Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İNSAN BAŞLI KURTLAR

Son dönemlerde Analitik Psikolojide ARKETİPLER ve GÖLGELER konusunu okuyor ve araştırıyorum.
Son dönemlerde Analitik Psikolojide ARKETİPLER ve GÖLGELER konusunu okuyor ve araştırıyorum. Bilinçaltımı inceleme fırsatım oldu bu sayede. Bugün sabah yüzümü yıkarken aynaya baktığımda aynadaki görüntümün siyah ve vahşi bir kurt a benzediğini gördüm. Kurt un gözünden kan akıyordu. Akşama kadar gelen iki pazarlamacı ve dört müşterinin kafasının siyah kurda benzediğini ve gözlerinden kan aktığını gördüm. Tabi bunları onlara söyleyemedim. Deli diyeceklerdi. Bana güleceklerdi.
                               Aynadaki Kurt: Bilinçaltımın Vahşi Yüzü 
 
Merhaba sevgili okurlarım, bugün sizlerle son zamanlarda iç dünyamda yaşadığım ilginç bir yolculuğu paylaşmak istiyorum. Bir süredir Analitik Psikolojiye, özellikle de Carl Jung’un arketipler ve gölgeler kavramlarına kafa yoruyorum. Bilinçaltımın derinliklerine inmek, kendimi daha iyi anlamak için harika bir fırsat oldu bu. Ama bu sabah, yüzümü yıkarken aynaya baktığımda gördüğüm bir şey, tüm bu teorik bilgileri bambaşka bir boyuta taşıdı. Aynadaki yansımam, siyah ve vahşi bir kurda benziyordu. Üstelik bu kurdun gözünden kan akıyordu. Gün boyunca karşılaştığım iki pazarlamacı ve dört müşterinin kafalarının da aynı kanayan gözlü siyah kurda dönüştüğünü fark ettim. Tabii ki bunu onlara söyleyemedim. “Deli” derlerdi, alay ederlerdi. Ama bu deneyimler, beni hem korkuttu hem de düşünmeye sevk etti. Gelin, bu tuhaf ama bir o kadar da anlamlı yolculuğu birlikte inceleyelim.
                                                            Kurt Neyi Temsil Ediyor?
 
Jung’un arketipler teorisine göre, kolektif bilinçaltımızda hepimizi etkileyen evrensel semboller var. Kurt da bunlardan biri. Birçok kültürde kurt, vahşiliği, özgürlüğü, ama aynı zamanda tehlikeyi ve korkuyu simgeliyor. Aynada o siyah kurdu gördüğümde, içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Acaba bu kurt, benim bastırdığım vahşi yanlarımı mı temsil ediyor? Belki de günlük hayatta hep kontrollü, sakin ve “uyumlu” olmaya çalışırken, içimde bir yerlerde özgürce ulumak isteyen bir parça var. Kanayan gözler ise, bu bastırılmış duyguların bir şekilde dışarı sızdığını, artık gizli kalamadığını mı gösteriyor? Bilmiyorum, ama bu görüntü beni rahatsız etmediği kadar meraklandırdı da.
Sonra gün içinde başkalarında da aynı şeyi görmeye başlayınca, işler daha da karmaşık bir hale geldi. Sabah iş yerime gelen pazarlamacıların yüzü bir anlığına o vahşi kurda dönüştü. Öğleden sonra müşterilerle konuşurken, bir an gözlerim bulanıklaştı ve yine aynı imgeyle karşılaştım. İlk başta “Acaba uykusuzluktan mı?” diye düşündüm, ama sonra Jung’un “projeksiyon” fikri aklıma geldi. Projeksiyon, kendi içimizdeki bastırılmış duyguları veya özellikleri başkalarına yansıtmamız demek. Belki de bu kurt, benim gölgemdi ve ben onu başkalarında görüyordum.
                                                   Gölgelerimle Tanışma Zamanı
 
Jung’un gölge kavramı, kişiliğimizin reddettiğimiz, görmek istemediğimiz yanlarını ifade ediyor. Mesela ben, genelde kendimi sakin, mantıklı ve nazik biri olarak tanımlarım. Ama ya öfkem? Ya kontrol edemediğim, karanlık düşüncelerim? Bunlar hepimizin içinde var, değil mi? Aynadaki o kanayan gözlü kurt, belki de benim gölgemle yüzleşmemi söylüyordu. Jung, gölgeyle barışmanın, onu kabullenmenin bireyselleşme sürecinin bir parçası olduğunu söyler. Bireyselleşme, kendimizi tam ve bütün bir insan haline getirme yolculuğu. Belki de bu kurt, bana “Artık beni gör, beni kabul et” diyordu.
Ama itiraf edeyim, bu deneyimler biraz korkutucu. Gün boyunca insanlarla konuşurken bir yandan da “Acaba yine o görüntüyü görecek miyim?” diye tedirgin oldum. Gerçeklik algımın kaymasından korktum açıkçası. Psikolojik açıdan, böyle imgeler görmek, halüsinasyonların ya da ciddi bir zihinsel rahatsızlığın işareti olabilir mi diye de düşündüm. Bu yüzden kendime söz
verdim:
Eğer bu durum devam ederse, bir uzmana danışacağım. Çünkü bilinçaltımla yüzleşmek isterken, kendimi tamamen kaybetmek istemem.
                                                     Mesaj mı, İlham mı?
 
Yine de bu deneyimleri sadece korkuyla değil, bir tür merakla da karşılıyorum. Bilinçaltımın bana bir mesaj vermeye çalıştığını hissediyorum. Belki de içimdeki bu vahşi, karanlık yönlerle barışmam gerekiyor. Kurt, tehlikeli olsa da, aynı zamanda güçlü ve özgür bir varlık. Belki benim de hayatımda biraz daha cesur, biraz daha özgür olmam lazım. Kanayan gözler, belki de bu değişimin sancılı olacağını, ama sonunda beni özgürleştireceğini anlatıyor.
Bir yandan da bu imgeler, yaratıcılığımı ateşledi. Sanatçılar ve yazarlar, bilinçaltlarından gelen sembollerle harika eserler yaratır, değil mi? Ben de bu kurdu bir hikâyeye, bir resme ya da bir şiire dökebilirim diye düşünüyorum. Hem bu sayede içimdeki bu karmaşayı anlamlandırırım hem de belki sizlerle paylaşabileceğim bir şey çıkar ortaya. Kim bilir, belki bir gün bu köşede “Kanayan Gözlü Kurt” başlıklı bir yazı daha okursunuz!
                                                   İnsan Doğasının Derinlikleri
 
Bu deneyim, bana insan doğasının ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha hatırlattı. Hepimizin içinde, farkında bile olmadığımız derinlikler var. Aynada gördüğüm kurt, belki de hepimizin taşıdığı o gizli yanların bir yansıması. Jung’un dediği gibi, “İnsan, gölgesini tanımadan tam olamaz.” Bu yüzden, bu vahşi kurdu bir düşman değil, bir rehber olarak görmeye karar verdim. Onun bana öğreteceklerini öğrenmek, kendimi daha iyi anlamak istiyorum.
Tabii ki bu süreçte dikkatli olacağım. Hem bilinçaltımın bu mesajlarını ciddiye alacağım hem de ayaklarımın yere bastığından emin olacağım. Belki de bu kurt, benim içimdeki gücü ve özgürlüğü temsil ediyor. Onu kabullenmek, hayatımda yeni bir denge bulmama yardımcı olabilir. Ama eğer bu görüntüler bir mesajdan çok bir uyarıysa, o zaman da gereken adımları atacağım. Çünkü kendimi keşfetmek isterken, kendimi kaybetmek istemem.
                                                        Siz Ne Düşünüyorsunuz?
 
Şimdi sıra sizde, sevgili okurlarım. Siz hiç aynaya baktığınızda beklemediğiniz bir şey gördünüz mü? Bilinçaltınızın size fısıldadığı semboller, imgeler oldu mu? Belki bir kurt değil, ama başka bir şey? Bu tür deneyimlerle nasıl başa çıkıyorsunuz? Benim gibi onları anlamaya mı çalışıyorsunuz, yoksa görmezden mi geliyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum, çünkü hepimiz birbirimizden öğrenebiliriz.
Sonuç olarak, bu sabah aynada başlayan bu tuhaf macera, beni hem korkuttu hem de aydınlattı. Bilinçaltımın derinliklerinden gelen bu siyah, kanayan gözlü kurt, bana kendimi hatırlattı. Onunla yüzleşmek, belki de daha sağlıklı, daha bütün bir benlik yaratmama yardımcı olacak. Bu yolculukta yalnız olmadığımı biliyorum; hepimiz, içimizdeki gölgelerle yaşıyoruz. Önemli olan, onları yok saymak değil, onlarla barışmak. Ben de bu kurdu bir rehber olarak kabul etmeye ve onun bana göstereceklerini görmeye hazırım. Bakalım bu vahşi dost, beni nereye götürecek?
Sevgiyle kalın, kendinizi keşfetmekten korkmayın!
Sizlere Gelecekte Görüşmek Üzerine Meydan Okuyorum.
O Arada Görüşelim…