Daha önceki yazılarımda değindiğim gibi, COVID-19 Salgını ve Ukrayna Krizi sonrası, ‘Çok Kutuplu Yeni Bir Dünya Uygarlığın’ kurulmasının şartları oluştu. Çünkü mevcut Dünya düzeni bu iki krizle de baş edemedi.
Çünkü salgında, aşıya erişim adaletsizliği ortaya çıktı ve 6 Milyon civarında insan öldü ve bölgesel iç savaş ve çatışmalarda 80 milyon insan mülteci durumuna düştü.
Tek kutuplu Dünya’da(TKD) eşitsizliğin, yoksulluğun, kitlesel düzensiz göçlerin ve ölümlerin bu kadar zirve yaptığı, Dünya tarihinde insanlık bu kadar zulüm görmedi.
Daha COVID-19 Virüsün laboratuvarda üretilip üretilemediği bile kesinlik kazanmadı!
TKD’nin patronlarının, Güney yarı kürede, Kuzey Afrikadan başlayıp ülkemiz dahil İran’a kadar uzanan Genişletilmiş
Ancak, AB bile artık kapısına dayanan milyonlarca mültecilerle ve virüsten
DÜNYA UYGARLIĞI BİR ÇOK AŞAMALARDAN GEÇİP BUGÜNE GELDİ
Bugünkü Dünya uygarlığı, insanoğlunun 14 bin yıl önce, mağara’dan kulübeye
Daha sonra yaşanan Avrupa rönesansı ve Aydınlanması takip etti.
1789 Fransız Devrimi ile imparatorlukların
Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu ve Asya’ya kadar, batı emperyalizmine direnişler ve egemen ulus devletler kurulmaya başladı. 1924 Anayasası ile müslüman bir ülkede laikliğin hayat geçmesi ve 1930 yılında kadınların seçme ve seçilme hakkının bir çok batı ülkesinden önce hayata geçirilmesi ile dünya uygarlığı önemli bir aşamadaha geçirdi. Bu durum, kapitalist tekelleşme sonucu doğan(İtalyan, Almanya, İspanya ve Japon) faşist rejimlere karşı savaşlarla ikinci Dünya savaşına kadar devam etti. 51 Milyon insanın öldüğü ikinci Dünya savaşı
Öte yandan, 5 Haziran 1972 Stokholm’de toplanan BM ÇevreKonferansında ilk defa doğanın
YENİ BİR UYGARLIĞIN İNŞAASINDA ÖNE ÇIKABİLECEK BAŞLIKLAR
Görüldüğü gibi 14 bin yıllık yerleşik tarihinde bugün gelinen noktada TKD ile savaşlar, salgınlar ve iklim krizi nedeniyle en çok çevre, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere tüm doğa ve insanlık zarar görmektedir. Bu nedenle yenisürdürülebilir, katılımcı çoğulcu uygarlığın inşaasında, savaşların, salgınların, iklim krizinin, vahşi sömürünün veterör dahil her türlü şiddetin önlenmesi, ‘ Yurtta ve Dünyada barışın egemen olması’ önem kazanmaktadır. Özellikle Doğa’daki tüm canlılar ile başta kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olmak üzere, tüm canlıların yaşamını gözeten ve insanlığın sağlıklı bir çevrede, barış ve refah içinde birlikte

