Kendin olmayı seçmek, toplum tarafından kolay kabul edilemeyen bir durumdur.
Evet, kendi doğrularımızla yaşadığımızda, en sevdiklerimiz dâhil olmak üzere insanlar tarafından yargılanırız.
Toplumun kabul ettiği düşüncelerin dışına çıkmak istediğimizde, kendimiz olmak “yanlış” hissettirilir. Oysa herkesin kabul ettiği şeyler bizi mutlu etmiyorsa, kendimiz olmaktan vazgeçmemeliyiz.
Çünkü yaşadığımız hayat bizlere verilmiş olan tek şansımız değil mi?
Şansımızı başkalarının beklentilerine göre yok saymak zorunda değiliz.
Genel düşünceler gri rengin sıkıcı ve iç karartan renk olduğunu söylediği için gri rengi sevmekten geri durmamalıyız.
Toplum fazla gülümsemenin, kahkaha atmanın yanlış olduğunu söylediği için vazgeçmemeliyiz. Kendimiz olmak kahkaha atmaksa, gri rengi çok sevmekse öyle yaşayalım.
Çünkü yaşamanın güzelliği bastırılmakla değil, özgürce ve mutlu olarak yaşayabilmektedir.
Bu hayat başkalarının kalıplarına sığmak, sevilmek için çok kısa.
Herkes tarafından onaylanmak zorunda değiliz.
Bazen kendi mutluluğumuz için tek başına yürümek gerekir. Yolun sonuna vardığımızda “iyi ki” kendim olmuşum diyebilmek için…

