8 Ekim perşembe günü Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde 10 Ağustos tarihli Akkuyu iletim hatları kararına itirazlar gündeme gelmişti.
İtirazlar konusunda sadece meclis üyesi Ali Tanrıverdi söz alarak, itirazların çoğunun Akkuyu çevresindeki ilçelerden olmasına dikkat çekerek ilçelerdeki itiraz sayılarını tek tek ifade etmişti.
Mersin halkını temsil eden, özellikle bölgedeki belediye başkan ve meclisi üyelerine, bizzat Mersin Kent Konseyi’nin 2016 yılındaki anketini ve “Mersinlilerin yüzde 86’sının istemediğini hatırlatarak meclisi sağduyuya davet etmesi” önemli bir vurguydu. Diğer meclis üyelerinin sanki sözleşmiş gibi, Mersinliler’in bu itirazlarla somutlaşan özlem ve talepleri konusunda görüş beyan etmemeleri de dikkat çekti!
Bu gelişmeler sonrası, önceki dönem Makine Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanlarından Serdar Erkan açıklamalarda bulundu.
Serdar Erkan, “Anayasamızın 56. Maddesi’nde; ‘Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.’ diyor. Erkan, “Santralin maddi veya manevi en çok sıkıntısını çekecek olan bölge insanıdır. Bölgeden, Bozyazı Kent Konseyi gibi resmi kuruluşlar ile Taşucu Eğitim ve Çevre Vakfı gibi birçok Vakıf, dernek, sendika ve Anayasal meslek odasının temsilcilik başkanlarının ve yurttaşlarımızın itiraz etmesi bu konunun bölge için ne kadar duyarlı olduğunu göstermektedir. Öte yandan Mayıs 2016’da Mersin Büyükşehir Kent Konseyi tarafından yaptırılan resmi ankette de Mersinliler’in yüzde 86 ‘sının Akkuyu Atom Santralini (AAS) istemediği ortaya çıkmıştı. Taşeli bölgesindeki vatandaşları temsil eden AKP’li ve MHP’li komisyon ve meclis üyelerinin, vatandaşların anayasal çevre hakkı ve dilekçe haklarını salgın (pandemi) koşullarına rağmen böyle yoğun bir şekilde kullanmalarını dikkate almalıdırlar. Alınmadığı takdirde yarınlarda; sağlıklı çevrede yaşama hakları ellerinden alınacak gelecek kuşaklara ve ‘özellikle bölgedeki göçer yörüklere, balıkçılıkla ve tarımdan geçinenlere’ karşı nasıl bir ‘vebal ve sorumluluk‘ altına gireceklerinin vicdani muhasebesini iyi yapmaları gerekecektir.” dedi.
“BÖLGEDE, AĞAÇLAR KESİLDİ VE DERELERDEN LAĞIM SULARI AKTI, KORONAVİRÜSDEN BAZI YERLER KARANTİNADA”
Ayrıca daha şimdiden inşaat aşamasında bölgede, ağaçların kesildiğini ve derelerden lağım sularının aktığının altını çizen Erkan, “Bazı yerler koronavirüs nedeniyle karantina altına alınıyor. Binlerce işçinin omuz omuza kontrolsüz çalıştırıldığı ortamda , bölge önümüzdeki aylarda Mersin’de koronavirüs yayılımının merkezi olmaya adaydır. Öte yandan hergün irili ufaklı onlarca depremin yaşandığı bölgede, atılan temel betonlarının çatlayıp sıvandığı basına yansımıştı. Son meclis kararıyla, Gülnarlılar’ın tepelerinden geçecek ‘binlerce voltluk yüksek gerilim hatlarının’ 60 yıl boyunca denetim ve bakım eksiklerinin yaratacağı, ‘manyetik kirlilik ile yaz aylarında kıvılcım atlamasıyla oluşabilecek yangın‘ riskleri de, santralin bölge halkına ‘ilave bir hediyesi’ olacaktır.” ifadelerini kullandı.
“MERSİN’DE FİİLEN İKİ BAŞLI BİR YEREL YÖNETİM OLACAK!”
Öte yandan işletmeye alınacağında AAS’nin 30 km yarı çaplı çevresindeki yerleşim yerlerinin boşaltılacağı şeklindeki duyumlar ile bölgenin ‘Rusya’nın nükleer vilayeti’ haline mi geliyor ?’ kaygılarına dikkat çeken Erkan, “Askeri üs statüsü taşıyan bu santral yatırımıyla , Rusya tarihi ve stratejik hedefi olan Akdeniz’deki sıcak sulara inmiş olacaktır. Ayrıca şimdiye kadar, başka hiçbir büyükşehirde yaşanmayacak ‘İki başlı yerel yönetim”in Mersin’de fiilen hayata geçeceği önceki belediye başkanı tarafından bizzat ifade edilmişti. İlaveten Rusya Devleti ile yaşanacak her diplomatik sorunda santraldeki ‘enerji güvenliği gündeme gelecektir’ dedi.
“SANTRALDE SINIRLI SAYIDA YURTTAŞIMIZ ÇALIŞABİLECEK!”
ÇED raporunda İnşaat aşamasında çalışanların, yaklaşık 12 bin civarına kadar çıkabileceği öngörüldüğünü söyleyen Erkan, “İşletmeye alındıktan sonra çok sınırlı sayıda üniversite mezunu ‘nitelikli personel’ çalıştırılacağı bilinmektedir. Bu nedenle bugün çalışan, binlerce işçi, inşaat bitince işsiz kalacaktır. Yani bölgemizdeki işsizlik sorununa köklü bir çözüm olmayacaktır. Atom santralinin kaza riskleri dışında, sürekli radyasyon yayacağı da bilinmektedir. Bunun en önemli kaynaklarından biride, her yıl yaklaşık ‘bir metreküp hacminde’ çıkacak olan ‘radyasyonlu atıklar’ alacaktır.“ diye konuştu.
Atıkların ‘nasıl bertaraf edileceğinin belirsizliğini koruduğuna’ dikkat çeken Erkan, “Bu atıklardan, Yağmur suları ile yeraltı içme sularına ve denizimize karışacak radyasyonlu sular sürekli bir halk sağlığı sorunu yaratacaktır.” şeklinde konuştu.
“MERSİN’E İHANETİN HUKUKİ VE SİYASİ BEDELİ OLUR”
Doğu Akdeniz’in bu eşsiz, tarihi cennet köşesine bu kadar riskli bir santralin yapılmasına ‘yerelde verilen her bir onayın ‘ zaman aşımı olmayan ve kente karşı işlenen insani ve vicdani bir suç olacağını, kararı onaylayan ve itirazları kabul etmeyen bölgeden seçilmiş, AKP’li ve MHP’li komisyon üyelerinin bilmeleri gerektiğini söyeleyen Serdar Erkan, “İtiraza karşı verilecek her bir onay sahibini mezara kadar bağlayacaktır. Çünkü bu santral, gelecek kuşakların ve bu cennet doğada yaşayan tüm canlıların yaşam haklarına doğrudan bir tecavüzdür. Gelecekte bu tecavüze onay veren veya susan seçilmişlere ‘hukuki, siyasi ve vicdani bir bedel’ mutlaka olacaktır. Çünkü meclis üyeleri, temsil ettikleri yurttaşlar adına ‘yaptıkları kadar, yapmadıklarından da sorumludurlar. Mersinli seçilmiş tüm belediye başkanları; sizler de Mersinlilerin itirazlarına ve Mersin’e sahip çıkınız.” dedi. Serdar Erkan, tüm Mersinlileri 14 Ekim Çarşamba günü saat 14:00 de Atatürk Parkı Kongre Merkezindeki meclis toplantısına katılmaya veya TV’den canlı yayında izlemeye davet ederek, “Mersinliler itirazlarına karşı kalkan elleri unutmayacak” dedi.
Ayrıca, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’den ve millet ittifakı meclis üyelerinden bu konuda ‘komisyonlara ağırlıklarını koymasını’ isteyerek açıklamasını sonlandırdı.
SEYFETTİN AKARCA
