Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜRK SANATININ GEÇİRDİĞİ DÖNEMLER VE İSLAM SANATIYLA BARIŞIK OLMASI…

”Türk sanatı, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan binlerce yıllık tarihi boyunca
”Türk sanatı, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan binlerce yıllık tarihi boyunca Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük medeniyetlerin kültürel birikimiyle şekillenmiş, köklü ve çok katmanlı bir estetik mirastır.
İslamiyet öncesi dönemde göçebe yaşamın etkisiyle şekillenen “hayvan üslubu” ve taş işçiliği, yerleşik hayata geçiş ve İslamiyet’in kabulüyle birlikte mimari, süsleme ve el sanatlarında muazzam bir zenginliğe dönüşmüştür.
Türk sanatının en karakteristik dalları, gelişim süreçleri ve öne çıkan özellikleri şu şekildedir:
A – Geleneksel El ve Süsleme Sanatları
• Ebru Sanatı: Kitreyle yoğunlaştırılmış su üzerine özel boyalarla desenler oluşturup bunu kâğıda aktarma sanatıdır.
• Çinicilik: Pişmiş toprak üzerine renkli motifler işlenerek yapılan, özellikle Osmanlı cami ve saray mimarisini süsleyen seramik sanatıdır.
• Hat Sanatı: İslam yazısını estetik kurallara bağlı kalarak güzel ve ölçülü bir şekilde yazma ustalığıdır.
• Tezhip: Altın tozu ve boyalarla el yazması kitapları, hat levhalarını ve fermanları süsleme sanatıdır.
• Minyatür: Perspektif ve ışık-gölge kurallarına bağlı kalmadan, tarihi olayları ve saray yaşamını ince detaylarla anlatan el yazması resim sanatıdır.
B – Dokuma ve El İşçiliği
• Halı ve Kilim Dokuma: Dünyanın en eski düğümlü halısı olan Pazırık Halısı’ndan bu yana, Türklerin Orta Asya’dan dünyaya yaydığı, geometrik ve bitkisel motiflerle bezeli köklü bir dokuma kültürüdür.
• Ahşap İşçiliği (Kündekari): Selçuklu ve Osmanlı döneminde gelişen, çivi ve tutkal kullanmadan ahşap parçaların birbirine geçirilmesiyle yapılan geometrik süsleme tekniğidir.
• Bakırcılık ve Metal Sanatı: Anadolu’da yüzyıllardır dövme tekniğiyle mutfak eşyası, ibrik ve süs eşyası yapımında kullanılan geleneksel metal işçiliğidir.
C – Mimari Yapılar
• Erken Dönem ve Selçuklu: Taç kapılar, kervansaraylar, medreseler ve geometrik taş oymacılığı ile bezeli kümbetler ön plandadır.
• Klasik Osmanlı Dönemi: Mimar Sinan’ın Selimiye ve Süleymaniye camileriyle zirveye ulaşan, merkezi kubbe sistemine ve devasa iç mekân ferahlığına dayanan mimari ekoldür.
D – Çağdaş ve Görsel Sanatlar
• Türk Resim Sanatı: Batılı anlamda resim sanatı 19. yüzyılda Osman Hamdi Bey ve Şeker Ahmet Paşa gibi öncülerle başlamış, Cumhuriyet dönemiyle birlikte modern akımlarla sentezlenmiştir.”
İslamiyet güzel sanatların koruyucusudur.
Allah tarafından düzene sokulan kainattaki değişmez sistem, determinist gerçeklik; insana bir yandan intizam fikrini aşılamış, diğer yandan ilmi inceleme ve araştırmaların yolunu açmıştır.
Maddenin en küçük parçası olan Atom’un yapısından kainatın düzenli işleyişine kadar bütün varlık alemi gerçekte İlahi bir sanattır.
Canlı organizmaların, özellikle insanın ruhi ve organik yapısının değişmez fonksiyonları KAİNAT dediğimiz ilahi sanatın görüntüsüdür.
İslam’ın ortaya koyduğu Namaz, Oruç, Zekat, Hac gibi ibadetlerde bile bu intizam ve şekli düzen vardır.
Cenabı Allah, sanat ve nimetini insanların üzerinde görmeyi dilemiştir.
“Allah nimetini kulunun üzerinde görmeyi diler” ayeti bunu belirtir.
Ayette; Servetin, varlığın, güzel yaşamak, güzel görünmek, düzenli ve güzel bir hayat sürmekte kullanılmasının, akıllı, düzenli bir hayat kurulmasının tavsiye edildiğini söylemek mümkündür.
Kur’an-ı Kerim belli bir makam üzere okunmaktadır.
Kur’anın belli bir makamda okunmasını emreden ayet de dünyada kurulması istenen intizam ve güzellik tercihinin ortaya konuşudur.
“Allah, kulunun yaptığı işi, İntizamlı ve güzel yapmasını sever” buyuran Peygamberimiz düzgün ve güzel yaşamış, güzel yaşamamızı, güzeli yaşatmamızı istemiştir.
Bu güzellik ve estetik duygusudur, ki, İstanbul’u yeni baştan kuran Mimar Sinan’a Süleymaniye’yi…
Sedeftcar Mehmet Ağa’ya Sultanahmed’İ…
Itri Dede Efendi’ye eşsiz bestelerini…
İnce hat ustalarına, eski yazı sanatkarlarına hat sanatının kalıcı muhteşem eserlerini yaptırmıştır.
Okuyuş ve söyleyişi sanatlaştırarak doyurucu beste ve söyleyişleri, yazı ve yazmayı sanatlaştırarak asırlar boyunca solmayan kufi, sülüs, nesih, talik, divani gibi hat çeşitlerini ortaya koyan anlayış, bu intizamlı ve düzenli yaşama prensibinden doğmuştur.
Geçenlerde bir televizyon programında “İznik’te çinicilik” çalışmalarıyla ilgili bir program izlemiştim.
Bu programda eski İslam sanatçılarının ortaya koyduğu çini süslemeciliğinde kullanılan boyalar üzerinde çalışmalar yapılıyordu…
Günümüzün çini ustaları eski dönemde kullanılan ve hiç bozulmayan boyaların nasıl yapıldığını hala anlayamadıklarını anlatıyordu.
İslamiyet’in sanata verdiği önemi kavrayan kimseler, şu anda yapılması güç olan eserler vücuda getirmişti.
Örnekleri çoğaltmak da mümkündür…
İslamiyet daima güzel sanatların koruyucusu olmuştur.
Dinimiz her insanı güzeli bulmak, güzel yaşamak görevi ile yükümlü tutmuştur.
Bu bakımdan Müslümanlık girdiği her ülkenin sadece dinini değil, sosyal ve kültürel durumunu da etkilemiştir.
İslamiyet’in Mekke’de eşi görülmemiş bir edebiyat ve şiir denizi üzerine doğduğunu söylemek yanlış değildir.
İslamiyet’in ana kaynağı Kur’an-ı Kerim, Arap dilinin en güzel eserlerini verdiği böyle bir ortamda ifade sanatının en veciz, en eşsiz örneği olarak indirilmiştir.
Kur’an’ın gelişi; Kâbe duvarına altın mürekkeple yazılarak asılan şairlerin şiirlerini gözden düşürmüş, o dönemde İmrul Kays, Tarafa, Züheyr gibi ünlü şairler yetiştiren Arap şiiri, Kur’an’ın eşsiz ifadesi ve icazı karşısında gölgede kalmıştır.
İslamiyet’ten önce zirveye ulaşan güzel söz söyleme ve şiir geleneği Kur’an-ı Kerim’in gelişinden sonra da devam etmiştir.
Edebiyat ve şiir İslam dünyasında güzel sanatlar alanında hemen daima üzerinde durulan bir sanat dalı olmuştur.
İslamiyet’in güzel sanatlara verdiği önem sadece şiir ve edebiyattan ibaret değildir.
İslam sanatkârları güzel sanatların her dalında, resimde, mimaride, plastik sanatlarda, hat ve musikide çok güzel eserler vermişlerdir.
İslamiyet’in sanat anlayışı milletlerarası estetik duygusunun ortaya çıkışıdır.
Her sanatkâr bu güzellik duygusunu kendi anlayışına göre geliştirmiş, kendisini emperyalist bir bağla kayıtlı görmemiştir.
Bu sebeple İslâmiyet’i kabul eden milletlerin ömrü, sanat karakterleri, İslamiyet’in sanat anlayışı içerisinde erimemiştir.
Bilakis İslam’ın sanat anlayışıyla birleşerek serpilip gelişmiştir.
Güzel sanatların her bölümünde her sanatkâr kendi ülkesinin ortaya koyduğu sanat temeli üzerinden kendi ayrı üslubunu kazanmış ve devam ettirmiştir.
Bugün bile Çin’deki bir cami ile İran ve Hindistan’daki cami arasında bir Türk mimarisi ile bir Arap ve İran mimarisi arasındaki üslup farkını görmemek imkânsızdır.
İslam sanatı içerisinde serpilip büyüyen Türk Sanatı; Sadelik, ahenk ve mantık kurallarına uygun oluşu ile varlığını bütün dünyaya duyurmuştur.
Türk sanatı; Türklerin Anadolu topraklarına gelişlerinden itibaren, günümüze kadar geçen süre içerisinde bu coğrafi bölgede oluşturdukları tüm görsel sanat eserlerini tanımlamak amacıyla kullanılan bir terimdir.
Anadolu toprakları, Türklerden önce de Hititliler, Eski Yunanlar ve Bizanslılar da dahil olmak üzere, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, bu kültürlerinde ürettiği pek çok sanat eserini barındırmıştır..
Türk sanatlarında, özellikle Anadolu coğrafyasında 16 ve 17’nci yüzyıllarda hakim olan, Osmanlı İmparatorluğu eserleri de Türk sanatları olarak kabul görmektedir.
Bu dönemde sanat eserlerinin pek çoğu Osmanlı İmparatorluğu sarayı ile ilişkilendirilmektedir.
Osmanlı mimarisinin zengin sarayları, camilerdeki ve türbelerdeki mozolelerin iç mekanları genellikle renkli fayanslar ile Avrupa, Asya ve geleneksel islami tarzlar birleştirilerek oluşturulmuştur.
Günümüzde Türk sanatlarına örnek olarak Türk mimarisi, çinicilik, hat sanatı, kilim ve halı dokuma verilebilir
Müslüman Türk sanatkârları İman coşkunluklarını mimari zevkleri ile mermere; Yazı ve hat zevkleri ile sayfalara büyük bir incelikle işleyerek imanlarını abideleştirmişlerdir.
Türk İslam medeniyetinde güzel sanatların her dalında görülen eşsiz güzellikler bunun ispatıdır
Hoşça kalınız.