı nükleer santrallerde bile kazaların engellenemediğini, nükleer santrallerin çok büyük ve geri dönülmez bir çevre kirliliği ve çok yüksek toplumsal maliyetler yarattığını bilimsel olarak kanıtlamıştır. Ülkemizin nükleer santrallere ihtiyacı yoktur.Nükleer santrallerden enerji üretimi kandırmacası ile ülkemizi nükleer çöplüğe dönüştürecek ve dünyadaki insanları öldürmek için ülkemizin nükleer silah üretim merkezi olmasına karşıyız. Akkuyu’da inşa edilen, Sinop’ta ve İğneada’da yapımı planlanan nükleer santral projeleri iptal edilmelidir. “ÇERNOBİL BİR DAHA ASLA “sloganı ile Hükümeti bir kez daha bu maceradan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

