Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 18 Nisan 2026 ‘da İstanbul Büyük Çamlıca Camii’nde düzenlenen “Sürre Alaylarından Günümüze Haremden Haremeyne Hacı Uğurlama Programı” Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un katılımlarıyla İstanbul’da 2026 hac döneminin ilk kafilesini dualarla uğurlanmıştı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve okunan kasidelerle başlayan programda konuşan Başkan Arpaguş, hacı adaylarının yıllarca özlemini duyduğu vaktin nihayet geldiğini belirterek:
“Yüce Mevla’nın davetine icabet ederek hac vazifemizi yerine getirmek üzere yola çıkıyoruz. Uzun yıllardır özlemin ve umudun en saf halini kalplerimizde taşıyarak bu mukaddes yolculuğa hazırlandık.
Ailemizi, dost ve akrabalarımızı geride bırakarak Allah’ın evine, Beytullah’a doğru, Rahman’ın evine doğru, Rahman’ın misafirleri olarak yola çıkıyoruz.
Allah aşkıyla ve O’nun sevgili habibi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in muhabbetiyle dolu olan kalplerimiz, büyük bir vuslatın, kavuşmanın, özlemin sona ermesinin heyecanını yaşıyor.” ifadelerini kullanmıştı.
Ecdadımızın, hac ibadetine ayrı bir önem verdiğini hatırlatan Başkan Arpaguş, “Hac yolculuğu sebebiyle İstanbul’dan hacca giden kafileler için özel merasimler düzenlemiştir.
‘Surre Alayı’ denilen bu merasimlerle hac kafileleri Haremden Harameyne o kutsal topraklara dualarla ve tekbirlerle uğurlanmıştır.
Kafileler, Mekke ve Medine halkının ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli hediyelerle, ikramlarla yola koyulmuşlardır.
Ecdadımızın Haremeyn’e olan sevgi ve muhabbetini gösteren bu gelenek asırlar boyunca coşkulu merasimlerle devam etmiştir.
İşte bizler burada, düzenlenen bu etkinlikle, bu kadim geleneği yeniden yâd ediyor, yeniden ihya ediyoruz.” demişti.
Konuşmanın ardından İstanbul Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel de dua etmişti.
Programa, İstanbul Valisi Davut Gül, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Hüseyin Demirhan, hacı adayları ve aileleri katılmıştı.
Milyonlarca Müslümanın büyük bir heyecanla takip ettiği hac organizasyonunda kura, kayıt ve kafile tarihleri, kutsal topraklara gidiş ve dönüş planlaması Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından belirlenip ilan edilmişti.
2026 hac takvimi böylece netleşirken, milyonlarca vatandaş için manevi yolculuk süreci de resmen başlamıştır.
Nisan ayında başlayan yolculukla birlikte hacı adayları, ibadetlerini yerine getirmek üzere
kademeli olarak Mekke ve Medine’ye hareket etmişlerdir.
Organizasyonun haziran ayına kadar sürecek olması nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı, sürecin düzenli ve güvenli şekilde ilerlemesi için tüm hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor.
Belirlenen programa göre hac organizasyonu, Nisan, Mayıs ve Haziran 2026 aylarını kapsayacak şekilde planlanmıştır.
İlk hac kafilesi 18 Nisan 2026 tarihinde Türkiye’den kutsal topraklara hareket etmişti.
Bu tarihten itibaren hacı adaylarının Suudi Arabistan’a sevk işlemleri kademeli olarak devam edecek ve süreç 22 Mayıs 2026 tarihine kadar sürecektir.
Hac ibadetini tamamlayan vatandaşların yurda dönüş süreci de planlanmıştır.
Buna göre:
İlk dönüş kafileleri: 31 Mayıs 2026 tarihinde, Son dönüş kafileleri ise: 25 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşecektir.
2026 yılında hac ibadetini yerine getirmek isteyen adaylar için kura süreci 5 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Noter huzurunda yapılan kura çekimi sonrası sonuçlar, e-Devlet ekranı üzerinden erişime açılmıştır.
Kurada ismi çıkan adaylar için kesin kayıt süreci 11–21 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu süreyi kaçıran adaylar için ise ek kayıt hakkı tanınmıştır.
Ek kayıt dönemi 27 Kasım – 5 Aralık 2025 tarihleri arasında tamamlanarak 2026 Hac organizasyonu kayıt süreci resmi olarak sona ermişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülen organizasyon kapsamında Türkiye’den noter huzurunda çekilen kura sonucunda 84 bin 942 kişi hac görevini yerine getirmek üzere kutsal topraklara gitmeye hak kazanmış, kurada çıkan hacı adayları kutsal topraklara gidecek olmanın heyecanını yaşamıştı.
Evet… İlk hacı adayları İstanbul’dan kutsal topraklara törenle uğurlanmıştır.
Osmanlı’da sürre alayı her yıl hac mevsiminde İstanbul’dan büyük bir merasimle uğurlanıyordu.
Bu yıl da hacı adayları Haremeyne yolculuk için İstanbul’dan sürre alayının toplandığı noktada bir araya gelmişlerdi.
Hac nedir?
Hac; kutsal kabul edilen mekânları dinî maksatla ziyaret etmektir.
Hac; İslâm’ın beş şartından biridir.
Hac kelimesi İbrânîce’de hag şeklindedir; “bayram” anlamına gelen bu kelime “bir şeyin etrafında dönmek, dolanmak” mânasındaki hag kökünden türemiştir.
Hac veya hag çok eski bir Sâmî tabir olup İbrânîce’den başka Ârâmîce’de ve Sâbiî dilinde de bulunmaktadır.
Kelimenin asıl anlamının “bir şeyin etrafında dönme, dolaşma ve halka oyunu” olduğu, daha sonra bayram mânasını kazandığı belirtilmektedir.
Arapça’da “gitmek, yönelmek; ziyaret etmek” anlamlarına gelen hac kelimesi, fıkıh terimi olarak imkânı olan her müslümanın belirlenmiş zaman içinde Kâbe’yi, Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret etmek ve belli bazı dinî, görevleri yerine getirmek suretiyle yaptığı ibadeti ifade eder.
Bu ibadeti yerine getirenlere Arapçada hâc (çoğulu huccâc). Türkçe’de hacı denir.
Hac İbadeti nedeniyle Kutsal Kâbe hakkında da bilgi paylaşımında bulunmak istiyorum:
Kâbe; Mekke’de “Mescid-i Haram” denilen mescidin ortasında 13×11 metre ebadındaki kutsal binadır.
Müslümanların kıblesidir. Hac seyahatine çıkmanın sebebi bu binayı ziyaret ve tavaf ile Arafat’ta vakfedir.
Kâbe’nin Tarihçesi kısaca şöyledir:
Kâbe; Milattan birkaç asır önce, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştı.
Hz. İsmail taş taşımış, Hz. İbrahim bizzat duvar örmüş ve Kâbe’yi meydana getirilmiştir.
Safa, Merve, Arafat, Mina, Müzdelife, Harem bölgesi sınırlarını Hz. İbrahim’e Cebrail göstermiştir.
Hz. Cebrail; tehlil, telbiye, Arafat, Müzdelife, Mina ve Kâbe’de yapılacak bütün hac ile ilgili işlemleri de Hz. İbrahim aleyhisselama ameli olarak öğretmiştir.
Kâbe’nin Kısımları şunlardır:
Kâbe’nin doğu köşesine “Rükn-i Hacer-i Esved” veya “Rükn-ı Şarki”; güney köşesine “Rükn-i Yemani”; batı köşesine “Rükn-i Sami”; kuzey köşesine ise “Rükn-i Irakî” denir.
Hatim ve Hicr-i Kâbe: Kabe’nin kuzeybatı duvarının karşısında, 1 km yüksekliğinde 1.5 m kalınlığında, yarım daire şeklindeki duvara “Hatim”; bu duvar ile Beytullah arasındaki boşluğa “Hicr”; veya “Hatira” denir.
Hz. İbrahim’in inşa ettiği ilk şeklinde, Hicrî Kâbe, Kâbe’ye dâhildi. Hz. Peygamberin nübüvvetinden 5 yıl önceki tamirde dışarıda bırakılmıştır.
Bu sebeple, tavafın “Hicr-i Kâbe”nin dışından dolaşarak yapılması vaciptir.
Altınoluk; bu kısmın üzerindeki duvardadır.
Kâbe Kapısı ve Mültezem: Kâbe’nin kuzeydoğu duvarında 2 m yükseklikte “Kâbe Kapısı” bulunur.
Kuzeybatı duvarının, Rükn-i Hacer-i Esved ile kapı arasında kalan kısmına “Mültezem” denir.
Makam-ı Halil İbrahim ile Zemzem kuyusu; Kabe’nin bu yanında, kuzeydoğu duvarı arasında bulunur.
Hacerül Esved: 18-19 cm çapında kırmızı esmer, parlak bir taşdır. Tavafa buradan başlanır. Başlarken her şavt sonunda ve sa’ye başlarken Hacer-i Esved’e İstilam etmek sünnettir.
Zemzem: Kabenin doğusunda mübarek kuyudur.
Makam-ı Halil İbrahim: Kâbe’nin kuzeydoğu-duvarı ile zemzem kuyusu istikametinde, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kutlandığı taşın bulunduğu yerdir. Tavaf namazının burada kılınması efdaldir.
Mizabn Kâbe (Altınoluk): Hatim’in karşısındaki duvarın üzerinde yağmur sularının aktığı altından yapılmış oluktur.
Kutsal yolculuğa çıkan ve çıkacak olan hacı adaylarımıza ibadetlerinin kabulünü Cenab-ı Allah’tan diliyorum…
Hoşça kalınız.

