Doğu Akdeniz’de jeopolitik ve lojistik dengeler hızla değişirken, Türkiye’nin kendi içindeki yer tartışmalarını hızla sonuçlandırıp stratejik adımlar atması kritik önem arz ediyor.
Araştırmacı-Yazar Abdullah Ayan değişen dengeler ile ilgili önemli bir noktaya değindi. Ayan, ”Türkiye’de Doğu Akdeniz Ana Konteyner Limanı için Mersin, Adana-Yumurtalık, Erzin tartışmaları süre dursun yakında Suudi Arabistan finansman katkısıyla ana konteyner limanının Suriye Lattakiye-Tartus kıyılarında faaliyete geçmesi kimseyi şaşırtmasın.” dedi.
BÖLGEDE DENGELER DEĞİŞEBİLİR
Suriye kıyılarındaki (Lazkiye ve Tartus) limanların Körfez sermayesi, özellikle Suudi Arabistan finansmanıyla küresel ticaret hatlarına entegre edilmesi senaryosu bölgesel dengeleri tamamen değiştirebilir. Mersin, Yumurtalık ve Erzin arasındaki yer rekabeti projelerin hayata geçmesini geciktiriyor. Körfez ülkelerinin Akdeniz’e çıkış için Suriye limanlarına yatırım yapması, Türkiye’nin “ana lojistik üs” rolünü gölgeleyebilir. Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında Suriye kıyıları, Süveyş Kanalı’na alternatif tamamlayıcı birer merkez haline gelebilir.
İSKENDERUN-MERSİN ARASI SANAYİ GÜCÜ HALA AVANTAJLI
Türkiye, yerleşik liman işletmeciliği deneyimi ve hinterland bağlantılarıyla hâlâ en güçlü aday. Doğu Akdeniz Ana Konteyner Limanı’nın yeri (Mersin veya Adana/Yumurtalık-Erzin aksı) bürokratik engellere takılmadan netleştirilmeli. İskenderun Körfezi ve Mersin hattındaki sanayi gücü, sadece transit yük değil, üretim odaklı lojistik avantaj sunuyor. Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye OSB’leri yüzlerce fabrikaya ve devasa bir üretim hacmine ev sahipliği yapıyor. Yatırımcılar için Türkiye, Suriye kıyılarına kıyasla çok daha güvenli ve öngörülebilir bir hukuksal/ekonomik zemin sunar.

