Mustafa Kemal, Lozan’da çözülemeyip, onun önerisiyle geleceğe bırakılan iki konuyu (Boğazlar ve Hatay meselesi) savaşmadan eşsiz stratejik diplomatik hamleleriyle Türkiye Cumhuriyeti lehine sonuçlanmıştır .
Böylelikle hem Karadeniz’in hem de Doğu Akdeniz’in KKTC ile birlikte kilidi Türkiye Cumhuriyeti’nin eline geçmiştir. Hatay’ın tarihteki adı Antakya(ANTOCCİA)’dır. HATAY (Sınırdaki Ay) adını Mustafa Kemal vermiştir.
Mustafa Kemal, “şahsi meselem” dediği Hatay için, Fransızlara karşı çok ciddi bir kararlılık ve diplomatik mücadele vermiştir. Atilla İlhan yazdığı köşe yazılarından birinde Mustafa Kemal’in bir ara CB’dan istifa edip, gizlice Hatay’a geçip Çete (gerilla) savaşı vermeyi bile düşündüğünü yakın çevresiyle paylaştığını yazmıştır.
İSKENDERUN KÖRFEZİ BİR TÜRK KÖRFEZİ OLMUŞTUR
Mustafa Kemal, hasta yatağında 20 Mayıs 1938 de son şehir ziyaretini Mersin’e gelerek askeri birlikleri denetleyerek, buradan askeri harekata gireceğini ima eden, açıklamamalar yapmıştır.
Mustafa Kemal 10 Kasım 1938 de vefatı öncesi İ. İnönü’ye bu konunun mutlaka halledilmesini vasiyet olarak bırakmıştır.
23 Temmuz 1939’da Hatay resmen anavatana katılmıştır.
Türk birliklerinin kente girişinde, Hataylı kadınların tarihe geçecek asil bir hareketi herkesin gözünü yaşartmıştır. İskenderun körfezi o tarihten bu yana, bugün dahi çok stratejik Türk körfezidir.
1950’lere kadar, Hatay’ın anavatana katılması ile 24 Temmuz 1922’de Lozan Anlaşmasının yıldönümleri birlikte BAYRAM olarak kutlanmıştır.
Bu konuda 24.07.2019 da bu köşede yazmış olduğum yazıyı tekrar paylaşıyorum.
Başta anavatana katılma kararı veren son Hatay Meclisinde görev alan meclis üyeleri ile meclis başkanı Tayfur Sökmen’i saygıyla anıyorum.
“HATAY ŞEHİDİ ATATÜRK VE HATAYLI KADINLARIN SAÇLARI…
23 Temmuz 2019, Hatay’ın anavatana katılışının 80. yıl dönümüydü. O günlerde yaşananları okuyunca, güzel ve yalnız ülkemizin ne büyük özveri ve emekle kurulduğunu bir kez daha bir kez daha duyumsadık. Okuduklarımı paylaşmak istedim.
Atatürk tüm rahatsızlığına rağmen, Ankara’daki 19 Mayıs 1938 törenlerinden sonra hiç kimseye haber vermeden trenle Eskişehir’den gizlice Mersin’e gider. Başkent telaş içindedir. Çünkü Hastalığı son aşamadadır. Sonunda izi bulunur, Mersin’dedir.
Adana ve Mersin’de çok büyük bir Askeri törenler düzenlenir. Atatürk’ün Mersin’e gelmesi ve askeri geçit ve tören aslında Hatay’ın hemen yanından bölgedeki diğer ülkelere ciddi bir gözdağıdır.
Amaç; uzadıkça çıkmaza giren milletvekili seçimlerinin, yapılıp, Hatay Devleti Meclisinin açılmasıdır. Gözdağı etkili olur, seçimler hızla yapılır, 40 vekilden oluşan Hatay Meclisi çalışmaya başlar. 2 Haziran 1938’de Dr. Abdurrahman MELEK, Antakya’da Sancak Umum Valisi kimliği ile yerel hükümet yönetiminin başına getirilir. 5 Haziran 1938’de göreve başlar.
Bu sırada 2. Dünya savaşının çanları çalmaya başlamıştır. Almanya, Avusturya’yı işgal edince panikleyen Fransa, Ortadoğu’daki sorunlarla uğraşmaktan vazgeçer. Ortadoğu’daki en güçlü devlet olan Türkiye ile dost ve müttefik olmanın önemini kavrar. M. Kemal ATATÜRK ve Türk hükümeti bu fırsatı değerlendirir. 4 Temmuz 1938 yılında parafe edilen anlaşma gereği, Hatay devletinin silahlı gücü Türk ordusu mensuplarından oluşacaktır.
Türk ordusu zaten sınırda hazır beklemektedir.
5 Temmuz’da Türk ordusu iki koldan güneye hareket eder, birinci kol Payas’dan, hareket edip 11:45 de İskenderun’a; daha büyük kol Hassa’dan hareket ederek 7 Temmuz 1938’de Antakya’ya girer.
Temmuz sıcağında üç gündür yol yürüyen askerler, Hatay’ı geçip tam kışlalarına girecekken beklemedikleri bir engelle karşılaşırlar: “Antakyalı Kadınlarla…”
Antakyalı kadınlar askeri göğüslerler, “Giremezsiniz!..”
Komutan ve askerler beklemedikleri bu engel karşısında şaşırırlar…
Bir kadın öne çıkar:
“Ahımız vardı” der.
“Birgün o işgalcilerden kurtulduğumuzda asker ocağını saçlarımızla temizleyecektik.”
Onlarca kadın bir anda örtülerini atıp, öne eğilerek saçlarını keserler…Sonra kadınlar kışlayı temizlerler.
(*** bence bu an filmlere konu olabilecek müthiş bir sahnedir).
Atatürk bu seyahat sonrası yorgun düşer ve hastalığı hızla ilerlemiştir… Hasta yatağında bu müjdeyi alır. Adını koyduğu Hatay devletinin 13 Ağustos’ta seçimleri yapılır. 2 Eylül 1938 de Tayfur SÖKMEN ilk Cumhurbaşkanıdır. 10 Kasım 1938 Atatürk vefat eder. 30 Haziran 1939’da yapılan oylama ile Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’ne (T.C)katılma kararı alır. 23 Temmuz 1939 da Hatay resmen T.C devletine dahil olur ve 63. il olarak 21 yıl ayrı kaldığı Türkiye’ye kavuşur.
Hataylılar, bugün Atatürk’ü Hatay’ın anavatana katılmasında tek şehitleri olarak kabul ederler.
Çünkü, Hatay tek kurşun atılmadan, bir tek çatışma ve yaralanma dahi olmadan, hasta yatağında Atatürk’ün şahsi girişimleriyle Dünya diplomasi tarihine ve günümüzdeki sorunların çözümüne örnek bir yumuşak güç diplomasisi(soft power diplomacy) ve dış politikası ile anavatana dahil edilmiştir. Ancak bu sonuç, hasta Atatürk’ün kendi inisiyatifi ile gerçekleştirdiği beş günlük yoğun Mersin ziyareti onun sağlığından ve ömründen çok şey alıp götürmüştür. Bu ziyaret yapılmasaydı, belki Atatürk’ün hastalığı ağırlaşmayacak, sağlığına kavuşacaktı. Ülkemiz, ikinci Dünya savaşı sonrası iç ve dış politikadaki savrulmaları ve geriye gidişleri belki hiç yaşamadan bugün daha farklı bir Cumhuriyette, daha refah ve barış içinde yaşayacaktık”.
Başta Hatay şehidimiz Atatürk ile soylu davranışı nedeniyle Hataylı kadınlarımızı ve bu sonucun alınmasında emeği ve katkısı olan tüm Hataylı yurttaşlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
Hatay’ın Anavatan’a katılmasının 87. Yılı kutlu olsun!..
(*** 23 Temmuz 2019 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki bilgilerden derlenmiş ve alıntı yapılmıştır.)

