24 Mayıs 2024

SOHBET KÖŞESİ: ÜÇÜNCÜ EK GÖREV OLARAK ANAMUR LİSESİ MÜDÜR VEKİLLİĞİ GÖREVİNE GETİRİLMİŞTİM

0

1980’li yılların 12 Eylül Darbesinin sonunda Anamur Lisesindeki müdür değişiklikleri hem öğretmenlere, hem öğrencilere, hem velilere, hem diğer okullara, hem ilçeye yansıyor ve olumsuzluklar yüzünden İlçe eğitim müdürü vekili olarak beni de çok-çok sıkıntıya sokuyordu.

Sayın Kaymakamımız, Sayın İl Milli Eğitim müdürümüz ve sayın Valimiz de bu olaylara bir anlam veremiyordu…

Sayın Kaymakamın, Sayın İl Milli Eğitim müdürünün görüşünü alarak Sayın Valimiz Anamur Lisesine kendi içinden, öğretmenler arasından vekâleten bir müdür vekili atıyor, telgraf – telgraf üstüne, heyet – heyet üstüne Sayın Vali’ye baskı yapılarak vekâleten atanan müdür vekili görevden alınıyordu…

Dışardan getirilenler için de durum aynı oluyordu…3-4 yıl içinde 10’un üstünde müdür vekili değişikliği meydana gelmişti…

Anamur Lisesinde neler oluyordu… Bunu anlamak zordu…

Anamur Lisesinde devamlı yapılan müdür vekilliği değişiklikleri sonucunda okulda istikrar sağlanamamıştı…

Bu düzensizlik İlçe kaymakamını, İl milli eğitim müdürünü ve İçel valisini çok tedirgin ediyordu…

Öğretmen ve öğrenci kavgaları büyük boyutlara ulaşmıştı…

Bazı öğretmenlerin evine dinamit bile atılıyordu… Bu duruma bir son verilmesi, Anamur Lisesinde istikrarın sağlanması gerekiyordu…

Bu durumda İmam Hatip Lisesi müdürlüğüme ek olarak görevlendirildiğim İlçe Eğitim müdür vekili olarak bana düşen görev ne olabilirdi?

O dönemde belki Türkiye’de bir İLK yaşanmış ve okul müdürlüğüne ek olarak verilen ikinci görevim İlçe eğitim müdürlüğüne üçüncü ek görev olarak da Anamur Lisesi Müdür vekilliği verilmişti…

Bir koltukta 3 karpuz misali…

İşte o görev de belirlenmiş ve 3’üncü ek görev Anamur Lisesi müdür vekilliğine getirilmiştim…

Bu ihtilal sonrası hem görülmüş, duyulmuş bir görev değildi, hem de benim için ateşten bir gömlekti…

1-İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü…

2-İlçe Eğitim Müdür vekilliği…

3-Anamur Lisesi Müdür vekilliği…

…İşte bunun için diyorum bir koltukta 3 karpuz diye…

Anamur Lisesi müdür vekilliğimdeki 3’üncü ek görevimden biraz söz etmek istiyorum;

Her şey baş döndürücü bir hızla devam ediyordu…

Anamur Lisesi benim Anamur’a geldiğimde ilk görev yaptığım yer ve öğretmenlik mesleğini yaptığım 2’inci görev yerimdi…

Bu okulda 7 yıl emeğim vardı…

İşte nihayet buradan ayrıldıktan 3 yıl sonra 3’üncü ek görev olarak tekrar buraya gelmiştim… Hem de okul müdürü olarak…

Öğretmenlerimin yüzde sekseniyle birlikte çalışmıştık. Birinci sınıfta dersine girdiğim öğrencilerim son sınıf öğrencisiydi…

Bir bakıma bu okul her şeyiyle benimdi… Müdür odası aynı müdür odasıydı… Öğretmenler odası aynı öğretmenler odası… Sınıflar aynı sınıf… Memuru, hizmetlisi aynı… Giriş çıkış kapıları aynı…

Ben ayrıldığım zamandan 3 yıl sonrasında ne bir çivi eksik, ne bir çivi fazla…

Ama bu 3 yıllık sürede onlarca öğrenci ve öğretmen kavgası…

İhtilalde hapse giren Anamur Lisesi müdürümüz Sayın İsmail Duman’dan, müdür yardımcılarından ve öğretmenlerden arta kalanlar ve ihtilalden sonra devamlı değişen müdür vekilleri…

Bir pazartesi günü Anamur Lisesinde 3’üncü ek göreve başlamıştım… Önceden duyuru yapmış ve saat 10.00’da öğretmenler kurulu toplantısı yapacağımı duyurmuştum…

Okul saat 07.00’de açılıyordu… Sabahleyin İstiklal Marşını söylettikten sonra öğrencilere konuşma yapmaya başlamıştım…

Öğrenciler önceki haftalarda yaptıkları kavgaların etkisiyle birbirlerine adeta kinle bakıyorlardı…

Bunu bakışlarından hissedebiliyordum… En az 2000’e yakın öğrenci…

Konuşmaya başladığım zaman lakayt durumda olan bazı öğrenciler yavaş-yavaş toparlanmaya ve kürsünün yakınına doğru yaklaşmaya başlamışlardı…

Meğer İhtilalden sonra yaklaşık 1 yıldır hiçbir müdür vekili pazartesi günü hafta başında ve Cuma günü hafta sonunda öğrencilere hiç konuşma yapmamış… Bunu sonradan öğrenmiştim…

Gergin olan sinirler gevşemeye, sert bakışlı gözler yumuşamaya başlamıştı…

Benim İmam-Hatip Lisesi müdürü olduğumu, ek görev olarak vekâleten İlçe Eğitim müdürlüğü yaptığımı ve 3’üncü ek görev olarak Lise müdür vekili olarak görevlendirildiğimi öğrenciler fısıltı halinde çoktan birbirlerine duyurmuşlardı…

Belki de beni pek çok görevlerle donatılıp gönderildiğimi sanmışlardı… Çünkü özenle seçtiğim konuşmalarımın arasında;

“Ben bu okula ya okulu tamamen kapatmak ya da huzuru sağlamak için gönderildim…

Eğer bundan sonra bir tek kavga olacaksa, eğer bundan sonra olacak olan kavgaları ayırmayacaksanız, eğer barışık bir şekilde eğitim öğretime devam etmeyecekseniz, hiç uğraşmayalım… Evlerimize dönelim… Babalarımızın bağ bahçe işlerine yardım edelim… Okul kapatılınca hiçbir öğrencimizi başka okullar kabul etmeyeceğine göre kendimiz hakkındaki kararımızı kendimiz verelim…”demiştim…

Sözlerimin sonunda bu kavga ortamında ders yapmayacağımızı da kendilerine bildirmiştim…

“İşte okul bahçesi, işte siz… Buyurun kavganızı yapın…”demiştim…

Ben saat 10.00’da ayrıca Öğretmenler Kurulu toplantısı da yapacaktım…

“Evlerinize gidin… Öğretmenler Kurulu toplantısı yapacağım…” demek yerine, birbirleriyle kaynaşabilmelerini temin etmek için okulda kalmalarının uygun olacağını düşünmüştüm…

Aslında kurul için ders yapamayacaktık ama sonradan öğrencilerden öğrendiğim şu olmuştu:

Öğrenciler bahçede küme-küme olmuş bekliyorlar… Ders zili çalmıyor… Ortalıkta hiçbir idareci, öğretmen yok…

Öğretmenler Kurulu olduğunu da bilmiyorlar… Sınıflara da giremiyorlar; giriş kapıları kapalı…

Hizmetlilere bir şeyler soruyorlar… Onlar da kendilerine sıkı sıkıya öğrettiğim cümlelerden fazla bir şey söylemiyorlar öğrencilere…

Son ders zili çalıncaya kadar devam eden öğretmenler kurulunun bitişine kadar bir tek öğrenci de bahçeyi terk etmiyor… Öğrencilerin hepsi merak içinde…

En üst kattan öğrencileri gözlemek üzere görevlendirdiğim memurun anlattıklarına göre bir hafta önce birbirleriyle kavga eden öğrenciler bile birbirleriyle sohbete koyulmuşlar…

Ne bir kavga… Ne bir münakaşa…

Öğretmenler Kurulu toplantısında da bir tek arkadaşıma söz hakkı vermeden yaptığım 3 saatlik konuşma semeresini vermiş, kurul bitiminde öğretmenler çaylarını yudumlarken koyu bir muhabbete dalmışlardı…

Hizmetli, tembihlediğim şekilde son ders çıkış saatinde zili çalmış, kapıları açmış, öğretmen ve öğrencileri serbest bırakmış dileyen sınıflara girmiş, dileyen evine gitmişti…

Planım tutmuştu… Öğrenciler; gerçek öğrenciliğin, öğretmenler; gerçek öğretmenliğin ne olduğunu anlamışlardı…

Bu nasıl gerçekleşmişti?

Bunu şu anda tam olarak anlatabilmem mümkün değildi… Bir gün sonra… Günlerden Salı… Sabahın saat 07.00’ si… Manzara şu: Zil çalıyor… Bütün öğrenciler sıraya geçmiş durumda…

Sınıf öğretmenleri sınıflarının başında… Sınıfı olmayan öğretmenler sıraya duran 2000’e yakın öğrencinin 3-4 metre gerisinde… Hatta o gün dersi olmayanlar bile orada…

Yıllardır ZOR’un yapamadığını SEVGİ yapmış ve okulda birlik beraberlik sağlanmıştı…

Öğretmen ve öğrencilere yaklaşık 1 saat süren bir konuşma daha yapmıştım…

…Ve alkış sesleri…Hem öğretmenlerden, hem öğrencilerden…Ve sınıflara giriş…O gün, aynı gün…Saat 10.00 sıraları…

Müdür odasının penceresinden bahçeyi izliyordum… Kol-kola gezen öğrenciler… Konuşarak beraber yürüyen öğretmen ve öğrenciler… Büyük bir mutluluk tablosu sergiliyorlardı… Giriş zili çalmış öğrenciler sınıfa girmişlerdi…

Anamur Lisesinde birlik ve beraberlik sağlanmıştı.

Hoşça kalınız.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir