Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: ANAMUR HALK OYUNLARINDAN HAMÇÖKELEK (GERALİ) OYUNUNUN HİKÂYESİ -1

Bu haberin fotoğrafı yok
Denizin mavisi  ile  çamların yeşilinin buluştuğu  noktada  başta  küçük Ali olmak  üzere  mahallenin çocukları  diğer günlerde olduğu  gibi kumda yine oyun oynuyorlardı.
Arkadaşları Abdullah, Nazmi, Süleyman ve İbrahim kendisinden yaşça  büyük olmalarına  rağmen oyun kuruculuk görevi hep  Ali ye  aitti.
O günkü  oyun  şöyleydi:
Denizle kumun birleştiği noktaya kumdan bir dağ  yapılacak dağın  bir yanında  Türk askerler öbür yanında düşman askerleri bulacak.
Denizle kumun  birleştiği noktada  bulunan  kumdan askerlerin  elinde kurumuş çam  dallarında  yapma dolma  tüfekler verilecek.
Gel-git  hareketleri sebebiyle denizin dalgası hangi kumdan askeri  yıkıyorsa o vurulmuş sayılacak.
En son kumdan asker dağın hangi tarafında  kalıyorsa o gurup galip sayılacaktı.
Oyun için boylarının büyüklüğünde, 3 adım eninde kum dağı yapmışlar, ormandan getirdikleri taşları, yeşil çam dallarını kumların üzerine yerleştirip hayali dağı oluşturmuşlardı.
Dağın  doğu tarafına 10`larca  Türk askeri, batı tarafına daha kalabalık düşman askerleri yerleştirmişler, askerlerin ellerine silah vermişlerdi.
Denizin dalgası  hangi askeri  yutuyorsa karşı tarafın onu  öldürdüğü kabul  ediliyordu.
Son asker ne tarafta kalmışsa  o gurup  galip ilan  ediliyordu.
Asker oyununun yanı sıra kumdan sıralı evler, mamure kalesine benzer  kaleler yapılır gece bekletilir gel-git hareketleri sonunda  deniz yaptıklarına yıkmışsa üzüntü, su geri çekilmişse mutluluk duyulurdu.
Su üzerinde taş kaydırma, kütüklerden kayık yapma, denize atılan bir ağacı kıyıya çekme, kumdan yer kazıp su bulma, kumun bittiği yerde başlayan çam ormanında saklambaç-çom – ağaca tırmanma-yer kapmaca-kurt kuzu oyunu-kumda yarış- taşla kare yapma- birdir bir- Soyunup giyinme- halat çekme… gibi basit oyunlar  çocukların başlıca  eğlenceleriydi.
Uçsuz bucaksız deniz kilometrelerce uzunluktaki kum hemen bitişiğindeki çamlık ve mahalle araları onların başlıca oyun alanlarıydı.
Bu oyunlara bazen Ali`nin kardeşi Emiş, ağabeyi İlyas arkadaşlarının kardeşleri ve komşu mahallelerin çocukları da katılırdı.
Henüz ilk okula gitmeyen onlarca çocuk mahallenin eğlence kaynağı idi.
Geceleri yapılan mahalle toplantılarında da çocuklar bir araya gelir  kendilerine  göre oyun  oynarlardı. Bu oyunlar aile büyükleriyle aynı odada, gaz lambası veya ocakta yanan kütüklerin ışığında gürültü yapmadan oynanan ayak oyunlarıydı.
Oyunlardan biri şöyleydi:
Çocuklar sırayla otururlar ayaklarını yan yana uzatırlar, “ebe” olan çocuk elleriyle ayaklara vurarak  şu tekerlemeyi  söylerdi:
Birlim,  ikilim, üçlüm, dörtlüm, beşlim, altılım alma, yedilim yelme, sekizim selme, dokuzum dolma, onlum orak, onbir  dayak, sen gir ayak, sen çık ayak…
Sona kalan ayağa, Oyunun başı olan ‘’ebe’’ sorar: -‘’ – keserim kaça? ’’
Cezalı çocuk : –‘’Beşe’’
Ebe:-‘’ – vermem beşe, çalarım daşa’’ diyerek havlu veya sopa ile eline vurur oyun biterdi.
Büyüklerin sohbeti bitmemiş ise oyun tekrar edilirdi.
Ali, Hazma ile Asiye’nin ortanca çocuklarıydı.
Yıllar önce köyden şehre inmişler Çorak’ta, deniz kıyısında bir ev sahibi olmuşlardı.
Evin bahçesinde limon, portakal, mandalina, erik ağaçları, bir köşesinde de tavuk kümesi vardı.
Mutlu bir aile yaşantısı sergiliyorlardı.
Her yıl Anamur ve Bozyazı ovasının sulanan arazilerine çeltik ekilir, hasat mevsiminde başta Hamza olmak üzere ekili çeltik arazisi olanların yüzü gülerdi.
Bu mutluluk yıllar yılı devam etmişti, ta ki acı haber yayılıncaya kadar…
Bir yaz günü Ali’nin arkadaşları Süleyman ile Nazmi bilinmeyen bir sebeple aynı gün ölmüş, mahalle mateme bürünmüştü.
Aradan  3 gün  geçmiş Nazmi`nin bir yaşındaki  kardeşi de ölmüştü.
Ölüm, çocuklar arasında kol  geziyordu.
Hiçbir  yetkili buna bir anlam veremiyordu.
Çorak`ta yaşayan diğer mahallelerden, Bozyazı`dan da ölüm haberleri geliyordu.
Yaz sezonu  boyunca onlarca çocuk toprağa verilmişti.
Bir yıl sonra yaz mevsiminde  yine korkulan  olmuş toplu çocuk ölümlerinin yanında bu defa büyüklerden de  ölenler olmuştu.
Denizin mavisiyle çamların yeşilinin buluştuğu noktada yıllarca mutlu bir yaşantı süren insanlar ne yapacağını şaşırmış vaziyetteydi.
Veysel dayının oğlu Abdullah ile Kara Hasan’ın oğlu İbrahim’de vefat etmişti.
Ali’nin kardeşi Emiş ’de ölen çocuklar arasındaydı.
Ankara’dan sağlık ekibi gelmiş, durum anlaşılmıştı:
Ovada çeltik ekimi yapılırken meydana gelen bataklıklarda çoğalan sivrisinekler ölüm olaylarını meydana getiriyordu.
Sıtma paraziti, anofel cinsi sivrisinek aracığıyla insandan insana taşınmış, halsizlik, ateş, baş ağrısı, titremeyle kendini göstermiş, toplu ölümlere sebep olmuştu.
Yayla da yeri–yurdu olanlar göç etmişler, neredeyse Anamur-Bozyazı boşalmıştı.
(Devam edecek)