CHP Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılının ilk beş ayında yaptığı 74,6 milyar TL’lik harcamayı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Dinçer, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın günlük yaklaşık 500 milyon TL’ye ulaşan harcamalarının kamuoyunda ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti
.“Millet geçim derdindeyken bu harcamalar açıklanmalı”Ekonomik krizin her geçen gün derinleştiğini vurgulayan Dinçer, milyonlarca emeklinin geçim mücadelesi verdiğini, asgari ücretlinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin işsizlikle karşı karşıya kaldığını ve çiftçilerin artan maliyetler nedeniyle üretimden uzaklaşma noktasına geldiğini ifade etti.Dinçer, böyle bir dönemde kamu kaynaklarının hangi önceliklere göre kullanıldığının açıklanması gerektiğini belirterek, “Vatandaşın alın teriyle oluşan bütçeden sadece beş ayda 74,6 milyar TL harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı, bu kaynağı hangi faaliyetler için kullanmıştır?” sorusunu yöneltti.
“Tasarruf sadece vatandaşa mı uygulanıyor?”
Soru önergesinde kamu kurumlarının harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik vurgusu yapan Dinçer, tasarruf çağrılarının yalnızca vatandaşa yöneltilmemesi gerektiğini belirtti.Dinçer, Diyanet’in harcamalarının birçok bakanlığın harcamalarını geride bıraktığını hatırlatarak, eğitim, tarım, üretim ve istihdam alanlarında kaynak ihtiyacı sürerken bu bütçe büyüklüğünün gerekçesinin açıklanmasını istedi.
“Hiçbir kamu kurumu denetimden muaf değildir”
Dinçer, hiçbir kamu kurumunun eleştiriden ve denetimden muaf olmadığını belirterek, kamu bütçesinin herhangi bir kurumun değil, 86 milyon vatandaşın ortak kaynağı olduğunu ifade etti.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın rekor düzeye ulaşan harcamalarının tüm ayrıntılarıyla açıklanması gerektiğini vurgulayan Dinçer, kamu vicdanını rahatlatacak şeffaf bir bilgilendirmenin zorunlu olduğunu kaydetti.Talat Dinçer, millet geçim derdindeyken bütçeden milyarlarca liralık harcama yapan kurumların hesap vermesinin bir tercih değil, demokratik bir zorunluluk olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının verimli, şeffaf ve hesap verebilir şekilde kullanılması gerektiğini ifade etti.

