BİR ÜLKEYİ YÖNETMEYE TALİP OLANLARIN, DEMOKRASİYİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ İÇSELLEŞTİRMELERİ ŞART!
Bir ülkenin yönetim sistemi ne kadar demokratik, ne kadar laik, ne kadar özgürlükçü, ne kadar hak ve adalet temelli olursa, o ülke o kadar istikrarlı ve huzurlu olur. Bunun da yolu, evrensel norm ve standartlara sahip, basit ve anlaşılır bir anayasadan geçer. Fakat tek başına anayasa yetmez. Anayasanın ruhuna uygun bir anlayışınızın da olması lazım.
Daha açık bir ifadeyle, demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü benimsemeniz, özümsemeniz ve içselleştirmeniz lazım. Demokrasiyi, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü yeterince içselleştirmediğiniz sürece, dünyanın en demokratik, en laik, en özgürlükçü, en hak ve adalet temelli anayasasına da sahip olsanız, değişen pek bir şey olmaz.
Ülkemiz siyasetçilerinin (maalesef!) bu anlamda sicili bozuk.
Hem de çok bozuk.
O yüzdendir ki, Ülke’yi yönetmeye talip olmuş siyasilerin, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki anlayışlarını tepeden tırnağa gözden geçirmeleri ve hatta kökten değiştirmeleri lazım.
Aksi halde, yeni bir anayasa yapmak hiçbir hüküm ifade etmez.
KÖTÜ YÖNETİMLER
Şu işe bakın ki, dünyanın cennet diye nitelenebilecek en güzel yerlerinde hep kötü yönetimler hüküm sürmekte.
Günaydın, güzel Ülkemin güzel insanları günaydın!

