Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SARIKEÇİLİ KONAR GÖÇER YÖRÜKLERİNİN SERÜVENLERİ…

Sarıkeçili Yörükleri, Anadolu’daki bin yıllık Orta Asya konargöçer geleneğini hiç
Sarıkeçili Yörükleri, Anadolu’daki bin yıllık Orta Asya konargöçer geleneğini hiç bozmadan sürdüren son büyük Yörük aşiretidir.
Yaşam alanları bütünüyle doğaya ve hayvanlarının ihtiyaçlarına bağlı olan bu topluluk, her yıl düzenli olarak Akdeniz sahilleri ile Toroslar’ın yüksek yaylaları arasında mekik dokur.
Sarıkeçili Yörüklerinin yayla göçünün öne çıkan özellikleri, güzergahları ve yaşam biçimleri şu şekildedir:
1 – Göç Güzergahı ve Zamanlaması:
A – Kışlak Dönemi (Kasım – Mart): Kış aylarını Mersin’in Aydıncık, Gülnar, Anamur, Silifke ve Erdemli gibi ılıman Akdeniz kıyılarında geçirirler.
B – Bahar Göçü (Nisan – Mayıs): Havaların ısınmasıyla birlikte, Nisan sonu ve Mayıs başında Toroslar’ın serin yaylalarına doğru zorlu yolculuk başlar.
C – Yaylak Dönemi (Haziran – Eylül): Yaz aylarını Konya ve Karaman illerine bağlı Hadim (Aladağ), Seydişehir ve Beyşehir gibi rakımı 1000 metrenin üzerindeki serin yaylalarda geçirirler.
D – Sonbahar Göçü (Ekim): Havaların soğumasıyla birlikte döngüyü tamamlamak üzere yeniden Mersin sahillerine doğru dönüş yoluna geçerler.
2- Yaşam ve Göçün Özellikleri:
A – Geleneksel Ulaşım: Diğer birçok Yörük aşiretinin aksine, Sarıkeçililer göç sırasında motorlu araç kullanmamayı tercih ederler. Eşyalarını ve kıl çadırlarını develerle taşırlar.
B – Geçim Kaynağı: Temel geçim kaynakları keçilerdir. Göçün hızı ve duraklama yerleri, keçi sürülerinin otlama ile su ihtiyaçlarına göre belirlenir.
C – Kara Çadır Kültürü: Konakladıkları yerlerde keçi kılından dokunan ve su geçirmeyen geleneksel “kara çadırları” kurarlar.
D – Zorlu Yolculuk Süresi: Sarıkeçililer yılın yaklaşık 120 gününü hareket halinde, yani doğrudan göç yolunda geçirirler.
Günümüzdeki Durumları:
Günümüzde yerleşik hayata geçiş kanunları ve değişen sosyo-ekonomik şartlar nedeniyle bu kültürü sürdüren hane sayısı oldukça azalmıştır.
Sarıkeçililer, modern dünyada doğayla tam bir uyum içinde yaşayan, göç yolları üzerinde zaman zaman kentleşme engelleriyle karşılaşsalar da kültürlerini korumaya çalışan “Anadolu’nun son göçerleri” olarak kabul edilir.
Türklerin bin yıllık konargöçer kültürünün sahipleri Yörüklerin Anadolu’daki en güçlü temsilcisi olan Sarıkeçililer, Mayıs ayı içinde yaz mevsimini geçirecekleri Konya yaylalarına özellikle Hadim ilçe ve çevrelerine gitmek üzere göçe başlamıştı.
Kış mevsimi Kasım – Mart aylarında Mersin’in Gülnar, Silifke, Anamur, Erdemli, Bozyazı ve Aydıncık ilçelerine yakın sahil kesimlerinde konaklayan Sarıkeçili Yörükleri, yazı geçirecekleri yaylalara gittiler.
Yaşadıkları hayattan mutlu olmasalar da geçimlerini sürdürmek için konargöçer hayatını sürdüren Sarıkeçililer, yazın başlamasıyla birlikte yaylalara göç ediyor.
Yılın 3 ayını yolda, 3 ayını yaylada geçiren Sarıkeçililer, kalan 6 ayda da sahillerde konaklıyor.
Konar göçerlik yaşam tarzının Anadolu’daki son temsilcilerinden olan Sarıkeçili Yörükleri, gelişen teknolojiye rağmen bin yıllık geleneklerinden vazgeçmiyor.
Eşyaların develere yüklenmesinin ardından deve ve küçükbaş hayvanlarla birlikte Toros dağlarındaki göç yolculuğuna başlamışlardı.
Geçen yıl Konya’nın Hadim ilçesine doğru yol aldıklarında ve yolculuklarının yaklaşık bir ay süreceğini belirten Sarıkeçili Yörük Fatma Kuş, “Yolculuğumuz başladı, iki gündür yollardayız. Güz gülbahar, hep aynı şekilde keçilerle develerle ilerliyoruz. Hayatımızda pek bir değişiklik yok, yaptığımız bir iş yok. Keçilerle uğraşıyoruz, hep aynı güzergahtan gidip geliyoruz. Sabah ezanında kalkıyoruz, akşam olduğunda zaten herkes yemeğini yiyip yatıyor. Sabah yine kalkıp tekrar yola devam ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Büyük bir ilgiyle yaşamlarını izlediğimiz, haklarında belgeseller, filmler, röportajlar düzenlediğimiz Sarıkeçili Yörükleri; Kış mevsimini Silifke, Aydıncık, Anamur, Bozyazı ve Erdemli ilçelerinde sahile yakın kesimlerdeki kışlaklarında geçirmişledi.
Yörükler yerleşik düzene geçmedikleri için Silifke, Aydıncık, Anamur, Bozyazı, Erdemli ilçelerinde büyük sıkıntı yaşamışlardı.
Öyle ki; Yerleşim yerlerinde ya da sürülerin geçtiği yol güzergahına yakın tarlalardan kendilerinden kira bile alınıyor…
Belediyelerin, üst düzey yetkililerinin ve mahalle muhtarlarının ilgisizliğinden bahsediyorlar…
Yörükler bize atalarımızdan miras kalan en değerli varlıklarımızdır.
Bundan birkaç hafta önce yabancı bir televizyon kanalında Türkçe alt yazılı belgesel izledim…
Belgeselde Osmanlılar dönemi anlatılıyordu.
Belgeselin bir bölümünde de Osmanlıların 16 ‘ ıncı yüzyıla damgasını vuran YÖRÜK TÜRKMEN’ lerden söz ediliyordu.
Belgeselde Türkmenlerden söz edilince şu anda Ortadoğu’da ateş hattında bulunan TÜRKMEN kardeşlerimizi düşündüm.
İnşallah TÜRKMEN kardeşlerimiz varlıklarını muhafaza ederler ve hiç zayiat vermeden Ortadoğu’da layık oldukları konuma gelirler.
Osmanlı döneminin Türkmenleri şu anda bizim Yörüklerimizin de ataları…
Kimdir Yörükler?
Yörükler; Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, toprağa bağlanmadan yaşayan göçebe Türkmenlere verilen isimdir.
Yörük ise Anadolu ve Rumeli’de göçebe hayatı yaşayan Türk kabilelerine verilen genel isimdir.,
Türkçe “yürümek” fiilinden türeyip, “yürüyen, sefere koşan çadır halkı” manalarına gelen Yörük kelimesi genel olarak “bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe halk” anlamında kullanılmaktadır.
Oğuz Türklerinde yaşamlarını toprağa bağlı olarak değil de göçebe olarak sürdüren Türkmen bölümlerine “Yörük” adı verilmişti.
Osmanlılar zamanında 16’ıcı yüzyılda konup-göçer olan Türkmenlere de “Yörük” adı verilmişti.
Yörüklerin “kışlak” ve “yaylak” adıyla iki ayrı barınakları bulunurdu.
Yazın hayvan sürüleriyle birlikte yaylalara çıkan Yörükler, kışın daha sıcak kıyıya yakın ovalara inerlerdi.
Kışlık ve yazlık yerlere gelen insanlara “Yörük Obası” denirdi.
Aynı soydan gelen oba halkına da “oymak” adı verilirdi.
Oymakların başında da oymak beyleri bulunurdu.
Oymak beyinin uygun göreceği günde ilkbaharda Yörük obaları hep birlikte yaylaya doğru yola çıkarlardı.
Yörükler deve yününden, koyun yününden, keçi kılından çadırlar, giyecekler, kilimler, çuvallar, çul-seccade-somat-heybeler dokurlardı.
Istar, kirmen (eğirtmeç), özeme, çıkrık, kıl çuval, ala çuval, çul, somat, cepken, darabulus… Yörükler tarafından sıkça kullanılan kelimelerdir.
Yörüklerde “çadır” ailenin evidir.
Türk menkıbelerine göre ilk çadırı yapan Türk handır.
Göktürklerin bir kısmı da keçe çadırlarda oturmuşlardı.
Çadır kelimesi Türkçe; “Çat ” kökünden gelmektedir.
Dokumadan yapılan, taşınabilen meskenlere “çadır” denilmişti. Oğuzlar buna “Çaşır” demişlerdi.
Kadınların dokuduğu çadırlar, ortadireğin çevresindeki 5,7,9… direk üzerine kurulurdu.
Çadırda kapı, pencereler, baca, ocaklık, yataklık, kaplık gibi çeşitli odalar bulunurdu.
Çadır; direkler üzerine kurulur, direklerin çadırı taşımaları yanında başka görevleri de olurdu.
Bu direkler silah direği, mutfak direği, giysi direği gibi isimler verilirdi.
Osmanlılarda Yörükleri toprağa yerleştirmek için belli bir “iskan siyaseti” uygulanmış ve pek çok “oba” toprağa bağlanmıştı.
Bugün başta Kayseri, Niğde, Adana, İçel, Bursa, Maraş olmak üzere pek çok ilimizde Yörüklere rastlanmaktadır.
Yörükler; İçel Yörükleri, Bursa Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Haruniye Yörükleri, Araç Yörükleri, Taraklı Yörükleri, Zile Yörükleri, Karaca Yörükleri, Nacaklı Yörükleri, Toraman Yörükleri, Nasırlı Yörükleri, Tacirli Yörükleri gibi adlarla anılmaktadır.
Anadolu’da sayıları çok az kalan Sairıkeçili Yörükler çok zengin bir folklor ve etnografya kaynağıdır.
Hoşça kalınız.