Öncelikle şunu dile getireyim uzun zaman sonra ilk kez bir kitap okumuş oldum bu vesile ile, Berdan hocam her zaman ki üslubu, tarzı, hikâye hakimiyeti ile yine birçoğuna edebi bir ders, bazılarının da yüzüne sağlam bir tokat atmış.
Şimdiye kadar karşılaşmadığım bir tarz.
İlgimi de çekmedi değil hani, sayfaları okuyup satırların arsında kitabı ararken, gözünüzün önünde birdenbire tarihi bir sahne ürüyor ve canlanıyor.
Mersin’in tarihinde ne varsa, geçmişinde, ne görmüşse, Kilikya ve bil cümle Selevkos elleri, anlatmış bir düzen dahilinde.
Kitaptan ziyade, her sanatçının zirveye çıktığı anlarda yapması gereken kütüphanelik bir eser ortaya çıkarmak cümlesini gerçekleştirmiş.
Adam yazmış.
Mersin ili ve ilçesi, tarihi, efsanesi miti neyi varsa dökmüş sayfalara.
Yetinmemiş turistik bölgelerin, yerlerin isimlerinin zaman içinde nasıl göçüştüğünü, nasıl yanlış kullandığımızı öğretiyor bize yöresel isimleri. İl halk kütüphanesinin envanterine direk girmesi ve gelecek nesillerin mutlaka okuması ve okutulması gereken bir kitap olmuş.
Mesela okurken kanlı divanda soluklanıp yalnız ve güzel kadın ABA ile iki lafın belini kırıyorsunuz.
Gizemler ve mitolojik efsaneler şiir kurgusunda ama gözünüzün önündeki canlı bir kare gibi akıyor dimağınıza.
Sonuç olarak her Mersinlinin okuması ve evinde demirbaş olarak bulundurup, tarihi kaynak olarak saklaması gereken bir kitap.
Eline emeğine sağlık Berdan Karagöz hocam.


