Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ADINA FİLMLER, BELGESELLER, TELEVİZYON DİZİLERİ YAPILAN, TÜRK DİLİNİ YAŞATAN AŞK VE SEVGİ GÜNEŞİ: YUNUS EMRE…

Türk edebiyatı ve tasavvuf tarihinin en önemli isimlerinden biri olan
Türk edebiyatı ve tasavvuf tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Yunus Emre’nin hayatını, felsefesini ve ilahi aşkı arayışını konu alan çeşitli sinema filmleri, belgeseller ve televizyon dizileri mevcuttur.
Yunus Emre ile ilgili yapımları şu şekilde inceleyebilirsiniz:
A – Sinema Filmleri şunlardır:
*Yunus Emre: Aşkın Sesi (2014): Hazırlık ve çekim süreci yaklaşık 3 yıl süren bu uzun metrajlı sinema filminde Yunus Emre’yi Devrim Evin canlandırmıştır. Yapım, Yunus Emre’nin ilahi aşkı arayışını ve Anadolu’daki yolculuğunu anlatır.
*Yunus Emre (1974): Başrolünde Hakan Balamir’in oynadığı, Türk sinemasının eski dönemine ait klasik bir yapımdır.
*Yunus Emre (1985): Yönetmenliğini Özdemir Birsel’in üstlendiği bu filmde Yunus Emre karakterine ünlü oyuncu Talat Bulut hayat vermiştir.
B – Dizi ve Belgesel Dramalar şunlardır:
*Yunus Emre: Aşkın Yolculuğu (2015-2016): TRT tarafından hazırlanan ve Netflix gibi platformlarda da yayınlanan bu popüler dizi, Yunus Emre’nin kadılık görevini bırakıp Taptuk Emre dergâhına derviş olma sürecini geniş bir senaryoyla ele alır.
Başrollerinde Gökhan Atalay, Payidar Tüfekçioğlu ve Baran Akbulut yer almaktadır.
Yunus Emre “Aşkın Yolculuğu” dizisi, orijinal olarak bir TRT yapımıdır ve tüm bölümleri resmi olarak TRT 1 ekranlarında veya dijital platformu TRT İzle üzerinde yayınlanmaktadır.
Dizinin güncel tekrar yayınlarını, dijital gösterimlerini ve yayın akışlarını şu kanallardan takip etmeniz mümkündür:
Hafta içi her gün ve belirli günlerde 360 TV ekranlarında…
Belirli dönemlerde ve yayın akışlarına göre TRT Türk, TRT Avaz ve Diyanet TV üzerinden…
*İçimizden Biri: Yunus Emre: Rutkay Aziz ve Menderes Samancılar gibi usta isimlerin yer aldığı, belgesel drama niteliğinde bir televizyon dizisi…
Bugünkü sohbetimizin konusu ünlü Türk bilgini Yunus Emre…
“Ne alaka…”demeyiniz…
Birkaç gün önce gençlerle bir sohbet toplantısına katıldım…Söz döndü dolaştı konu Yunus Emreden açıldı.
O günlerde TRT’de Yunus Emre’nin Aşkın Yolculuğu dizisi yayınlanıyordu.
Bir küçük şiir okudum ve kime ait olabileceğini sordum.
Şiirden bir bölüm şuydu:
“…Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim”
Yaklaşık 30’un üzerinde en az lise mezunu genç şiirin kime ait olduğu hakkında tereddüde düştüler…
“Yunus Emre…” dedim.
Bu defa Yunus Emre hakkında değişik görüşler ortaya çıktı… O günlerde yayınlanan Aşkın Yolculuğu dizisini izleyen de olmamış…
Sohbet toplantısına katılanlardan pek çok sorulara muhatap oldum.
Genelde sorular şuydu:
“Yunus Emre Türk Müdür? Nerede Yaşamıştır? Mezarı Nerededir?
Türk dilinin yaşamasına herhangi bir faydası olmuş mudur?
Pek çok il ve ilçe Yunus Emre’nin kendi topraklarında yattığını, mezarının kendi bölgelerinde olduğunu iddia ediyor? O’nun mezarı nerededir?
Bazı kimseler onun aynı zamanda Müslüman olmadığını iddia ediyorlar….”
Ve benzer sorular…
Sohbet toplantımızdan sonra anladım ki; Yunus Emre bilinmiyor, anlatılmalıdır.
Sohbet toplantısında anlattıklarımın bir kısmı şöyleydi:
Yunus Emre; Anadolu’da yaşayan ve Anadolu’da vefat eden bir Türkmen dervişidir.
Yunus Emre; Anadolu insanının hayattan bezdiği, ümitsizliğe düştüğü bir dönemde yaşamıştır.
Yunus Emre; Sarıköy’de yaşayan, çiftçilikle geçinen fakir bir kişidir.
Önce buğday almak üzere Karahöyük’e gider, bir süre Hacı Bektâş-ı Velî’nin yanında kalır, geri döneceği sırada buğday yerine Hacı Bektaş ona “nefes” vermeyi teklif eder, fakat Yunus ısrar edince kendisine dilediği kadar buğday verilerek gönderilir.
Köyüne yaklaştığı esnada gafletinin farkına varan Yunus, buğdayın bir gün tükenip nefesin ise tükenmeyeceğini düşünerek tekrar tekkeye döner ve nasip ister.
Durum Hacı Bektâş-ı Velî’ye arz edilince o, “Bundan sonra olmaz. Biz o kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye verdik, varsın nasibini ondan alsın” der ve onu Tapduk Emre’ye gönderir.
Yunus da Tapduk Emre’nin yanına varıp durumu ona anlatır; Tapduk Emre halinin kendisine malum olduğunu, hizmet edip emek vermesi halinde nasibini alacağını söyler.
Yunus kırk yıl boyunca erenler meydanına eğrinin yakışmayacağı düşüncesiyle tekkeye sadece düzgün odun taşır.
Rum erenlerinin Tapduk Emre’nin tekkesinde büyük bir meclis kurdukları bir gün mecliste Yunus Emre ile birlikte Yunus-ı Gûyende denilen başka bir Yunus daha bulunmaktadır.
Tapduk Emre cezbeye gelince Gûyende’ye, “Yunus, söyle!” der, fakat Gûyende işitmez.
Tapduk bu sözü üç defa tekrarladığı halde Yunus-ı Gûyende yine işitmez.
Bu defa Yunus Emre’ye dönüp, “Yunus, vakit geldi, o hazinenin kilidini açtık, nasibini aldın, hünkârın nefesi yetişti, sen söyle!” der.
Gönlü açılan, gözlerinden perde kalkan Yunus “şevk denizine düşüp” inci ve mücevher değerinde sözler söylemeye başlar.
Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol Akınları ve Türkmen boylarının sık sık ayaklanmasıyla halkın ihtiyaçlarına cevap veremeyecek duruma düşmüş ve sadece devleti ayakta tutabilme endişesine kapılmıştır.
Moğol akınları, iç isyanlar, kuraklık, kıtlık sebebiyle Anadolu halkı bitkin ve perişan hale gelmişken Yunus Emre ortaya çıkmış, halka bir kurtarıcı olarak onun etrafında toplanmıştır.
Her sıkıntılı dönemde yeni bir lider çıkarmasını bilen Türk Milleti, Anadolu’yu aydınlatan Dede Korkut, Mevlana, Hacı Bektaş-ı veli, Nasrettin hoca, Emir Sultan, Hacı Bayram-ı Veli Evliya Çelebi ve Yunus Emre gibi güçlü insanlar yetiştirmişlerdir.
Yunus Emre bu sıkıntılı dönemde halkına bir aşk ve sevgi güneşi olarak doğmuştur.
Yunus Emre; Yaşadığı dönemde Türk Dilinin yaşatılmasına katkıda bulunmuştur.
Yaşadığı dönemde Türk dili hor görülmüş, bir kenara itilmiş, resmi dil olarak Farsça kullanılmışken Yunus Emre bütün incelik ve güzellikleriyle Türk diline sahip çıkmış, halkın dilini, halkın deyimlerini kullanmayı tercih etmiş, Türk dilinin yaşamasını sağlamış, Türk dili konusunda kendisinden sonra gelenlere öncülük etmiştir.
Şiirlerindeki üstünlüğü, düşüncelerindeki genişliği ve derinliği sebebiyle Anadolu Türklüğünün yüreği Yunus Emre’de çarpmaktadır.
Yunus Emre’nin buram buram İlahi aşk kokan sevgisinde bütün insanlığın sesini duymak mümkündür.
Bu seste; Allah sevgisi, insan sevgisi ve samimi bir inanç vardır.
Yunus Emre; İnsan sevgisini, insana verilen değeri şiirlerine temel düşünce olarak almıştır.
Yunus Emre’de görülen insan sevgisinin özünde Allah inancı vardır.
Bu sevgi kaynağını Kur’an-ı Kerim’den, Hadis- i Şeriflerden, onların telkin ettiği aşk ve şevkten, iyilikle fazilet duygusundan, sevgi ve barış içinde yaşamak azminden alır.
Yunus Emre’ye göre insanlar birbirine sımsıkı sarılmalı, birbirini sonsuza kadar sevmelidir.
Allah’ı sevmeli, halkı sevmeli, insanları sevmelidir.
Fikirlerinin özünde “Sevelim-Sevilelim” düsturu vardır.
Yunus Emre Türk Milleti tarafından sevilen; hayranlıkla, saygıyla anılan, şiirleri, ilahileri dilden dile, gönülden gönüle ulaşan; Türk âleminde olduğu kadar bütün dünya âleminde benimsenen bir veli – sanatçı’dır.
Yunus Emre; bütün Anadolu’nun sevgisine mazhar olmuş bir mana sultanıdır.
Pek çok il ve İlçe Yunus Emre’nin mezarının kendi topraklarında olduğunu söylemektedirler.
Pek çok şehir ve kasabamız Yunus Emre’nin kendi topraklarında yatmasını dilemiştir.
14 ayrı yerde Yunus Emre Türbesi, mezarı, makamı vardır.
Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı sarayköylüler, Karamanlılar, Bursalılar,
Emre Sultan köylüleri, Erzurumlular, Keçiborlulular, Aksaraylılar, Sandıklılılar, Ünyeliler, Sivaslılar Yunus Emre’nin mezarının kendi topraklan içinde olduğunu söylemektedirler.
Esasen bu Anadolu evliyası, bu fazilet, bu müsamaha, bu feragat nasihatçısı, gönüller ikliminin aşk ve sevgi güneşi, gönüller sultanı Yunus Emre sadece o topraklarda değil, kendisini seven bütün insanların gönlünde yatmaktadır.
Yunus Emre’nin yattığı yer bütün Türk Milletinin kalbidir.
Hoşça kalınız.