İktidar değiştiğinde sadece koltuklar el değiştirmez. Bazen kasalar da yer değiştirir.
Macaristan’da 16 yıllık Viktor Orban döneminin sona ermesiyle birlikte ortaya atılan iddialar, aslında sadece bu ülkeye özgü değil; tanıdık, hatta fazlasıyla evrensel. Yeni Başbakan Peter Magyar’ın sözleri sert: İktidara yakın çevreler “ganimetlerini” toplayıp yurt dışına kaçırıyor.
Bu ifade kulağa ağır geliyor olabilir. Ama asıl soru şu: Eğer bir ülkede iktidara yakın olmak, yıllar içinde milyarlarca forintlik servet biriktirmek anlamına geliyorsa, o servetin kaynağı ne kadar “temizdir”?
İddialar ciddi. Özel jetler, Viyana’dan havalanıyor; rotada Orta Doğu var. United Arab Emirates, Saudi Arabia, Oman… Hatta daha uzak limanlar: ABD, Singapur, Avustralya. Paranın milliyeti yoktur derler ama güvenli liman arayışı her zaman politiktir.
Bu tabloyu daha da çarpıcı hale getiren bir diğer iddia ise devlet kurumlarında belge imhası. Eğer doğruysa, bu sadece bir “servet transferi” değil; aynı zamanda bir “hafıza silme operasyonu” anlamına gelir. Ve bu, bir ülkenin geçmişine karşı işlenmiş en büyük suçlardan biridir.
Tabii madalyonun diğer yüzü de var. Péter Szijjártó gibi isimler bu iddiaları reddediyor. “Saçmalık” diyorlar. Belki de haklılar. Belki de bu, iktidar değişiminin yarattığı doğal bir siyasi gerilimdir. Ama sorun tam da burada başlıyor: Gerçek ile propaganda arasındaki çizgi bulanıklaştığında, kamuoyu neye inanacağını şaşırır.
Öte yandan, Lőrinc Mészáros gibi isimlerin adının bu süreçte geçmesi tesadüf değil. Yıllardır Orban döneminin en çok tartışılan figürlerinden biri olan bu “yeni zenginler”, aslında sistemin nasıl çalıştığının da birer göstergesi.
Bir başka dikkat çekici detay ise ABD faktörü. Donald Trump ile kurulan siyasi yakınlık, bugün bazı isimler için bir “kaçış planı”na dönüşmüş olabilir. Siyasetin uluslararası ağları, sadece diplomasi için değil, bazen sığınak bulmak için de kullanılıyor.
Peki bundan sonra ne olacak?
Fidesz döneminde kurulduğu iddia edilen bu ekonomik yapı gerçekten çözülecek mi? Yoksa sadece el mi değiştirecek? Çünkü tarih bize şunu defalarca gösterdi: Sistem değişmeden aktörler değişirse, hikâye sadece yeniden yazılır-ama sonu pek değişmez.
Macaristan’da yaşananlar, aslında daha büyük bir sorunun küçük bir yansıması: İktidar ile zenginlik arasındaki mesafe ne kadar olmalı?
Eğer bu mesafe sıfıra yaklaşırsa, seçim sonuçları sadece siyasi değil, ekonomik depremler yaratır. Ve o zaman kazanan sadece sandıkta değil, banka hesaplarında da belirlenir.
Belki de asıl mesele şudur:
İktidar değiştiğinde kaçan şey para mı, yoksa hesap verme korkusu mu?

