*Bayramda misafirler gidince odamdaki kütüphanede eski bir poşet geçti elime. Bu neymiş diye bakmaya başladım. Aman Allah’ım… Aman Allah’ım neler yok ki?
*Hiçbir yede yayınlanmamış şiirlerim. Yüzlerce eski tarihli ve benden bahseden gazete yazıları ve fotoğrafları. Kesip saklamışım.
*Bu gün sizlere 10 yıldan fazla başkanlığını yaptığım ”Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği”nin yayın organı MAKİ-Kültür Sanat-Edebiyat dergisinin çıkış hikâyesini anlatmak istiyorum. Bu yazım da “Boş Poşet”ten çıktı.
*Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği’nin MAKİ adında bir dergi çıkartmak istediklerini biliyordum. Yeni emekli olmuş ve Mersin’de yaşamaya başlamıştık. Adana’da görevdeyken derneğe üye olmuştum.
1996 yılının Ekim ayında Mersin’e taşınmıştık.
*1996 yılının Kasım ayında o zaman ki dernek başkanı Şükriye Turan konuyu açtı, ben de dergiyi çıkartabileceğimi söyledim.
*19-11-1996 tarih ve 27 numaralı Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği’nin -MEŞYAD- kararı ile yayın organı olarak MAKİ-Kültür Sanat-Edebiyat Dergisinin çıkartılmasına karar verildi.
*İlk sayısı: MEŞYAD adına sahibi ve Yayın Sorumlusu Şükriye Turan. Yayın Kurulu: G.Artan-M.Kar-Nafiz Nayır-Abidin Güneyli-S.Acar-H.Karaaslan-S.Özkan.
*Yayına Hazırlayan: Abidin Güneyli.
*Düzeltmen: G.Artan-S.Acar.
*Maki Yayın hayatına başladı. İki ayda bir çıkartıyorduk. MAKİ’nin 7 sayısını çıkartınca Maki de bir yaşını doldurmuş olacaktı, bir kutlama
yapalım istedim. İşte bu kutlama kokteylinde dernek adına bir konuşma yapmış ve tarihe düşülmesi adına her şeyi anlatmıştım.
İşte o günkü konuşmam.
*Sayın Milletvekilim(Şair-Milletvekili İ.Yavuz Bildik gelmişti)sayın konuklar, derneğimizin değerli üyeleri, görsel ve yazılı basının sayın mensupları; Bu mütevazı kokteylimize katılımınız için hoş geldiniz diyorum, saygı ve sevgiye selamlıyorum.
*Özellikle de Anadolu’da Kültür-Edebiyat Dergisi çıkartmak için bu işe soyunmanın, argo deyişle mangal gibi yürek istediğini, ya da deveye hendek atlatmakla eşdeğer olduğunu bile bile dernek yönetiminin desteği ile soyundum.
Dergi ve Dernek ile pek fazla ilgilenen yoktu.
*Dernek yönetiminden birkaç kişi ve Maki’nin yayın kurulu ilgileniyorduk. Yayın kurulunda bulunan arkadaşlarla toplandık. Ülkemizdeki şair ve yazar arkadaşlara bildirdik. Hiç birimizin bu konuda deneyimi yoktu. (Ya da yeterli değildi diyelim.)
*Yazılar ve şiirler geldi yayın kurulumuz yayınlanmasına karar verdiği yazı ve şiirleri seçti ve birinci sayımız böylece hazır oldu.
*Her sayıda bizler deneyim kazandık. Maki’de edebiyat dünyasında bir basmak yukarı çıktı. Bu çıkışını uzun yıllar sürdüreceğine inanıyorum. (Konuşmamda o gün böyle demişim. Dernek başkanlığından ayrıldığımda 97. sayıyı çıkartmıştık.)
*Ocak-Şubat 1998 yılı ile 7 sayımızı çıkarttık.Nice yıllara diyorum.
Yoktan bir eser meydana getirdik. Övgüler aldık. Eleştiriler aldık. Eleştirilerin çoğu; Şiire çok yer verdiğimiz ve sayfaların çok sıkışık olduğu konusundaydı.
*Maki’ye ülkemizin dört bir yanından ve hatta ülke dışından yazı ve şiirler gelmekte ve her sayıda biraz daha büyümektedir.
*Maki’ye yazı ve şiirleriyle destek veren tüm şair ve yazarlara, reklam vererek destek veren firmalara, abone olarak destek veren siz sayın okuyucularımıza teşekkürler ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
*Konuşmamın sonunda İ. Yavuz Bildik sazını çaldı türküler söyledi. Arkadaşlarımız şiirler okudu.
*Bu etkinliğimiz Uray Caddesi’ndeki Azak Han’ın(Şimdi yıllardır yarım inşaat halinde duran AZAK Hanı’ın karşı tarafında.) deniz tarafında şu andaki PTT’nin arkasındaki adını hatırlayamadığım taş binada açık havada yapılmıştı.
*Eski poşet neler saklamış.
*Yazımı MAKİ’nin 1. sayısının kapağındaki Özdemir Asaf şiiriyle noktalayalım.
Şiirin adı, “Anahtar”
“Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus-git ya konuş –gel ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.”

