Basında ve medyada, birtakım tarikat ve cemaatlerin devlet aygıtı içinde yer kapma ve üs kurma yarışı içinde olduklarına dair yaygın söylentiler ve iddialar var. Anayasamızda da gayet açık bir biçimde ifade edildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Laikliğin egemen olduğu böyle bir Devlet’te, ne işi var (birbirlerine bile tahammül edemeyen) tarikatların ve cemaatlerin devlet aygıtının içinde?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın içinde ne işi var mesela? Sağlık Bakanlığı’nın içinde ne işi var?
İçişleri Bakanlığı’nın, Adalet Bakanlığı’nın, Milli Savunma Bakanlığı’nın ve hatta diğer bakanlıkların içinde ne işi var?
Fetö denen işbirlikçi Hain’in, Hizmet Hareketi adı altında bu Millet’in başına ne büyük dertler ve belâlar açtığını hep birlikte görmedik mi? Pırlanta gibi çocuklarımızı bu hainlere yıllarca (göz göre göre) kurban vermedik mi?
Binlerce vatanseveri bu hainlerin kumpasları sonucu zindanlara atmadık mı? Binlercesini en verimli çağlarında zindanlarda çürütmedik mi?
Yüzlerce vatan evladını bu hainlerin 15 Temmuz’daki kanlı kalkışması sırasında kaybetmedik mi? Binlercesini yaralı vermedik mi?
Bütün bu gerçekler gün gibi ortada iken, devlet aygıtı bu gibi dini yapıların eline ve insafına bırakılamaz. Kamu hizmeti yapacak insanlarda sadece liyakat ve vatana, millete sadakat esas olmalıdır. Bunun dışındaki kriterlerin tamamı bu Devlet’in bekasına kasıttır. Hiç kimse kanla, irfanla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasına kastedemez ve kastedenelere de göz yumamaz.
Dahası, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik ve laik yapısını da bozamaz. Laiklik, Devletimizin varlığının ve bekasının en büyük güvencesidir. Cumhuriyetimizi korumak ve yaşatmak da bu Ülke’ye gönül bağıyla bağlı olan her vatandaşımızın görevidir. Üstelik de asli görevidir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatma azim ve kararında olanlara selam olsun!
Selam olsun, Atatürk’ün açtığı yoldan, gösterdiği hedefe yılmadan, bıkmadan ve usanmadan yürüyenlere!
İNSAN TRAJİK HAYVANDIR
“İnsan trajik bir hayvandır! Önemsizliği nedeniyle değil, aşırı donanımlı olduğu İçin… İnsanın öyle özlemleri ve ruhsal talepleri vardır ki, gerçeklik bunu hiçbir zaman gerçekleştiremez.”
Peter Wessel Zapffe – 1990
(Norveçli hukukçu, yazar ve sanatçı)

