Geçmişiyle insan yargılayan o mükemmel insanlara sesleniyorum:
Sizin geçmişinizde hiç yanlış yok değil mi? Siz hiç hata yapmadınız? Siz ana rahminizden ermiş olarak doğdunuz?
Ne güzel.
Elinizde bir terazi, herkesi tartıyorsunuz. “O şunu yapmıştı, bu bunu yapmıştı.” Bir insanın 10 yıl önce yaptığı bir hatayı alıp, bugün alnına damga gibi yapıştırıyorsunuz.
Peki size bir şey sorayım:
Sizin 10 yıl önceki halinizi bugün önünüze koysalar, utanmadan bakabilir misiniz?
Yapamazsınız.
Çünkü siz de yalan söylediniz, siz de birilerinin kalbini kırdınız, siz de yanlış yollara saptınız.
Ama her ne hikmetse kendi geçmişinizi “tecrübe”, başkalarının geçmişini “karaktersizlik” olarak adlandırıyorsunuz.
Şunu kafanıza sokun:
Geçmişi yanlışlarla dolu olabilir bir insanın.
Evet, hataları olmuştur. Düşmüştür, yanılmıştır, kaybetmiştir.
Ama bugün ayağa kalkmaya çalışıyordur.
Ve sen, o ayağa kalkmaya çalışan insanın ayağına, geçmişini göstererek çelme takıyorsun.
Senin o “geçmişi bozuk” dediğin adam, yarın öyle bir yerlere gelir ki, sen onun geçmişine bakmak için kafanı yukarı kaldırmak zorunda kalırsın.
Çünkü hayat böyle.
Bugün dalga geçtiğin kaybeden, yarın ders aldığın kazanan olur.
Allah insanların sonuna bakar, siz ise başkasının en kötü fotoğraf karesine bakıp albümü çöpe atıyorsunuz.
Biraz aynaya bakın. Yargıladığınız insanların geçmişinden daha temiz bir geçmişiniz varsa, konuşmaya devam edin.
Yoksa susun.
Çünkü o susturduğunuz insanların yarınki başarısı, sizin bugünkü çirkin dilinizden daha çok konuşulacak.

