Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İSLAMDA HAK MEZHEPLER…

İnternet mail adresime gelen sorulardan biri İslam’da hak mezheplerle ilgili…
İnternet mail adresime gelen sorulardan biri İslam’da hak mezheplerle ilgili…
Soru bir bayan okuyucumun…Bayan Zübeyde Hanım…
Diyor ki: “Biz kadınlarla ilgili yazdığınız yazılardan dolayı size teşekkür ediyoruz.
Benim bir sorum olacak ama kadınlarla ilgili değil…
Dini bir, Kur’anı bir, Allahı bir olan insanlar niçin mezheplere ayrılmıştır? Mezhep ayrılıklarının Dine zararı yok mudur?
Alevi- Sünni ayrımının yapıldığı bazı konuşmalara şahit oluyoruz.
Alevilik din midir, Mezhep midir?
Vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ediyoruz.
Bu sorunun cevabını kadınlarla ilgili yaptığımız sohbet toplantısında hemcinslerime okuyacağım.
Yanlış değerlendirmelerin önüne geçmek istiyorum…”
Bayan Zübeyde KOÇAK hanımefendinin sorusu bu şekilde…
Öncelikle Bayan Zübeyde hanımın buraya almadığım İltifatlarına teşekkür ediyorum…
Hak MEZHEPLERLE ilgili sorunun cevabına gelince:
Öncelikle şunu belirmek isterim ki; Alevilik bir din ve mezhep değil Müslümanlığın içerisinde bir zenginlik kaynağımızdır.
Bu konu istismar edilmemelidir.
İslam’da “Hak Mezhepler”, Ehl-i Sünnet vel- Cemaat çatısı altında toplanan, inançta ve amelde doğru yolda kabul edilen dini ekollerdir. ,
Bu mezhepler dinin temel esaslarında (imanın şartları vb.) tamamen aynı fikirdeyken, sadece uygulamaya dair günlük fıkhi meselelerde (abdest, namazın detayları vb.) farklı içtihatlar üretmişlerdir.
İslamda hak mezhepler Ameli (Fıkhi) ve İtikadi (İnançsal) olmak üzere iki ana gruba ayrılır:
1. Ameli (Fıkhi) Hak Mezhepler:
Müslümanların ibadet ve günlük yaşam kurallarını düzenleyen 4 büyük hak mezhep şunlardır:
• Hanefi Mezhebi: İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin görüşlerine dayanır. Akıl ve kıyasa önem verir, dünyada en yaygın mezheptir (Türkiye, Orta Asya, Balkanlar).
• Şafii Mezhebi: İmam Şafii tarafından kurulmuştur. Hadislere ve Medine halkının uygulamalarına çok önem verir (Doğu Anadolu, Mısır, Güneydoğu Asya).
• Maliki Mezhebi: İmam Malik bin Enes’in sistemleştirdiği mezheptir. Medine örfünü önemli bir delil kabul eder (Kuzey ve Batı Afrika).
• Hanbeli Mezhebi: Ahmed bin Hanbel’in içtihatlarına dayanır. Tamamen ayet ve hadislerin zahiri (görünen) anlamlarına yoğunlaşır (Körfez Ülkeleri, Suudi Arabistan).
2. İtikadi (İnançsal) Hak Mezhepler:
İnanç esaslarını akli ve nakli delillerle savunan 2 büyük hak mezhep bulunur:
• Maturidi Mezhebi: İmam Maturidi’nin ekolüdür. Akıl ile nakil arasında denge kurar. Genellikle Hanefi olan Müslümanlar bu inanç mezhebine bağlıdır.
• Eş’ari Mezhebi: İmam Eş’ari tarafından kurulmuştur. Nakli (ayet ve hadisleri) öne çıkarır. Şafii, Maliki ve Hanbeli olan Müslümanlar çoğunlukla bu inanç ekolünü benimser.
Mezhepler Arasındaki Farklılıklar Neden Haktır?
İslam alimleri bu durumu bir doktor-hasta ilişkisine benzetir. ,
Aynı ilaç (hüküm), bir hastanın mizacına göre şifa olurken, diğerine ağır gelebilir.
Mezhep imamları, Kur’an ve Sünnet’i farklı coğrafi, kültürel ve insani şartlara göre yorumlayarak Müslümanların hayatını kolaylaştırmışlardır.
Bu nedenle fıkhi farklılıklar bir ayrılık değil, İslam’ın bir zenginliği ve rahmetidir.
Mezhepler nasıl meydana gelmiştir?
Peygamber Efendimiz Cenab-ı Allah’tan aldığı emirleri insanlara ulaştırmış ve onlara Kur’an-ı Kerimi tebliğ etmişti.
Ayrıca Kur’an-ı Kerim’den ayrı olarak Peygamber Efendimizin söylediği sözler Müslümanlar tarafından tamamen ezberlenmiş, yaptığı işler, hareketler ve davranışlarla başkalarının yaptığını gördüğü halde ses çıkarmadığı fiiller tamamen öğrenilmişti.
Herhangi bir dini hüküm hakkında karar verme kolaylığı mevcuttu.
Aradan yıllar geçmiş ve İslam ülkeleri genişlemişti.
Bu sıralarda da Sahabeler ile sonraki devrelerde Din âlimleri Müslümanlığı yaymak, Allah ve Resulünün emirlerini insanlara tebliğ etmek üzere yeni Müslüman olmuş ülkelere gönderilmeye başlanmıştı.
Bu ülkelere giden İslam bilginleri de Allah’ın emirlerini, Peygamberin sözlerini o ülke insanlarına anlatmaya başlamıştı.
Anlatılan Ayet-i Kerimeler ve Hadis-i Şerifler üzerinde bütün ülkelerde tam bir birlik ve beraberlik vardı.
Yine o dönemlerde çeşitli İslami hükümler hakkında içtihat yapabilecek derecede güçlü Din alimleri de vardı.
Bu Âlimler Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerifleri çok güzel şekilde açıklamışlardı.
Ancak Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerifleri açıklarken Kur’an ve hadislerin özünü değil de Fer’i hükümlerden bazılarını farklı şekilde anlamışlar ve farklı şekilde anlatmışlardır.
Dinin aslında, özünde değil de Fer’i Mes’elelerde, fer’i hükümlerde farklı görüşler ve farklı mezhepler ortaya çıkmıştır.
Ancak bu farklılık asli konularda değil Fer’i meselelerdedir.
Dinin asıl hükümlerinde herhangi bir farklılık söz konusu değildir.
Çünkü Peygamber Efendimiz zamanında olsun, ondan sonraki dönemlerde olsun çeşitli yerlere giden bilginler Peygamberimizin sözlerini bizzat kulaklarıyla İşitmemişler ve yaptıkları fiilleri gözleriyle görmemişlerdi.
İşte bu sebeple fer’i konularda farklı yorumlar ortaya çıkmıştı.
Bundan da mezhepler meydana gelmiştir.
Esasen hiçbir mezhep imamı:
“Ben mezhep kuruyorum. Benim mezhebimi kabul ediniz.” dememiştir.
Onların vefatından sonra onların görüşlerinin benimsenmesiyle mezhepler ortaya çıkmıştır.
Tekrar belirtmekte fayda vardır ki Hanefi, Maliki, Şafii ve Hambeli… Mezhepleri dediğimiz hak mezheplerin hiçbirinde dinin aslî hükümlerine ait hususlarda görüş ayrılığı yoktur.
Görüş ayrılığı fer’i konular dediğimiz teferruattadır.
Esasen İslamiyet’i kabul eden yeni ülkelerin pek çok adet, gelenek ve görenekleri vardır.
Buralara İslamiyet’i yaymak için gönderilen kimseler bu bölgelerde her türlü dini hükmü teker-teker, ayrı-ayrı ele almışlar ve fer’i konulardaki bazı ufak tefek görüş ayrılıkları bundan kaynaklanmıştır.
Günümüzde hak mezhep olarak kabul edilen mezheplerin dışında da görüş ayrılığından doğan bazı mezhepler vardır.
Bu mezheplerden bir kısmı inanç yönünden hatalı görüşlere sahiptir.
Bunun yanında Hanefi, Maliki, Şafii ve Hambeli mezheplerine benzer Kur’an-ı Kerime ve Hadisi Şeriflere uygun daha başka mezhepler de ortaya çıkmış ancak bu mezheplerin görüşlerini benimseyen kimseler sayıca az olduğu için bu mezhepler gelişememiştir.
Hak mezheplerin kendi aralarındaki ayrılıkları özde değil, şekildedir.
Bu ayrılıkların dinimizin ilerlemesine herhangi bir zararı yoktur.
Bilakis daha da faydası vardır.
Hoşça kalınız.