Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BİZİM SAVAŞIMIZ NEFSİMİZLE…

33 yıl boyunca Allah’a hep inandım. Hep. İnançsız hiç olmadım.
33 yıl boyunca Allah’a hep inandım. Hep. İnançsız hiç olmadım.
Ama din konusunda önyargılarım vardı. Belki işime gelmediği için, belki çevrem yüzünden, belki nefsim ağır bastığı için… Uzak durdum.
Gel zaman git zaman hayat beni bir yere götürdü ve gittiğim yerden memnun kalmadım. Dedim ki ben böyle devam edemem. Ve namaza başladım.
Namaz Kur’an’ı getirdi, Kur’an tesettürü getirdi. Elhamdülillah…
Ben sanıyordum ki benim sınavım 5 vakit namazı vaktinde kılmak olacak.
Yok. Asla değilmiş.
Allah’tan gerçekten korkan ve Allah’a gerçekten aşık olan bir insan için asıl sınav bunlar değilmiş. Asıl sınav çevrendeki insanlarmış.
İlk sınav arkadaşlarımla başladı.
Dedim ki: “Arkadaşlar ben imana geldim, tesettüre girdim, 5 vakit namaza başladım, kusura bakmayın…”
Cevap ne oldu biliyor musunuz?
“Sen mi? Hah hah haa..!”
Boş ver dedim. Takma. Senin bir davan var.
Bir başkası çıktı: “Gittiği yol yol değil, uyarmalıyız…”
Dedim boş ver, Allah’ın huzurundasın, O’na sığın.
Bir başkası çıktı: “Bu da alim oldu başımıza…”
Dedim herhalde abarttım, kendimi frenlemeliyim. Alim de değilim yani.
Bir başkası çıktı: “Tesettür sana uygun değil…”
Bir dakika dedim yaa…
Ne diyorsun sen arkadaşım? Kur’an’da böyle bir şey yazmıyor. Kur’an’da edep, ahlak, haya için her kadın kendini muhafaza etmeli yazıyor. Bazı kadınlar demiyor.
Sanırım ilk İslam savunuculuğum da böyle başladı.
Tabii sonra ki cümle, “Bu da iyice İslam savunucusu oldu” olacaktı.
Ya benim derdim keşke İslam savunucusu olabilsem, bu bir şereftir de… Benim derdim şu an o değil ki.
Benim derdim şu an doğru tesettürü uygulayabiliyor muyum? Doğru şekilde duaları okuyabiliyor muyum? Doğru namaz kılabiliyor muyum, doğru abdest alabiliyor muyum?
Arkadaşım sen niye benim değerlerime bu kadar saygısızsın? Sana bu hakkı kim veriyor? Ben senin ailene, evladına, inançlarına bu kadar üstten bakıp küçümsüyor muyum? Sen ne hakla benim tövbeme, imanıma üstten bakabiliyorsun?
Tabii o bir laf, bu bir laf derken ben başladım herkese kurulmaya. Artık ağzını açana saydırmaya başladım.
Bu sefer de ne oldu dersiniz?
“Dine geçti ama dili hala pabuç gibi…”
İşte mesele bu.
Biraz Allah korkunuz, biraz Allah inancınız varsa, dini kurallara riayet etmek için çabalayan insanları rahat bırakın.
Zaten yasaklara uymak, nefsi terbiye etmek, vicdan azapları çekmek, değişmek yeterince zor.
Bir de sizin küçümsemelerinizle, aşağılamalarınızla hakkımız olan itibarı ve saygınlığı elimizden alıp, bizi çileden çıkarıp hakkımıza girmeyin…
Herkesin bir davası vardır. O dava uğruna yaşar. Kimsenin lafıyla kimse yolundan dönmez. Madem öyle, birbirimizin değerini sorgulamayalım; saygıda kusur edip kalp kırmayalım.
Bizim savaşımız sizinle değil, nefsimizle.
Bırakın, biz o savaşı verelim…