Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Salim Güven İlköğretim’de Görünmeyen Engeller: Milli Eğitim’e Çağrı

Mersin’in merkezinde, Salim Güven İlköğretim Okulu’nda ikinci sınıf bir öğrenci…
Mersin’in merkezinde, Salim Güven İlköğretim Okulu’nda ikinci sınıf bir öğrenci… Elinde resmi raporu var: DEHB – Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu.
Bu çocuk, yaşıtlarından farklı ihtiyaçlara sahip. Ancak raporun sağladığı haklardan yararlanması gerekirken, sınıfta en büyük engeli öğretmeninin önyargılarında buluyor.

Öğretmenin sorumluluğu

Bir öğretmen, öğrenciyi yönlendirmeli, farklılıklarını anlamalı ve onun öğrenme yolculuğunu kolaylaştırmalıdır. Fakat bazı durumlarda sabırsızlık ve bilinçsizlik, çocuğun eğitim hakkının önüne set çekebiliyor. Oysa eğitim, her çocuğun anayasal hakkıdır ve hiçbir bireyin farklılığı bu hakkın önüne geçmemelidir.

DEHB: Görünmeyen ama gerçek bir engel

DEHB fiziksel bir engel gibi görünmez; ama çocuk için öğrenme sürecini doğrudan etkiler. Bu durum, öğrenciyi başarısız ya da isteksiz kılmaz. Aksine, doğru yöntemlerle desteklendiğinde bu çocuklar yaratıcı, enerjik ve üretken bireyler haline gelebilirler. Burada kritik olan şey, öğretmenin farkındalığı ve okul yönetiminin desteğidir.

Milli Eğitim’e çağrı

Bu noktada Milli Eğitim’e düşen görev büyüktür.
• DEHB raporlu öğrenciler için özel destek programları uygulanmalı,
• Öğretmenler bu konuda hizmet içi eğitim almalı,
• Okullarda rehberlik servisleri daha aktif çalışmalı,
• Aileler ve öğretmenler arasında daha güçlü bir işbirliği sağlanmalıdır.

Çocukların sessiz çığlığı

Salim Güven İlköğretim’deki bu öğrenci yalnız değildir. Türkiye’nin dört bir yanında binlerce çocuk aynı zorlukları yaşıyor. Onların tek beklentisi, anlaşılmak ve desteklenmektir.

Milli Eğitim bu sesi duymalıdır.

Çocuklarımızı yalnız bırakmamalı, öğretmenlerin ellerini güçlendirmeli ve okullarda gerçek anlamda kapsayıcı bir eğitim ortamı oluşturmalıdır.

Çünkü her çocuk, farklılıklarıyla birlikte öğrenmeye, sevilmeye ve desteklenmeye hakkı olan bir bireydir…