Geçmişinde hata yapmış bir adam tövbe ediyor. Namaza başlıyor. İçkiyi bırakıyor. Haramı kesiyor.
Ve sen ne yapıyorsun?
Hemen kılıcını çekiyorsun:
“Sende şöyleydin, sende böyleydin. Şimdi dindar mı oldun? Hacı mı oldun?”
Bir dakika. Sen kimsin?
Allah affetmiş, sen affetmiyorsun. Allah “gel” demiş, sen “sen gelemezsin” diyorsun. Allah ayıbını örtmüş, sen açmaya çalışıyorsun.
Bu ne cüret?
Sana soruyorum: Hz. Ömer’in geçmişini biliyor musun?
Kızını diri diri toprağa gömmeye giden, İslam’a düşman olan Ömer’di. Eğer sen o gün orada olsaydın ona da “senden adam mı olur?” diyecektin değil mi? Ama Allah ondan razı oldu ve cennetle müjdeledi.
Hz. Halid bin Velid’i biliyor musun? Uhud’da 70 sahabinin şehit olmasının sebebiydi. Müslümanlara kılıç çekenlerin başındaydı. Tövbe etti, Allah onu Seyfullah, Allah’ın Kılıcı yaptı.
Vahşi’yi biliyor musun? Hz. Hamza’yı şehit etti. Peygamberimizin ciğerparesini. Tövbe etti, Allah affetti.
Sahabenin neredeyse tamamı geçmişte putperestti, içki içiyordu, faiz yiyordu, zina ediyordu. Eğer senin mantığınla bakılsaydı, İslam diye bir şey olmayacaktı.
Kur’an ne diyor?
“De ki: Ey kendilerine karşı aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.” [Zümer 53]
Bütün günahları. Senin “şöyleydin böyleydin” dediklerin dahil.
Peygamberimiz ne diyor?
“Günahından tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.” [İbn Mace]
Hiç işlememiş gibi. Yani Allah defteri tertemiz yapıyor. Sen hala eski defteri açıyorsun.
Asıl mesele ne biliyor musun?
Senin onun tövbesi zoruna gidiyor. Çünkü o tövbe edince senin günahların yüzüne vuruluyor. O içkiyi bırakınca senin içmen göze batıyor. O namaza başlayınca senin kılmaman canını sıkıyor.
O yüzden saldırmıyorsun, kendini savunuyorsun.
Unutma:
Allah tövbe edeni sever. Tövbe edeni ayıplayanı değil.
Dün ne olduğu önemli değil. Bugün ne olduğun önemli. Ve Allah bugününe bakıyor.
Eğer bir insan geçmişini bırakıp Allah’a döndüyse, ona “hoş geldin” demek düşer. Taş atmak değil.
Çünkü yarın aynı tövbeye senin de ihtiyacın olabilir.

