Mersin sahili bu kez alışılmışın dışında bir tehlikeyle gündemde. Özellikle Tece ve Davultepe kıyılarında ortaya çıkan manzara, ilk bakışta renkli bir doğa görüntüsünü andırsa da gerçekte milyonlarca mikroplastik parçacığın oluşturduğu bir çevre felaketini gözler önüne seriyor.
Konuyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, kirliliğin kaynağına dikkat çekti. Gündoğdu’ya göre bu mikroplastik yükünün önemli bir bölümü Adana ve Mersin’de faaliyet gösteren geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanıyor.
Seyhan, Ceyhan ve Tarsus çayı başta olmak üzere bölgedeki irili ufaklı su yollarının bu atıkları denize taşıdığını belirten Gündoğdu, sorunun yeni olmadığını ancak bu yıl gözle görülür şekilde arttığını vurguladı.
“BUNLAR SADECE PLASTİK PARÇALAR DEĞİL KİMYASAL KİRLİLİĞİN DE GÖSTERGESİ!”
“Bunlar sadece plastik parçalar değil, aynı zamanda kimyasal kirliliğin göstergesi” diyen Prof. Dr. Gündoğdu, geri dönüşüm süreçlerinde kullanılan suların yeterince arıtılmadan doğaya bırakıldığını ve bu suların mikroplastiklerle birlikte zehirli kimyasallar taşıdığını ifade etti.
Daha da çarpıcı olan ise, bu kirliliğin yalnızca yerel kaynaklı olmaması. Gündoğdu, Türkiye’nin yurt dışından ithal edilen plastik atıklarla da bu yükü büyüttüğüne dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“BAŞKA ÜLKELERİN KİRLİLİĞİNİ PARA UĞRUNA ÜSTLENİYORUZ!”
“Başka ülkelerin kirliliğini, birilerinin para kazanması uğruna üstleniyoruz. Bu tablo yalnızca çevre sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı riski. Deniz ekosistemine karışan mikroplastikler, besin zinciri yoluyla insan yaşamına kadar ulaşıyor. Mersin sahillerinde ortaya çıkan bu görüntüler, artık görmezden gelinemeyecek bir gerçeği yeniden gündeme taşıyor: Türkiye, plastik atık yönetimi ve denetim konusunda kritik bir eşikte.”

