Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sınırdaki Sessizlik mi, Yaklaşan Fırtına mı?

Doğu Avrupa’da savaş üçüncü yılına yaklaşırken cephe yalnızca top sesleriyle

Doğu Avrupa’da savaş üçüncü yılına yaklaşırken cephe yalnızca top sesleriyle değil, açıklamalarla da genişliyor. Bu kez sahneye yeniden Belarus çıktı.

Bir tarafta Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko var; “İster Belarus’ta ister Ukrayna’da, her yerde görüşmeye hazırım” diyor. Diğer tarafta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Belarus yönetimine sert bir uyarı gönderiyor: Ukrayna’ya yönelik yeni bir saldırının sonuçları olur.

Yüzeyde bu bir diplomasi çağrısı gibi görünebilir. Ama aslında iki taraf da aynı anda farklı mesajlar veriyor.

Lukaşenko’nun açıklamasında ilginç bir denge var. Bir yandan diyalog kapısını açık tutuyor, diğer yandan ülkesinin savaşa girmeyeceğini söylüyor -ancak bir şartla: Belarus topraklarına saldırı olmadığı sürece.

Bu cümle ilk bakışta savunmacı duruyor. Fakat aynı zamanda siyasi bir alan da açıyor. Çünkü savaşlarda “saldırı” tanımını kimin yaptığı çoğu zaman askeri değil siyasi bir mesele oluyor.

Zelenski’nin cevabı ise diplomatik nezaketten çok stratejik hafıza taşıyor.

Ukrayna için Belarus artık sadece kuzey komşusu değil. 2022’de Rus birliklerinin Kiev yönündeki ilk büyük harekâtında Belarus topraklarının kullanılmış olması hâlâ canlı bir hafıza. Bu yüzden Kiev bugün Belarus sınırındaki her tatbikata, her askeri hareketliliğe ve her açıklamaya geçmişin gölgesinde bakıyor.

Zelenski’nin danışmanının “Sözlere değil eylemlere bakıyoruz” çıkışı da bu yüzden önemli. Çünkü Ukrayna açısından mesele Lukaşenko’nun ne söylediği değil; Belarus’un fiilen neye izin verdiği.

Asıl dikkat çekici olan ise Avrupa’nın içine girdiği yeni güvenlik psikolojisi.

Nükleer tatbikatlar, Baltık üzerindeki gerilimler, sınır ihlali tartışmaları…

Bunların her biri tek başına kriz değil. Ama hepsi bir araya geldiğinde Avrupa’nın kuzeydoğusunda sürekli açık kalan bir alarm hattı oluşturuyor.