Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sermayenin Sessiz İntiharı: İşi Bilmeyene Teslim Edilen Gelecek

Bir işletme düşünün… Personel mutsuzluktan tükenmiş. Koridorlarda dedikodu, gruplaşma ve
Bir işletme düşünün… Personel mutsuzluktan tükenmiş. Koridorlarda dedikodu, gruplaşma ve güvensizlik hakim. Nitelikli olanlar birer birer gidiyor, kalanlar ise sadece günü “idare ediyor.” Ve en acısı; tüm bunlar olurken yönetim ve sermaye sahipleri hâlâ sadece izliyor.
Bu basit bir operasyonel hata değil; bu, öz sermayeye karşı işlenen bilinçli bir ihmaldir.
1. “Giden Suçlu, Kalan Sağlar Bizimdir” Yanılgısı
Sürekli nitelikli insan kaybeden bir işletmede suçu hep gidenlere atmak, kurumsal bir körlüktür. Eğer bir kapıdan sürekli yetkin insanlar çıkıyor ve içeri girenler kısa sürede mutsuzlaşıyorsa; sorun kapıda değil, içerideki “iklimdedir”. İş yerinde barış ve liyakat yoksa, profesyoneller orada sadece “durur” ama değer üretmezler.
2. Kurtarıcı Personel Beklentisi vs. Sistem Gerçeği
Birçok işletme, temel süreçlerini (otomasyon, iş akışı, raporlama) düzeltmek yerine mucizevi bir “kurtarıcı personel” bekliyor. Oysa sistemin bozuk olduğu bir yerde, en yetkin uzman bile sadece bir “hedef tahtası” olur. Yetkin bir insanı vizyonsuz bir yönetim ve asgari standartlarla hapsetmeye çalışmak, bir Ferrari’yi patika yolda sürmeye benzer; hem araca yazık olur hem de gidilecek yere varılamaz.
3. Güven Endeksi ve Kurumsal Erime
Hizmet alan, her gittiğinde farklı bir yüzle karşılaşmak istemez. Personel sirkülasyonunun bu denli yüksek olduğu bir yapıda, dış dünya “Burada bir sorun var” demeye başlar. Güvenin bittiği yerde, ciro kaybı sadece bir zaman meselesidir. İnsan kaynağını öğüten bir yapı, aslında kendi ötenazi sürecini hazırlıyordur.
4. Sessiz Kalan Yönetimler ve “Pansuman” Çözümler
En büyük akıl tutulması; en değerli varlığın (insan ve itibar) göz göre göre erimesini izleyip, radikal kararlar almak yerine günlük pansumanlarla vakit geçirmektir. İşi bilmeyen yöneticilerin insafına bırakılan, deneme-yanılma tahtasına dönen her işletme sessizce batmaktadır. Sermayeyi korumak, sadece kasadaki parayı değil, o parayı kazanan “sistemi” korumaktır.
5. Gerçek Çözüm: İşi Bilene Teslim Etmek
Çözüm aslında zor değil: İşi başarana teslim etmek, “Yönetim Anayasası”nı kurmak ve kişilere değil kurallara güvenmek. Ama bu cesaret ister; çünkü gerçek değişim; alışkanlıkları, hantal koltukları ve konfor alanlarını sarsar.
Son Söz:
Danışmanlık veya profesyonel sistem önerileri sadece ticari bir hamle değildir; bazen bir kurumun yok oluşunu engellemek adına yapılan bir “dostluk” ve “vefa” borcudur. Gemi su alırken kaptan köşkünde koltuk kavgası yapmak yerine, deliği kapatacak sisteme odaklanmak tek çıkış yoludur.
Unutmayın; iyi insanlar kötü sistemleri düzeltmez, iyi sistemler zaten iyi insanları tutar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mersin’de konuşulmayan ama herkesin bildiği bir gerçek var: Kurumlar değil,
Sıradaki Haber Kurumlar Değil, Statüko Yönetiliyor!