Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DÜŞÜNCEM…

*O kadar çok büyüğümü ve küçüğümü kaybettim ki saysam sayamam.

*O kadar çok büyüğümü ve küçüğümü kaybettim ki saysam sayamam.

Bu sebepten dolayı önemli günlerde ve fırsat buldukça mezarlığı ziyaret ederim. Gidenlerle dertleşirim. Bazen sessiz sessiz ağlarım.

*Bu sıralar çok rahatsızım.

Mezarları sık sık ziyaret ettiğimi söyleyemem. Ama her ziyaretimde bütün insanların en az üç ayda bir, iki ayda bir mezarlığı ziyaret etmek zorunda olması gerektiğini düşünmüşümdür.

Hatta mezarlıkta hiç yakını olmayanın bile ön kapıdan girip arka kapıdan çıkmasının zorunlu olmasını düşünüyorum ve hala bu düşüncemi koruyorum.

AKLINA ÖLÜM GELİR!

*Peki neden?

*Mezarlığa giren insanın aklına ölüm gelir. İç dünyasına döner. Yaptığı iyi şeyleri ve kötülerini düşünür, tartar. Yaptığı kötü hareketlerden dolayı pişman olduğunu bir daha yapmaması gerektiğini düşünür.

Kendine çeki düzen verir.

*Bir nevi temizlenme düşüncesi oluşur.

*Mezarlıkta yakını olanlar ise mezarı temizler/Temizletir. Dualar okur. Anılar tazelenir…

*Bir nevi ruh temizliği olur.

*Ben din eğitimi almadım. Bu yazdıklarım hayat tecrübemin kazandırdıkları.

Hatalarım da olabilir. Meddahların deyimiyle af fola.

HASTANE-HAPİSHANE-MEZARLIK

*Bir de sosyal medyadan aldığım bir düşünceyi paylaşmak istiyorum.

*Sosyal medyada deniliyor ki: “İnsan hayatında mutlaka üç yerin kıymetini bilmeli.

1- Hastane:

“İnsan hastanede yatarsa sağlığın kıymetini daha iyi anlar.”

Emekli olmadan bir defa hastanede yatmıştım. Emeklilik sonrası sayısını bile hatırlamıyorum. Şimdi sağlıktan önemli hiçbir şey yokmuş diyorum. Zaten ilk hastaneye yatışımdan sonra sigarayı bırakmıştım. Ara sıra alkol alıyordum, 15 yıldan beri onu da almıyorum. Sizlere önerim. Sağlığınızı sıkıntıya sokacak işlerden uzak durunuz.

2-Hapishane:

İnsan hapishaneye girince özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Karakolda gözaltında kaldıklarımı saymıyorum. Bir defa talebe olaylarında da hapiste yatmıştım.

Bir defa da Konya hapishanesinde kadın ve çocuk hükümlülerle;

T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü adına anket yapmak için bulunmuştum. Mahkumların yaşadığı yerleri, yatılan koğuşları, hücreleri misafir olarak gezdirmişlerdi.

İşte o zamanlar özgürlüğün kıymetini anladım.

Gördüm. İşte bu sebeple suç işleyip ceza evine girmeyelim, diyorum ama devletimiz durmadan yeni, yeni cezaevi yaptırıyor. Demek ki çok suç işleniyor.

Cezaevi yaptırma yerine hapse girmeyi önleyici eğitimler verilse diyorum.

3-Mezarlık:

Canınızı sıkan hiçbir şeyin önemli olmadığını anlayın. Bu konudaki diğer düşüncelerimi yazımın başında açıklamıştım.

Hastane-Hapishane-Mezarlıktan bahsetmişken Azrail’e ricamı anlatan eski bir şiirimi de paylaşayım dedim.

BOŞ BİR ZAMANIMDA GELİRİM

Çok yorgunum ölüm çağırma beni,

Yapacak işlerim daha çok inan.

Konuk seviyorsun bilirim seni,

Boş bir zamanımda gelirim inan.

İki yirmi beşi yenice aştım,

Ekmek derdi başa düştü çalıştım.

Daha bu dünyaya yeni alıştım,

Boş bir zamanımda gelirim inan.

Ellerimde nasır daha duruyor,

Gözlerimin yaşı yeni kuruyor.

Neden hep Azrail beni soruyor,

Boş bir zamanımda gelirim inan.

Ölüm kısa günde beni bekleme,

Dertlerime bir de canı ekleme.

İki de bir bizim evi yoklama,

Boş bir zamanımda gelirim inan.

Bir muz diktim karlı dağın başında,

Çiçek açar ancak yüz beş yaşında.

Meyveleri iki bin yüz beş yaşında,

Meyveleri toplar gelirim inan.

NOT:

‘Sonbahara Çeyrek Var’ isimli şiir kitabımdan.