Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ticaretin Gölgesinde Siyaset: Washington Yolunda Avrupa’nın Sıkışmışlığı

Bazen mesele çelik ve alüminyum değildir. Mesele, kimin masada ne

Bazen mesele çelik ve alüminyum değildir. Mesele, kimin masada ne kadar güçlü oturduğudur. Avrupa Birliği’nin ticaretten sorumlu ismi Maros Sefcovic, Temmuz 2025’te varılan anlaşmadan sonra ilk kez Washington’a gidiyor. Resmi gerekçe belli: ABD’nin yüzde 50’lik çelik ve alüminyum tarifelerini kaldırmak. Ama işin aslı, bu ziyaret bir “ticaret görüşmesi”nden çok daha fazlası.

Çünkü ortada sadece ekonomik bir sorun yok, ciddi bir güven meselesi var.

Geçtiğimiz yaz İskoçya’nın Turnberry kentinde, Ursula von der Leyen ile Donald Trumparasında yapılan anlaşma, baştan itibaren Avrupa kamuoyunda tartışmalıydı. Avrupa, yüzde 50’lik ağır tarifeler yerine daha düşük oranları kabul etti, hatta bazı alanlarda geri adım attı. Ancak buna rağmen, anlaşmanın uygulanması sürekli ertelendi. Şimdi gelinen noktada, o “anlaşma” kâğıt üzerinde duruyor, gerçek hayatta ise hâlâ kriz var.

Peki neden?

Çünkü Avrupa kendi içinde bile anlaşabilmiş değil. Avrupa Parlamentosu’ndaki gecikmeler, siyasi çekişmeler ve “bu anlaşma dengeli mi?” tartışmaları süreci kilitledi. Yani sorun sadece Washington değil, Brüksel de en az o kadar karmaşık.

Ama asıl dikkat çekici olan, ABD tarafının tavrı.

Donald Trump yönetimi, yüksek mahkemenin tarifelerin büyük bölümünü yasa dışı bulmasına rağmen geri adım atmadı. Aksine, hukuki zemini değiştirerek aynı politikayı sürdürmenin yolunu buldu. Bu, klasik bir ticaret stratejisinden çok daha fazlasını anlatıyor: Güç kullanımı.

“Önce Amerika” söylemi, artık sadece bir slogan değil; somut ekonomik baskı aracı.

Avrupa ise bu baskı karşısında ikilem yaşıyor. Bir yanda ekonomik ilişkileri koruma isteği, diğer yanda kendi sanayisini savunma zorunluluğu. Özellikle çelik ve alüminyum gibi stratejik sektörlerde bu tür tarifeler sadece ticareti değil, istihdamı ve üretim zincirlerini de doğrudan etkiliyor.

European Commissionyetkililerinin “geniş tabloyu değerlendirme” açıklaması da aslında bu yüzden. Çünkü konu artık sadece tarifeler değil; transatlantik ilişkilerin geleceği.

Ve belki de en kritik soru şu: Avrupa bu oyunda gerçekten eşit bir oyuncu mu?

Sefcovic’in Washington ziyareti bu sorunun cevabını netleştirmeyecek belki. Ama şunu gösterecek: Avrupa, ABD karşısında kendi şartlarını dayatabilen bir güç mü, yoksa krizleri yönetmeye çalışan bir denge unsuru mu?

Sonuç ne olursa olsun, bu ziyaretin ardından değişecek tek şey tarifeler olmayabilir. Güç dengesi de yeniden yazılıyor olabilir.