1974’ten 2026’ya tam 52 yıl geçti. Hafızalarımızda dün gibi hatırlıyoruz.
20 Temmuz sabahı, saat 06.00 sularında henüz güneş yeni doğuyordu. Ben, memleketim Gülnar merkezinde, Misafir Kaşı Tepesi’nin düzlüğünde henüz 13 yaşındayken oğlak otlatıyordum. Çobanlar bilir; hayvanlar çok erken saatlerde otlatmaya çıkarılır.
O dönemlerde evlerde radyo çok sınırlıydı. Radyodan haberleri dinlerken hafızamızda her zaman bir savaş ihtimali vardı. O esnada havada, sık aralıklarla uçan yirmi beş civarında uçağı önce kartal sandık; ancak daha sonra bunların Türk uçakları olduğunu anladık. Türklere yapılan vahşeti hep haberlerden dinlediğimiz için Barış Harekâtı’na sevindik.

Çocukluk hafızamızda, akşamları evlerimizin ışıkları görünmesin diye karartma uygulandığı da yer alır. Gece, sisin yoğun olmadığı zamanlarda Kıbrıs’taki, muhtemelen Beşparmak ve Girne’deki savaşın ışıklarını görebildiğimizi hatırlıyoruz.
Türk milletinin haklı davalarından biri olan Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, o tarihlerde Kıbrıs’ta Türklere yapılan vahşetin önüne geçilmiştir. Savaşlar elbette son çaredir. Ancak şunu iyi biliyoruz ki Türk milletinin en büyük hassasiyetlerinden biri vatan toprağı ve vatan sevgisidir.
20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nda şehit olanlara Allah’tan rahmet diliyoruz. O dönemde başta Bülent Ecevit, Fahri Korutürk, Rauf Denktaş, Dr. Fazıl Küçük ve niceleri olmak üzere emeği geçen tüm devlet büyüklerimize de Allah rahmet eylesin.
Bir devrin üzerinden yarım asır geçti. Ancak hafızalarımızda, sarı başlıkla çıkan Hürriyet gazetesinin manşeti ve Mersin’de eski PTT önündeki merhum Başbakan Sayın Bülent Ecevit’in posterleri hep yerini koruyacaktır.
Vatan size minnettardır.
Saygıyla…


