Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ABİDİN GÜNEYLİ-TOPSUZ İĞNE: SABIR TAŞI…

Bu haberin fotoğrafı yok
*Önceki yazlarımda “biraz sabır edelim, umudumuzu kesmeyelim” demiştim.
* “Biraz sabır” demiştim.
*Enflasyona ezdirilmeyeceğimiz söylendi, “biraz bekleyelim” demiştim.
*Dövizde birazcık düşme oldu devamı gelecek, “aman biraz sabır” demiştim.
*Ve sonra…
* “Özür diliyorum” demiştim!
*Daha sonraki yazımda ”Zam geldi-Yağmuru yolda” demiştim.
*Ne yazık ki bu defa yanılmamışım.
*Keşke yanılsaydım.
*Zammın adını bile değiştirdiler.
*Adı artık “güncelleme” oldu…
*Geçen gün özel bir hastaneye doktora gittim.
*Muayene ücretleri güncellenmiş.
*Vatandaşta sabır taşı çatladı.
*Sahi bu “Sabır Taşı Çatladı” ne demek?
*Sabır taşı çatladı deyimi için sözlük: “Yaptıkların sınırı çoktan aştı” diyor.
*Sabır taşı çatladı deyiminin bir de öyküsü var.
*Bu kadar sıkıntıdan sonra bu masal hepimize iyi gelecek.
* Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken bir ülkede yaşayan genç ve güzel bir kız varmış bir gece rüyasına giren büyük bir kuş kıza: Ülkedeki yakışıklı şehzadenin başında kırk gün, kırk gece hiç ayrılmadan beklerse hayallerinin gerçekleşeceğini söylemiş.
*Genç kız bu rüyayı neden gördüğünü bilmiyormuş.
Yorgun olduğu bir gece, derin bir uykudayken, masal bu ya. Yatağından bir kuş tarafından alınmış ve sarayın penceresinden şehzadenin odasına bırakılmış.
*Sabah uyanan kız şaşkınlıkla etrafına bakınmış. Şaşkına dönmüş. Rüyasında gördüğü şehzadenin odasındaymış. Rüyayı sebepsiz yere görmediğini düşünen kız kırk gün kırk gece şehzaden başında bekleyememiş.
*Kısa sürede saray çalışanlarına alışan genç kızı herkes şehzadenin bakıcısı zannetmiş. Bir gün pencereden dışarı bakınca bir korsanın bir cariyeyi sattığını görmüş. O cariyeyi 10 altına satın almış. Şehzadenin odasında bu iki kadın birbirlerine hikâyelerini anlatmışlar.
*Güzel kız rüyasını anlatarak kaç gündür şehzadenin odasında beklediğini ve kırk gün kırk gece olmasına bir gün kaldığını, en geç ertesi günün sabahına kadar şehzadenin uyanacağını söylemiş.
*Güzel kız sarayda yemekhane ve şehzadenin odası dışında hiçbir yeri görmediği için merak içindeymiş. Bu sebeple cariyeye “Benim yerime şehzadenin başında bir gün bekler misin? Ben biraz sarayı dolaşıp gelirim” demiş.
*Güzel kız odadan ayrıldıktan kısa bir süre sonra şehzade uyanmış. Başında bekleyen cariyeye ne zamandan beri uyuduğunu sormuş. Cariye kırk gün kırk gece uyuduğunu söylemiş.
*Şehzade cariyeden yiyecek bir şeyler istemiş. Yemekten sonra da “Başımda kırk gün kırk gece bekleyen sen miydin?” diye sormuş.
*Cariye şehzadenin gözüne girmek için genç ve güzel kızdan hiç bahsetmemiş “Evet şehzadem kırk gün kırk gece sizin başınızda ben bekledim” demiş.
*Şehzade, “Bana rüyamda kırk gün, kırk gece başımda bekleyen güzel ve iyi yürekli kızla evlenmem söylendi. Benimle evlenir misin?” demiş.
*Cariye sevinçle hemen bu teklifi kabul etmiş. O sırada odaya dönen genç kızın konuşmasına fırsat vermeden şehzadeye onu kendi cariyesi olarak tanıtmış.
*Şehzade, dillere destan bir düğünle bu yalancı cariye ile evlenmiş. Bu arada genç kızdan da kurtulmak isteyen cariye sürekli eziyet ediyormuş.
*Genç kıza büyük bir ceza vermek için bahane arıyor ve bir türlü bulamıyormuş. Sonunda genç kızı kendisi gibi kötü olan bir devle evlendirmeye karar vermiş.
*Genç kız gizlice şehzadenin huzuruna çıkarak dev ile evlenmek istemediğini kendisine yardım etmesini isteyince, şehzadenin de yardımıyla dev ile evlendirilmemiş.
*Bir gün şehzade hacca gitmeye karar verince saraydaki herkese hacdan neler istediklerini sormuş. Herkes bir şeyler istememiş. Genç kız “Bir Sabır taşı” istemiş.
*Bir ay sonra şehzade hacdan dönmüş. Herkese istedikleri hediyeyi, genç kıza da mercimek tanesi büyüklüğündeki sabır taşını getirmiş.
*Bir gün kız sarayın bahçesindeki bir ağacın altında oturmuş ağlayarak, başından geçenleri sabır taşına anlatmaya başlamış. O sırada bahçede dolaşan şehzade kızı işitince sessizce dinlemeye başlamış.
*Kız sabır taşına, “Sen olsan bunca acıya dayanabilir miydin?” deyince, sabır taşı şişmeye başlamış ve kız anlattıkça büyümüş ve sonunda da çatlamış.
*Baştan beri cariyeden şüphelenen şehzade cariyeye o kadar çok öfkelenmiş ki, cariyeye:“Seni gidi yalancı hain, ya kırk katır, ya kırk satır. Başkada tek söz söyleme.”demiş. Sonra da genç kızın yanına giderek ondan özür dileyerek evlenme teklif etmiş.
*Cariye ise yüzsüzce değerli inciler, altın ve ipekler ile ülkesine gitmek istemiş.
*Şehzade ise kırk katırın kuyruğuna bağlanarak ülkesine kadar yerlerde sürünerek götürülme emrini vermiş.
*Bunu duyan iyi yürekli kız şehzadenin yanına giderek, “Efendimiz, sizden bir dileğim var.”
Şehzade “Güzel sultanım dileğin, dileğim olsun” demiş.
*Güzel kız “Efendim o çok ağır bir ceza, en iyisi ona kırk katır yüklü inci, ipek ve sırma verin. Her gittiği yerde ona, işte sultan böyle olur desinler” demiş.
O yüreği iyilik dolu güzel kızı kıramayan şehzade cariyeye, kırk katır yüklü değerli eşya vererek saraydan göndermiş.
*İşte hep iyilerin kazandığı bir masal…
 *Umarım iyiler sadece masalda değil hep kazanır.
*Sıkıcı gündemden uzaklaşalım biraz diye bu masalı anlattım.
ÇARPITILMIŞ SÖZLER:
Ağaç yaşken kesilir.