Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SOHBET KÖŞESİ: HAZRETİ MEVLANA’NIN ULUSLARARASI VUSLAT YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ

Her yıl Aralık ayı içinde Mevlânâ’nın Vuslat yıldönümü Uluslararası anma

Her yıl Aralık ayı içinde Mevlânâ’nın Vuslat yıldönümü Uluslararası anma günleri ve pek çok Semâ ayinleri yapılmaktadır.
Bu yıl 7 – 17 Aralık tarihleri arasında bütün il ve İlçelerde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Semazen gösterileri ve çeşitli etkinlikler de yapılacaktır.

Bütün bu doğum günü kutlamaları, anma günleri, sema ayinleri Mevlânâ sevgisinin tezahürüdür.

30 Eylül 1207 tarihinde dünyaya gelen Mevlânâ doğum gününde -Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde sevenleri tarafından anlamlı bir şekilde anılacaktır.

Doğum gününde sevgi ile anılacak olan Mevlânâ ilgili olarak pek çok soru akla gelebilir.

Her yıl Konya’da yüz binlerce kişinin ziyaret ettiği Mevlânâ Türk müdür?

Nerede doğmuş, nerelerde yaşamıştır?

Mesnevî adlı kitabını Farsça yazdığı söyleniyor.

Türk ise niçin kitabını Türkçe yazmamıştır?

Sadece din ilimleriyle mi uğraşmıştır?

Müspet ilimlerle ilgisi var mıdır?

Müslüman olmayan binlerce kişi niçin yurt dışından Şeb-i Arus törenleri için geliyor?

Müslüman olmayanlar Mevlânâ’nın neyinden etkileniyorlar?

Anlamını bile bilmeden insanların katıldığı semâ ayini nedir?

Şeb-i Arus ne demektir?

Bir de Mevlevilik var. Bu nedir? Tarikat mıdır yoksa bir inanç şekli midir? İnsanın aklına Mevlânâ ile ilgili pek çok soru geliyor…

Bugün bu soruların cevaplarını anlatmaya çalışacağım.

Mevlana Celaleddini Rumi hoşgörü ve barışın sembolüdür.

Yüzyıllarca süregelen bir hoşgörünün öncüsüdür ve din bilginidir.

Asıl ismi Muhammed Celaleddindir. Mevlana ismi efendimiz anlamına gelmektedir.

Mevlana’nın Rumi olarak bilinmesi geçmiş yüzyıllarda Diyarı Rum olan Anadolu’ nun vilayetinden Konya’ da uzun süre ikamet etmesidir.

Hayatının uzun bir bölümünü orada geçirmiştir ve türbesi de Konya’dadır. Mevlana’ nın doğum yeri 1207 yılında Afganistan’ ın Belh şehridir.

Anadolu’ nun en bilinen evliyalarından olan Mevlana Hazretleri Şems-i tebrizi ile yakın dostluk kurmuştur.

Annesi Belh emiri Rükneddinin kızı Mümine Hatundur. Babası Belh şehrinin ileri gelen bilginlerinden olup, bilginlerin sultanı unvanını almış olan Hüseyin Hatibi oğlu Bahaeddin Veleddir.

Babası Sultanü-l Ulema Bahaeddin Veled bazı siyasi olayların ve yaklaşmakta olan Moğol istilasının nedeniyle Belh şehrinden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Öncelikle Nişabura gitmişler, orada Mutasavvıf Ferüddin Attar ile karşılaşmışlardır.

Mevlana hazretleri küçük yaşına rağmen, mutasavvıf Ferüddin Attarın ilgisini çekmiştir.

Şems tebrizi ile 15 Kasım 1244 yılında karşılaşmıştır.

Yüce gönüllü, güzel fikirli olan Mevlana hazretleri, Şems tebrizi ile tanışmasının bir soru ile başladığı bazı kaynaklarda açıkça belirtilmiştir.

İlk karşılaşmalarında Şems’ in Mevlana’ ya Bayezid’ i Bistami ile Hz. Peygamberi kıyaslayan bir soru sorulduğunda Mevlana’ nın vermiş olduğu cevabı çok beğenerek Mevlana ile kucaklaştığı belirtilmiştir.

Mevlanın hayatında en önemli bir yere sahip olan Şems tebrizi, Mevlana için dönüm noktası olmuştur.

. Hoşgörünün simgesi olan Mevlana’yı anlatmak için satırlar da kelimelere de kifayetsiz kalacaktır. Fakat onun güzel ve ruhumuzu yakan sözleri her zaman kulaklarımızdadır.

Mevlananın yedi öğüdü vardır:

– Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol

– Şefkat ve merhamette güneş gibi ol

– Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

– Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

– Tevazu ve alçakgönüllükte toprak gibi ol

– Hoşgörülülükte deniz gibi ol

– Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol

Mevlânâ, çevresindeki tecrübe ve bilgi deryasından, devrinin bütün sanat ve ilim hareketlerinden haberdar olmuştu.

Kendisi TÜRK olmasına rağmen Mesnevi’sini Farsça olarak yazmıştı.

Matematik, astronomi, tıp ve simya ilimlerinin terminolojisini bir uzman derecesinde öğrenmişti.

Kur’an, Hadis, Fıkıh, Kelam sahalarında çağının rakipsiz bilgini olmuştu.

Yaşadığı hayatı; ”Hamdım, piştim, yandım” sözleriyle özetlemişti.

17 Aralık 1273 Pazar günü vefat etmişti.

Mevlânâ; Ölüm gününe “doğum günü” veya “gelin gecesi” anlamına gelen “ŞEB’İ ARUS” diyordu.

Vefat ettiği zaman Müslüman olsun olmasın Konya’daki bütün insanlar cenazesine katılmıştı.

Müslüman olmayanların cenazeye katılışı Müslümanlar arasında şaşkınlık yaratmış ve onları cenazeye katılmaktan men etmek istemişlerdi.

Cenazeye katılan gayr-ı Müslimler ise; “Biz Musa’nın ve bütün Peygamberlerin hakikatini onun sözlerinden anlayıp öğrendik. Kendi kitabımızda okuduğumuz olgun Peygamberlerin huy ve hareketlerini onda gördük. Sizler nasıl onun muhibbi ve müridi iseniz biz de onun muhibbiyiz…”demişler ve cenazeye katılmışlardı.

Her yıl yapılan Vuslat yıldönümlerine katılan Müslüman olmayan kimselerin Mevlânâ sevgisi ölümünden bu yana devam edegelmektedir. Mevlevilik; Mevlânâ’nın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled ve dostları tarafından tesis edilmiş bir tarikattır.

Mevlevilik; Sadece Anadolu’da değil, Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da, Arap yarımadasında yaşayan insanları etkisi altına alan bir “Olgun insan” yetiştirme yolu olarak tanımlanmaktadır.

Mevlevilik: Altı yüz yılı aşkın bir süredir Mevlânâ’nın; “Allah’la birlikte olmak” diye nitelendirdiği “Semasıyla Müslüman olsun olmasın tüm dünya insanlarının gönüllerine girmeyi başarmıştır.

Mevlânâ’nın fikirlerine büyük önem verildiği gibi insanları en çok etkileyen semasıdır. Sema etmek yani dönmek adeta Mevleviliğin sembolü olmuştur.

Vuslat yıldönümü törenlerinde yapılan sema ayinini her yıl yüz binin üzerinde kişinin izlemesi ve yüz binlerce kişinin bu törenlere katılması Mevlânâ sevgisinin göstergesidir.

Hoşça kalınız.