Mersin Kadın Platformu, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararına, Medeni Kanun’da yapılması planlanan yeni düzenlemelere karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Mersin Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Meclis gündemine getirilen 12. Yargı Paketi, iddia edildiği gibi toplumun adalete erişimini değil; kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların haklarını torba yasalarla gasp etmeyi amaçlıyor. Bu yüzden 12. Yargı Paketi’nin her bir maddesini reddediyoruz. Birçok maddeyi tek bir seferde, hayatlarımız üzerindeki etkisi tartışılmadan meclisten alelacele geçirmek istiyorlar. Biz bu kurnazlığı bir gece vakti tek adamın kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla tanıyoruz.” dedi.
“Kadınları hedef alan fıkralar mizah değil!”
Torba yasalaın Saray’ın kazanılmış haklarımıza saldırmak için kullandığı bir araç olduğunu iddia eden Göksoy, “Kürt ve Çerkes kadınlarını hedef alan fıkralar mizah değil, erkek egemen, milliyetçi ve ayrımcı zihniyetin ürünü. Kadınları ve halkları küçümseyerek gülenler, aslında kendi tahakküm anlayışlarını normalleştirmeye çalışırlar. Kadınlara yönelik cinsiyetçiliği, etnik kimliklere yönelik ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi espri adı altında meşrulaştırmaya çalışan bu anlayış; bugün haklarımızı gasp etmeye çalışan politikaların beslendiği zihniyetle aynı kaynaktan beslenmektedir. 12. Yargı Paketi’nde kadın ve çocuk düşmanlığı, homofobi var. Boşanmayı hızlandırma bahanesiyle kadınların velayet, tazminat ve nafaka haklarını davadan ayırmayı amaçlıyorlar. Bu yargı paketinin kadınları tehdit ederek baskı uygulayarak haklarından vazgeçmeye zorlamaktan, erkeklerin işini kolaylaştırıp, sırtını sıvazlamaktan başka bir faydası yoktur.” şeklinde konuştu.
“Kadını şiddet faili erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar”
Göksoy şöyle devam etti;
*Kadınlar da hızlı boşanmak istiyor diyerek haklarımızı alttan alta oymaya çalışmalarına sessiz kalmıyoruz. Boşanmayı hızlandırmak haklarımızı gasp etmeden de mümkündür. Yıllardır süren örgütlü yalanlarla nafaka hakkımıza saldıranlar, evlilik içinde kadınların yoksullaştırılmasının üzerini örtmeye çalışıyor. Zaten koşullara bağlı olan nafakayı süresiz ve koşulsuzmuş gibi sunarak kadınların maruz kaldığı şiddet ve sömürünün konuşulmamasını istiyorlar. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ekonomik ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaları, şiddet gördükleri ve sömürüldükleri aileye bağımlı hale getirilmeleri amaçlanıyor. Ağırlaşan geçim koşullarında ve bütün kamusal hizmetlerin hızla piyasalaştırıldığı; eğitimden sağlığa her şeyin parayla alınır satılır hale geldiği, gericiliğin devlet eliyle güç kazandığı bu dönemde, kadınlara reva görülen bu! Bizi eşitsizlikle, yoksullukla şiddet ve sömürü dolu ailelere mahkum etmek isteyen kadın düşmanı politikalara sessiz kalmıyoruz. Bizi ‘uzlaştırma’ kılıfıyla şiddet faili erkeklerle aynı masaya oturtmak istiyorlar. Kendilerinin dahi ‘ikna masası’ olduğunu itiraf ettiği, eşitsizliğin ve erkek şiddetinin meşrulaştırıldığı bu arabuluculuk masalarını reddediyoruz.”
“Bu paket ile sorumluluk hatta çocukların üzerine yıkıyor”
“Bu torba yasanın içinde çocuklar da bir kez daha koruma mekanizmalarından bilerek uzak bırakılıyor. Devlet, çocukların ne eğitime devamlılığını denetliyor ne şiddet ve istismardan koruyor ne failleri cezalandırıyor ne çocuk işçiliğini engelliyor ne de çocukların içinde bulunduğu yoksulluğa tedbir alıyor. Bunun karşısında çocukları korumaya dair tüm sorumluluğunu bir kez daha bu paket ile ebeveynlerin ve hatta çocukların üzerine yıkıyor. En tehlikeli nokta ise çocukluğun tartışmaya açılması. Bugün çocuklar için “suç işlediğinde yetişkin gibi cezalandırılsın” demek, çocuklar için yarın cinsel istismar davalarında “rızası vardı” demenin hukuki zemini kolaylaştırıyor. Sosyal medyaya kimlik numarası şartı getirilmesinin amacı ise bir sansür ve fişleme mekanizması kurmak. Haklarımızı gasp edenlerin sesi serbestçe çıkarken, bizlerin sesini ve sözünü kısmaya çalışan bu yasaya karşı hiçbir alanı terk etmiyoruz.”

