Bu yıl Kurban Bayramı ile 27 Mayıs darbesinin yıldönümü aynı güne rastlamaktadır.
Kurban Bayramımızın İslam ülkelerine, Türklük dünyasına özellikle ülkemize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allahtan niyaz ederim.
Hepinizin Kurban Bayramını kutlar, ailece mutlu günler dilerim.
27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup subayın emir-komuta zinciri dışında hareket ederek Demokrat Parti hükûmetini ortadan kaldırmasıyla sonuçlanan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askerî darbesidir.
Bu olayla birlikte 1950 yılından itibaren 10 yıldır iktidarda olan Demokrat Parti yönetimine darbe vurulmuş, seçimle iş başına gelen sivil hükümet sonlandırılmış, anayasa rafa kaldırılmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedilmiştir.
Darbenin gelişimi, önemli aşamaları ve sonuçları kısaca şu şekildedir:
27 Mayıs sabahı radyoda okunan bildiriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu halka duyurulmuştu.
Darbeyi gerçekleştiren 38 subay kendilerine Milli Birlik Komitesi adını vermiş ve ülkenin yönetimine el koymuştu.
Komitenin başına Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel getirilmişti.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükûmet üyeleri, DP milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun ve üst düzey bürokratlar gözaltına alınmıştı.
Tutuklanan Demokrat Parti üyeleri, yargılanmak üzere Yassıada’ya sevk edilmiş ve burada kurulan Yüksek Adalet Divanı tarafından sözde ( ! ) yargılanmıştı.
Yargılamalar sonucunda pek çok siyasi kişi ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı.
Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan İmralı Adası’nda idam edilmişti.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın idam cezası ise yaş haddi nedeniyle hapis cezasına çevrilmişti.
Darbenin ardından hazırlanan 1961 Anayasası halkoyuna sunularak kabul edilmiş ve Türkiye’de yeni bir karmaşık hukuki dönem başlamıştı.
Bu müdahale, Türk demokrasi tarihinde sonraki yıllarda gerçekleşecek diğer askerî müdahalelerin ve muhtıraların önünü açan ilk kırılma noktası olmuştu.
Bu yıl Kurban Bayramı ile 27 Mayıs darbesinin yıldönümü aynı güne raslamaktadır.
Kurban Bayramı yanında İhtilal ile ilgili çok şey yazılıp söylenmektedir…
1960 ihtilâl’inde Adana’daydım.
İhtilâl’den 1 yıl önce rahmetli sayın Adnan Menderes Adana’ya gelmişti.
Henüz orta ikinci sınıftaydım.
Sayın Adnan Menderes’in Adana’ya gelişi adeta olay olmuştu.
Bütün Adanalılar sokağa dökülmüştü. Sanırım bir tatil günüydü. Ben de halkın arasındaydım.
Tesadüfen konuşma yapacağı kürsünün yakınında bir yerdeydim.
Büyük bir kalabalık eşliğinde tam önümden geçerken herkesin yaptığı gibi ben de elini öpmek istemiştim.
Elimi uzatmıştım, o da elini uzatmıştı…
Parmaklarımızın birbirine temas etmesiyle birlikte göz göze gelmiştik.
O sırada başka ve güçlü ellerin araya girmesiyle maalesef elini öpmek nasip olmamıştı.
Ancak o sarışın görünümlü, hafifçe büyük burunlu, yüzünde çok hafif çilleri bulunan, saçlarını geriye doğru taramış olan o dönemin başbakanı sayın Adnan Menderesin elini öpmek nasip olmamıştı.
Sonraki yıllarda kendisini idam sehpasında görünce ağladım, ağladım, ağladım…
İhtilal günlerinde tuttuğum “GÜNLÜĞÜM”e şöyle yazmışım;
“27 Mayıs 1960 İhtilalini bilmeyenler Türkiye’de hiçbir konuda söz sahibi olmamalıdırlar…”
bu cümleleri yazmıştım…
Bu cümlenin anlamını şimdi daha iyi anlıyorum…
Aradan 55 yıl geçtikten sonra…
2008’li yıllarda Televizyonda bir dizi izlemiştim…
Dizinin adı “Hatırla Sevgili” idi…
Hatırla Sevgili dizisi, 1960-1970’li yılları anlatıyordu…
Diziyi sevgili Tomris Giritlioğlu yönetiyordu…
Eğer “Hatırla Sevgili” dizisi olmasaydı kendilerinden ülkenin geleceği için çok şeyler beklediğimiz gençlerimizin hiçbiri 27 Mayıs dramının farkına bile varamayacaktı…
Dizi gerçekten görülmeye değerdi…
Günlüğümdeki notlarıma bakıyorum; Gerçekten benim Adana’da okuduğum yıllarda meydana gelen 27 Mayıs ihtilali bir dramdı…
Nasıl mı ?..
İşte sizlerle paylaşmak istediğim, o dönemlerde GÜNLÜĞÜM’de yazdıklarım:
“27 Mayıs 1960 günü bir askeri darbe olmuştu…
Gerekçe olarak ileri sürülen Demokrat Partinin memleketi bir baskı rejimine doğru götürdüğü idi…
Kardeş kavgalarından söz ediliyordu…
Bu gerekçeleri ileri süren bir grup subay Türk Silahlı kuvvetlerinde yıllardır devam ede gelen emir ve komuta zincirini dikkate almadan, Genel Kurmay başkanının haberi yokken bu darbeyi gerçekleştirmişti…
Öyle ki İhtilalden sonra koskoca genel kurmay başkanımız sayın Rüştü Eldelhun paşamızın rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilmiş, Yassıada’da yargılanarak idama mahkûm edilmişti…
Türk Silahlı Kuvvetlerinin adı kullanılarak böyle bir ihtilal, böyle bir darbe olabilir miydi?
Olmuştu…
Genel Kurmay başkanının suçu; Meşru hükümeti devirmek isteyenlere yardımcı olmamaktı…
Böyle bir suçlama olabilir miydi?
Olmuştu…
İhtilali yapanlar 38 subaydan oluşun Milli Birlik Komitesini kurmuşlardı…
3’üncü ordu komutanı Orgeneral sayın Ragıp Gümüşpala; Darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara’ya yürüyüp isyancıları yok edeceğini söylemişti…
Gerçekten darbeciler arasında Orgeneral rütbesinde kimse yoktu…
Sayın Gümüşpala’nın bu tehdidi üzerine daha önceden emekli olan ve darbeden haberi olmayan sayın Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesinin başına getirilmişti…
Darbenin sonunda başta Cumhurbaşkanı sayın Celal Bayar, Başbakan sayın Adnan Menderes, Genelkurmay başkanı Orgeneral sayın Rüştü Erdelhun, Kore Gazisi sayın Tahsin Yazıcı olmak üzere birçok Demokrat parti milletvekili tutuklanmıştı…
Ülke genelinde de Cumhuriyet Halk Partililerin ihbarı üzerine binlerce sivil kişi tutuklanmıştı…
150 bin kişi hakkında ihbar yapılmıştı…
Hemen-hemen bütün demokrat parti yerel yöneticileri de tutuklanmıştı…
Yassıada mahkemelerinde 14 Demokrat Partili idama mahkûm edilmişti…
Bunlar;
Sayın Celal Bayar, sayın Adnan Menderes, sayın Fatin Rüştü Zorlu, sayın Hasan Polatkan, sayın Refik Koraltan, sayın Agah Erozan, sayın İbrahim Kirazoğlu, sayın Bahadır Dülger, sayın Hamdi Sancar, sayın Nusret Kirişcioğlu, sayın Emin Kalafat, sayın Baha Akşit, sayın Osman Kavrakoğlu, sayın Zeki Erataman idi…
Bu idama mahkum edilenlerden sayın Adnan Menderes, sayın Fatin Rüştü Zorlu, sayın Hasan Polatkan idam edilerek şehit edilmişti.…
Diğer ölüm cezaları müebbet hapse çevrilmişti…
Yassıada mahkemeleri sırasında 6 Demokrat Partili Milletvekili Yassıada’da ölmüştü…
Bunlar da şunlardı;
Sayın Yusuf Selman, sayın Lutfi Kırdar, sayın Gazi Yiğitbaşı, sayın Yümni Üresir, sayın Nuri Yamut ve sayın Kemal Yılmaz…
Eski Konya valisi sayın Cemil Kafesoğlu da Yassıada’da intihar ederek vefat etmişti…
Bu arada 47 Demokrat Parti milletvekili berat etmişti…
143 Demokrat Partili 4 yıl 2 ay,117 kişi 5 yıl,15 kişi 6 yıl,5 kişi 7 yıl,2 kişi 8 yıl,17 kişi 10 yıl,3 kişi 15 yıl,1 kişi 20 yıl,30 kişi müebbet hapse mahkûm edilmişti…”
İşte GÜNLÜĞÜM’den aldığım cümleler…
1960 İhtilalinin izlerinin silinmesi için yeni anayasa hazırlıklarının tamamlanması dileklerimizle…
Hoşça kalınız.

