Ülkemiz insanı sıkıntılı.
Ülkemiz insanı dertli.
Ülkemiz insanının yüzü gülmüyor.
Çiftçilik yapanın yüzü gülmüyor.
Hayvancılık yapanın yüzü gülmüyor.
Rençberlik yapanın yüzü gülmüyor.
Amelelik yapanın yüzü gülmüyor.
Köyde yaşayanın yüzü gülmüyor.
Kentte yaşayanın yüzü gülmüyor.
Esnafın yüzü gülmüyor.
Sanayicinin yüzü gülmüyor.
Tekstilcinin yüzü gülmüyor.
Turizmcinin yüzü gülmüyor.
Emeklinin yüzü gülmüyor.
Asgari ücretlinin yüzü gülmüyor.
Düşük gelirli memurun yüzü gülmüyor.
Mevsimlik işçinin yüzü gülmüyor.
Üniversitelinin yüzü gülmüyor.
Kısacası, toplumun ezici çoğunluğunun yüzü gülmüyor.
Üretici ürettiğinin, çalışan da çalıştığının karşılığını alamadığını söylerken, dar ve sabit gelirliler pahalılıktan ve ihtiyaçlarını alamamaktan şikayet ediyor.
Yüzde on beşlik küçük bir kesim varlık ve bolluk içinde yaşarken, milyonlarca insan kıt kanaat geçinmek zorunda kalıyor.
Yönetenlerin bütün yükü geniş halk kesimlerinin boynuna yıktığı böyle bir düzende bu işin sonu nereye varacak bilinmiyor?!
Bilinen bir şey var ki, yükü çekenler halinden memnun görünmüyor.
Yükü yükleyenler de, yükün büyüğünü kendilerinin üstlendiklerini söyleyerek Milletle adetâ dalga geçiyor.
Fakat gerçek olan şu ki, bu ülkede adaletin, sosyal adaletin ve liyakatin varlığına yükü çekenlerin hiçbiri inanmıyor.
O yüzdendir ki, halkımız 2028’in gelmesini ve sandığın önüne konulmasını sabırsızlıkla bekliyor.
Hayatın her alanında hakkın, adaletin ve liyakatin egemen olduğu ve kimsenin insanca yaşamadan mahrum edilmediği mutlu ve müreffeh bir Türkiye’de huzur ve güven içinde yaşayabilmemiz umut ve dileğimle esen kalın!

