Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Paris Durdu, Brüksel Yürüdü

Mercosur anlaşması yalnızca bir serbest ticaret metni değil; Avrupa içi

Mercosur anlaşması yalnızca bir serbest ticaret metni değil; Avrupa içi güç dengelerinin kimde toplandığını gösteren sembolik bir eşik oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un tüm itirazlarına rağmen anlaşmanın nitelikli çoğunlukla ilerlemesi, Paris’in Brüksel’deki geleneksel ağırlığının artık eskisi kadar belirleyici olmadığını açıkça ortaya koydu.

Macron’un içerideki zayıflığı bu sonucun arka planındaki temel faktör. Haziran 2024’te Ulusal Meclis’i feshetmesiyle başlayan siyasi sarsıntı, cumhurbaşkanını hem sokakta hem parlamentoda savunmasız bıraktı. Haftalardır süren çiftçi protestoları, olası bir güvensizlik oyu ve parçalı bir siyasal tablo… Böyle bir tabloda Macron’un Brüksel’de sert bir veto siyaseti yürütmesi zaten zordu.

Oysa geçmişte Fransa, tam da bu noktada devreye girerdi. Komisyon üzerinde baskı kurar, süreci yavaşlatır, gerekirse kilitlerdi. Bu kez olmadı. Çünkü Avrupa değişti; Fransa da.

Almanya ve Avrupa Komisyonu’nun başını çektiği blok, Mercosur’u stratejik bir hamle olarak görüyor. ABD’nin içe kapanma eğilimi ve Çin’le artan jeopolitik gerilimler, AB’yi ticarette yeni kapılar açmaya zorluyor. 700 milyonluk bir pazar vaadi, tarımsal kaygıların önüne geçti. Mesaj netti: Avrupa, küresel ticarette savunmada kalmayacak.

Bu süreçte İtalya’nın pozisyonu da dikkat çekici. Paris’in desteğine ihtiyaç duyduğu Roma, masadan itirazla değil, pazarlıkla kalktı. Gübrede karbon vergisinin dondurulması ve milyarlarca euroluk erken erişim gibi somut kazanımlar elde etti. Fransa ise “ilkesel” bir itirazla yalnız kaldı.

Asıl kazananlardan biri de Ursula von der Leyen oldu. Komisyon Başkanı, Fransa’dan gelen itirazlara rağmen geri adım atmadı. Bu, sadece bir ticaret dosyası değil; Komisyon’un siyasi özgüvenini yeniden inşa etme hamlesiydi. Von der Leyen, Komisyon’un ulusal başkentlerin gölgesinde kalan bir bürokratik yapı olmadığını göstermek istedi ve bunda başarılı oldu.

Bir zamanlar Jean-Claude Juncker’in yarı alaycı biçimde dile getirdiği “La France… C’est la France!” yaklaşımı, yani Fransa’nın her koşulda istediğini alması dönemi, belli ki kapanıyor. Bugünün AB’sinde nüfuz, yalnızca tarihsel ağırlıkla değil; içerideki siyasi istikrarla, koalisyon kurabilme becerisiyle ve stratejik vizyonla ölçülüyor.

Mercosur anlaşması bu açıdan bir ticaret metninden çok daha fazlası: Fransa’nın gerilediği, Almanya-Komisyon ekseninin güçlendiği ve Brüksel’in Paris’e eskisi kadar bakmadığının ilanı.