Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy Yaylası ile çevre mahalle ve köylerde yaşayan yurttaşlar, bölgede planlanan boksit madenciliği faaliyetlerine karşı bir araya gelerek tepki gösterdi. “Yaşam hakkı, doğa ve çevre” vurgusuyla yapılan açıklamada, projenin hem insan sağlığına hem de ekosisteme ciddi zararlar vereceği ifade edildi.
Yurttaşlar adına yapılan açıklamada, Anayasa’nın 56. maddesine atıf yapılarak çevreyi korumanın hem hak hem de görev olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, Berus Madencilik tarafından 4 Aralık 2025’te başlatılan ÇED süreci kapsamında, Karaman sınırlarından Arslanköy’e uzanan geniş bir alanda boksit madeni işletmesi için ek ruhsat başvurusunda bulunulduğu belirtildi.
Söz konusu projenin 5 bini aşkın dönümlük bir alanı kapsadığına dikkat çekilen açıklamada, bilimsel çalışmalara göre boksit içerisinde arsenik ve radyoaktif maddelerin bulunabileceği, bunun da su kaynakları, hava kalitesi ve insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğu kaydedildi.
Bölge halkı, özellikle konar-göçer hayvancılıkla geçinen yurttaşların ve yaz aylarında nüfusu 20 bine ulaşan Arslanköy ile çevre yerleşimlerin doğrudan etkileneceğini vurguladı. Mevcut durumda bölgede faaliyet gösteren başka bir maden şirketinin yarattığı yoğun kamyon trafiğinin bile ciddi sorunlara yol açtığı belirtilerek, yeni projenin trafik yükünü daha da artıracağı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, projeyi yürüten şirketin ortaklık yapısının kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çekilerek, yetkililer şeffaflığa davet edildi. Mersin milletvekillerinin de bu konuda Meclis’e soru önergeleri sunduğu hatırlatıldı.
Madencilik faaliyetlerinde kullanılacak patlayıcıların yaratacağı titreşim, toz ve kimyasal etkilerin; su kaynaklarını, Müftü Deresi üzerinden Akdeniz’i ve bölgedeki flora-faunayı olumsuz etkileyeceği ileri sürüldü.
Yurttaşlar, başta Mersin Valiliği olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını projeye karşı durmaya çağırdı. Açıklamanın sonunda ise şirket yetkililerine seslenilerek, söz konusu madencilik faaliyetlerinden vazgeçilmesi istendi.
Eylem, “Ya şimdi, ya hiçbir zaman” mesajıyla son buldu.

