Akdeniz iklimi yıllarca ders kitaplarında “yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı” sözleriyle anlatıldı. Ancak küresel iklim değişikliği bu tanımı giderek geçersiz kılıyor. Azalan yağışlar ve kuruyan su kaynakları, yalnızca doğayı değil, yüzyıllardır süregelen kültürel mirasları da tehdit ediyor.
Taşeli Bölgesi’nde geçmişte yaşamın ayrılmaz bir parçası olan su değirmenleri, bugün birer birer tarihe karışıyor. Yeterli yağışın düşmemesi ve su kaynaklarının giderek azalması, bu geleneksel üretim merkezlerinin işlemez hale gelmesine yol açtı.
Mersin’in Gülnar ilçesi yakınlarında bulunan Menekşe Deresi, yaklaşık 30 kilometre boyunca denize doğru akarak Beydili-Sipahili hattında yaşamı besliyordu. 1990’lı yıllara kadar bu dere üzerinde üç ayrı su değirmeni faaliyet gösteriyor, bölge halkı bu değirmenlerde buğdayını öğütüp un ve bulgur elde ediyordu. Bugün ise dere, kış aylarında sınırlı bir akış gösterse de değirmenleri çalıştıracak gücü sağlayamıyor. Su değirmenleri sessizce yok olurken geriye yalnızca çocukluk anılarını yaşatan büyük taşlar ve suyu taşıyan borular kaldı.
Uzmanlar, yaşanan bu değişimin küresel iklim krizinin somut bir göstergesi olduğuna dikkat çekiyor. Su değirmenlerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel birer miras olduğunu vurgulayan çevreciler, bu yapıların korunması gerektiğini belirtiyor.
Çevreye, doğaya ve ormanlara sahip çıkmanın önemine dikkat çeken uzmanlar, yok olmaya yüz tutan bu kültürel değerlerin kayıt altına alınması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade ediyor. Aksi halde, sadece su kaynakları değil, geçmişin izlerini taşıyan yaşam biçimleri de geri dönülmez şekilde kaybolma riskiyle karşı karşıya kalacak.

