Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Olimpiyat Güvenliği mi, Siyasi Mesaj mı? ICE Tartışmasının Perde Arkası

Olimpiyatlar, kâğıt üzerinde sporun evrensel diliyle siyasetin üstünde durur. Ancak

Olimpiyatlar, kâğıt üzerinde sporun evrensel diliyle siyasetin üstünde durur. Ancak pratikte, özellikle güvenlik söz konusu olduğunda, bu çizgi neredeyse her zaman bulanıklaşır. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları için ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’nun (ICE) devreye gireceğinin açıklanması, tam da bu bulanıklığın yeni bir örneği.

İtalya’da yükselen tepkinin sebebi yalnızca “yabancı ajanlar” meselesi değil. Asıl mesele, ICE’in neyi temsil ettiği. ABD içinde bile tartışmalı bir kurum olan ICE, son yıllarda kitlesel sınır dışı operasyonları, sert gözaltı uygulamaları ve sivil ölümlerle anılıyor. Dolayısıyla Milano’da tartışılan şey, birkaç güvenlik görevlisinin varlığı değil; ABD’nin iç politikalarının Avrupa’ya taşınması korkusu.

Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala’nın sert çıkışı da bu yüzden şaşırtıcı değil. ICE’i bir “milis gücü” olarak nitelemesi, diplomatik nezaketten uzak olabilir ama İtalyan solunun ruh halini net biçimde yansıtıyor. Avrupa’nın birçok kentinde, özellikle de göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, ICE adı artık yalnızca bir kurum değil; sert göç politikalarının sembolü.

İtalyan hükümetinin önce ICE’in varlığını reddetmesi, ardından “sadece ABD heyetini koruyacaklar” diyerek geri adım atması ise krizin yönetilemediğini gösteriyor. Eğer mesele yalnızca diplomatik korumaydıysa, neden bu kadar gecikmeli ve çelişkili açıklamalar yapıldı? Bu soru, muhalefetin elini güçlendiriyor.

Burada dikkat çekici bir başka nokta da zamanlama. Açılış törenine ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun katılması bekleniyor. Yani mesele yalnızca bir spor organizasyonu değil; yüksek profilli bir siyasi vitrin.

ICE’in sahada bulunması, Washington’ın “kendi güvenliğini kendi sağlar” anlayışının bir yansıması olarak okunuyor.

Ancak bu yaklaşım Avrupa’da her zaman karşılık bulmuyor. İtalya’daki protestolar ve “ICE OUT” sloganları, transatlantik ilişkilerdeki sessiz gerilimi de açığa çıkarıyor. ABD için güvenlik öncelik olabilir; Avrupa kamuoyu içinse egemenlik ve insan hakları daha hassas bir çizgi.

Asıl soru şu: Olimpiyatlar, gerçekten güvenlik gerekçesiyle mi bu kadar siyasallaşıyor, yoksa büyük güçler için yeni bir mesaj alanına mı dönüşüyor? ICE tartışması, sporun artık yalnızca spor olmadığını; küresel siyasetin en steril görünen alanlara bile sızdığını bir kez daha gösteriyor.

Milano-Cortina 2026 daha başlamadan, olimpiyat ateşi değil, politik tartışmalar yanmaya başladı.

Ve bu ateşin, yalnızca İtalya’yı değil, ABD-Avrupa ilişkilerinin geleceğini de aydınlatacağı kesin.